Afyonluların dayanışma gecesi [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] AB'nin sınırları tartışılıyor



Afyonluların dayanışma gecesi [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] AB'nin sınırları tartışılıyor


Türkiye-AB ilişkileri  Saçmalayan AB komiseri Patten'a büyükelçi tepkisi Türkiye'ye Avrupa vizyonu veren Atatürk'tür.      AB Komisyonu’nun dış ilişkilerden sorumlu İngiliz üyesi Chris Pat-ten, İngiltere’de yaptığı bir konuşmada, “Atatürk'ün mirasının olumsuz hale geldiğini”, “Atatürk’ün de-rin devletin kurucusu olduğunu”, “etnik ve dini azınlıkları bölücü ola-rak gördüğünü”, “siyasette askerle-re kilit rolü verdiğini” söyleyip, “Bunların hepsi II. Dünya Savaşı'n-dan bu yana gerçekleştirmeye ça-lıştığımız Avrupa fikrine aykırıydı, hâlâ da aykırıdır” deyince Türk ka-muoyunun, sivil toplum örgütleri-nin ve Türkiye’nin AB Daimi Tem-silcisi Büyükelçi Oğuz Demiralp’in sert tepkilerine hedef oldu.     Bu sözleriyle bilgi ve kültür ek-sikliğini, analiz yeteneksizliğini göz-ler önüne seren Patten’a ve temsil ettiği AB Komisyonu’na derhal bir mektup gönderen Büyükelçi De-miralp, konuşmada maddi hatalar bulunduğunu vurguladı.     Atatürk'ün, “derin devletin ya-ratıcısı” olarak nitelendirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Büyükelçi Demiralp, derin devlet kavramının 1980'li yılların sonunda ortaya çıktığını, bu kavramın, huku-kun üstünlüğüne dayalı, çağdaş bir devlet yaratmış olan Atatürk dev-rim ve ilkeleriyle bağdaştırılamayacağını belirtti.     Büyükelçi Demiralp, Patten'in, Atatürk'ün etnik ve dini azınlıkları bölücü unsur olarak gördüğüne iliş-kin iddialarının yanlışlığı üzerinde de durarak, Lozan Antlaşması'nın Atatürk döneminde imzalandığını ve azınlıklar konusunda son derece ileri haklar içerdiğini hatırlattı.           Mektupta, Atatürk'ün kurduğu çağdaş toplumun ayırım yapmama il-kesine dayandırıldığı belirtildi.
     Büyükelçi Oğuz Demiralp, mektubunda, Türkiye'de askerlerin anahtar konumuna Atatürk tarafından getirildiği iddialarının yanlışlığına da değinerek, bunu “tarihsel bir hata” olarak nitelendirdi.  Mektup-ta, Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olmadan önce Silahlı Kuvvetler'den istifa ettiği gibi, o zamana kadar si-yasi yaşamda yer alan tüm ordu mensuplarını siyaset veya askerlik mesleği arasında seçim yapmaya mecbur ettiği hatırlatıldı.     Patten'in, konuşmasında, söz konusu iddiaları ileri sürdükten son-ra, bunların, İkinci Dünya Savaşı'n-dan sonra oluşan Avrupa düşüncesine aykırı olduğunu söylemesini de eleştiren Büyükelçi Demiralp, Ata-türk'ün 1938'de öldüğünün konuşmada belirtilmediğini ifade etti.Mustafa Kemal Atatürk'ün, İkinci Dünya Savaşı'nın çıkacağını öngö-rebilen nadir devlet adamlarından biri olduğunu ifade eden Demiralp, savaş öncesinde faşizm ve komün-izm arasında bölünmüş bir Avru-pa'da ülkesini demokrasiye yönelten nadir devlet adamlarından birinin de Atatürk olduğuna dikkat çekti.
     Büyükelçi Demiralp, Türkiye'-nin Avrupa vizyonunu yaratan lide-rinin Atatürk olduğunu vurguladı.      Yıl sonunda görev süresi dolacak olan AB Komisyonu’nun ken-dine yeni bir iş arayışındaki üyele-rinden Chris Patten, Türk basını-nın, kamuoyunun ve sivil toplum örgütlerinin de sert eleştirileriyle karşılaştı ancak sözlerini tekrar de-ğerlendirmek veya eleştirileri yanıtlamak zahmetinde bulunmadı. Verheugen'den kafa karıştıran açıklamalar     AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, son haftalarda yaptığı çeşitli açıklamalarla kafaları karıştırmayı bir kere daha başardı.
     Fransız ve İngiliz haber ajansları tarafından yansıtılan, Türk basınında da geniş yer bulan bir habere göre, Verheugen, Brüksel’de yaptığı bir konuşmada, Türkiye'ye diğer adaylarla aynı kriterlerin uygulanacağı güvencesi verirken, tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasından önce Türkiye'den siyasi kriterleri yüzde 100 yerine getirmesinin de istenemeyeceğini söyledi.     Tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasından önce Kopenhag siyasi kriterlerinin “yüzde 100” uygulamasının daha önce diğer AB adayı ülkelerden de istenmediğini belirten Verheugen, bu sene AB'ye üye olan 10 ülke ile 1997 ve 1999'da tam üyelik müzakereleri başlatıldığını, söz konusu ülkelerin o dönemde, demokrasi ve hukuk devleti olma alanlarında geliştirmeleri ge-reken unsurlar görüldüğünü ve bu unsurların ha-len mevcut olduğunu ifade etti.     Verheugen’in bu açıklaması Türkiye’de olumlu tepkiler ve memnuniyetle karşılandı, bor-sa yükseldi. Her ne kadar, Brüksel’deki Komis-yon kulislerinde, “Verheugen öyle dedi ama öy-le demek istemedi. Kriterlerin değil, reformların uygulamalarının yüzde 100 gerçekleşmesi beklenemez demek istedi” şeklinde açıklamalar du-yulduysa da, bunlar resmileşmedi ve Verheu-gen’in sözleri yalanlanmadı.
     Günter Verheugen, Brüksel’de yaptığı bir başka konuşmada da, Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerinin başlamasının AB üyesi olan Rumlar tarafından engellenmeyeceğini anlattı.     Bu sözleri not eden bir Türk gazeteci, bir basın toplantısında, Verheugen’e, “Kıbrıs Rum kesiminin, Türkiye ile müzakerele-rin başlamasını engellemeyeceği sözü verdiğini söylediniz. Oysa daha önce Papadopulos'un sizi aldattığını da belirtmiştiniz. Şimdi Rumlara nasıl güveniyorsunuz?” sorusunu yöneltti.     Verheugen, (bir kere daha) yanlış anlama ol-duğunu, Papadopulos ile bu konuyu görüşmedi-ğini, basında çıkan haberlerde Papadopulos hü-kümetinin Türkiye ile müzakerelerin başlamasını veto etmeyeceğinin belirtildiğini ve bu haberle-rin yalanlanmadığını, bu nedenle böyle bir de-ğerlendirmede bulunduğunu anlattı.