Türkiye-AB
ilişkileri Saçmalayan AB komiseri Patten'a büyükelçi tepkisi
Türkiye'ye Avrupa vizyonu veren Atatürk'tür.
AB Komisyonu’nun dış ilişkilerden sorumlu İngiliz üyesi Chris Pat-ten,
İngiltere’de yaptığı bir konuşmada, “Atatürk'ün mirasının olumsuz hale
geldiğini”, “Atatürk’ün de-rin devletin kurucusu olduğunu”, “etnik ve
dini azınlıkları bölücü ola-rak gördüğünü”, “siyasette askerle-re kilit
rolü verdiğini” söyleyip, “Bunların hepsi II. Dünya Savaşı'n-dan bu
yana gerçekleştirmeye ça-lıştığımız Avrupa fikrine aykırıydı, hâlâ da
aykırıdır” deyince Türk ka-muoyunun, sivil toplum örgütleri-nin ve
Türkiye’nin AB Daimi Tem-silcisi Büyükelçi Oğuz Demiralp’in sert
tepkilerine hedef oldu. Bu sözleriyle bilgi ve
kültür ek-sikliğini, analiz yeteneksizliğini göz-ler önüne seren
Patten’a ve temsil ettiği AB Komisyonu’na derhal bir mektup gönderen
Büyükelçi De-miralp, konuşmada maddi hatalar bulunduğunu
vurguladı. Atatürk'ün, “derin devletin
ya-ratıcısı” olarak nitelendirilmesinin kabul edilemez olduğunu
belirten Büyükelçi Demiralp, derin devlet kavramının 1980'li yılların
sonunda ortaya çıktığını, bu kavramın, huku-kun üstünlüğüne dayalı,
çağdaş bir devlet yaratmış olan Atatürk dev-rim ve ilkeleriyle
bağdaştırılamayacağını belirtti. Büyükelçi
Demiralp, Patten'in, Atatürk'ün etnik ve dini azınlıkları bölücü unsur
olarak gördüğüne iliş-kin iddialarının yanlışlığı üzerinde de durarak,
Lozan Antlaşması'nın Atatürk döneminde imzalandığını ve azınlıklar
konusunda son derece ileri haklar içerdiğini
hatırlattı.
Mektupta, Atatürk'ün kurduğu çağdaş toplumun ayırım yapmama il-kesine
dayandırıldığı belirtildi.
Büyükelçi Oğuz Demiralp, mektubunda,
Türkiye'de askerlerin anahtar konumuna Atatürk tarafından getirildiği
iddialarının yanlışlığına da değinerek, bunu “tarihsel bir hata” olarak
nitelendirdi. Mektup-ta, Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olmadan önce
Silahlı Kuvvetler'den istifa ettiği gibi, o zamana kadar si-yasi
yaşamda yer alan tüm ordu mensuplarını siyaset veya askerlik mesleği
arasında seçim yapmaya mecbur ettiği
hatırlatıldı. Patten'in, konuşmasında, söz
konusu iddiaları ileri sürdükten son-ra, bunların, İkinci Dünya
Savaşı'n-dan sonra oluşan Avrupa düşüncesine aykırı olduğunu
söylemesini de eleştiren Büyükelçi Demiralp, Ata-türk'ün 1938'de
öldüğünün konuşmada belirtilmediğini ifade etti.Mustafa Kemal
Atatürk'ün, İkinci Dünya Savaşı'nın çıkacağını öngö-rebilen nadir
devlet adamlarından biri olduğunu ifade eden Demiralp, savaş öncesinde
faşizm ve komün-izm arasında bölünmüş bir Avru-pa'da ülkesini
demokrasiye yönelten nadir devlet adamlarından birinin de Atatürk
olduğuna dikkat çekti.
Büyükelçi Demiralp, Türkiye'-nin Avrupa
vizyonunu yaratan lide-rinin Atatürk olduğunu
vurguladı. Yıl sonunda görev süresi
dolacak olan AB Komisyonu’nun ken-dine yeni bir iş arayışındaki
üyele-rinden Chris Patten, Türk basını-nın, kamuoyunun ve sivil toplum
örgütlerinin de sert eleştirileriyle karşılaştı ancak sözlerini tekrar
de-ğerlendirmek veya eleştirileri yanıtlamak zahmetinde bulunmadı.
Verheugen'den kafa karıştıran açıklamalar AB
Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, son
haftalarda yaptığı çeşitli açıklamalarla kafaları karıştırmayı bir kere
daha başardı.
Fransız ve İngiliz haber ajansları tarafından
yansıtılan, Türk basınında da geniş yer bulan bir habere göre,
Verheugen, Brüksel’de yaptığı bir konuşmada, Türkiye'ye diğer adaylarla
aynı kriterlerin uygulanacağı güvencesi verirken, tam üyelik
müzakerelerinin başlatılmasından önce Türkiye'den siyasi kriterleri
yüzde 100 yerine getirmesinin de istenemeyeceğini
söyledi. Tam üyelik müzakerelerinin
başlatılmasından önce Kopenhag siyasi kriterlerinin “yüzde 100”
uygulamasının daha önce diğer AB adayı ülkelerden de istenmediğini
belirten Verheugen, bu sene AB'ye üye olan 10 ülke ile 1997 ve 1999'da
tam üyelik müzakereleri başlatıldığını, söz konusu ülkelerin o dönemde,
demokrasi ve hukuk devleti olma alanlarında geliştirmeleri ge-reken
unsurlar görüldüğünü ve bu unsurların ha-len mevcut olduğunu ifade
etti. Verheugen’in bu açıklaması Türkiye’de
olumlu tepkiler ve memnuniyetle karşılandı, bor-sa yükseldi. Her ne
kadar, Brüksel’deki Komis-yon kulislerinde, “Verheugen öyle dedi ama
öy-le demek istemedi. Kriterlerin değil, reformların uygulamalarının
yüzde 100 gerçekleşmesi beklenemez demek istedi” şeklinde açıklamalar
du-yulduysa da, bunlar resmileşmedi ve Verheu-gen’in sözleri
yalanlanmadı.
Günter Verheugen, Brüksel’de yaptığı bir başka
konuşmada da, Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerinin başlamasının AB
üyesi olan Rumlar tarafından engellenmeyeceğini
anlattı. Bu sözleri not eden bir Türk gazeteci,
bir basın toplantısında, Verheugen’e, “Kıbrıs Rum kesiminin, Türkiye
ile müzakerele-rin başlamasını engellemeyeceği sözü verdiğini
söylediniz. Oysa daha önce Papadopulos'un sizi aldattığını da
belirtmiştiniz. Şimdi Rumlara nasıl güveniyorsunuz?” sorusunu
yöneltti. Verheugen, (bir kere daha) yanlış
anlama ol-duğunu, Papadopulos ile bu konuyu görüşmedi-ğini, basında
çıkan haberlerde Papadopulos hü-kümetinin Türkiye ile müzakerelerin
başlamasını veto etmeyeceğinin belirtildiğini ve bu haberle-rin
yalanlanmadığını, bu nedenle böyle bir de-ğerlendirmede bulunduğunu
anlattı.