Migros
Özcan Malkoç İsviçre firması Migros'un
Belçi-ka'da temsil hakkını alarak bu ülke pazarına, 2001'de hızlı bir
giriş ya-pan Türk işadamı Özcan Malkoç süratli adımlarla konumunu
güçlen-diriyor. Zorlu bir rekabet ortamında, Belçikalı rakiplerinin
"çelmeleri" ve çeşitli ithamlar nedeniyle yaşadı-ğı sıkıntılı günleri
artık geride bıraktığını belirten Malkoç, Türk gıda ürünlerini Belçika
piyasasına kabul ettirmenin mücadelesini veriyor.
"Batı Avrupa pazarına Türk ürünlerinin girişinde bir artış görül-düğünü
ancak bu artışın, Batı Av-rupa mallarının Türk pazarına giri-şiyle
mukayese bile edilemeyeceğini" belirten Özcan Malkoç, "Türk gıda
ürünlerinin bu pazara gerçek anlamda girdiğini söyleyemeyiz çünkü bu
ürünleri çok geniş ölçüde buradaki Türk tüketiciler alıyor" di-yor.
TÜKETİCİLER TÜRK
Özcan Malkoç, Türkiye'den Batı'ya gıda
ürünleri ihracatında yaşanan çeşitli zorlukları anlatırken bu ürünlerin
özellikle Türkler tara-fından tüketildiğini belirtiyor ve şunları
söylüyor: "Sadece gıda sektörü için
konu-şuyorum. Türkiye'de, sanayide, katkı maddelerinde, tarımda
ilerle-me var ama gıda üretiminde yok. Markalaşma var ama uluslararası
boyutta henüz kendini kanıtlamadı. Avrupalıların iyi tanıdıkları lokumu
bile kaliteli bir ürün olarak sunamı-yoruz. Azerbaycan, Rusya,
Kafkas-lar pazarlarına giren ürünlerimizi Batı Avrupa ve ABD
pazarlarına sokmakta zorlanıyoruz. Bu ülkeler-de yaşayan 3,5 milyon
Türk ile birlikte Bulgarlar, Arnavutlar, Kuzey Afrikalılar Türk
mallarının tüketicileri oluyorlar. Artık hedef Batılıları da bu
ürünlere alıştırmak ve kaliteyi hep arttırmak." BÜROKRASİ
SORUNU Türkiye'nin AB'ye girme mü-cadelesinin
ve uymak zorunda ol-duğu standart ve kuralların da işleri
kolaylaştırmadığını belirten Malkoç, "Türkiye'ye gizli ambargolar
uygulanıyor" diyerek şöyle devam edi-yor:
"Türkiye'den bir konteyner iki ayda geliyor. Altı ay kullanma tarihi
olan bir ürünün bu süresinin iki ayı yolda doluyor. Markette rafa
gi-rene kadar da bir ay geçiyor. Tüke-tici ürünün etiket tarihine
dikkat ediyor. Yasal zorunluluklar var. Bu zaman kaybı olunca, bize,
malları-nızı burada üretin diyorlar. Hedef-leri bu. Et, süt de
Türkiye'den ge-tirilemiyor. Bu arada üzülerek söy-lüyorum: Asıl sorun
Türkiye'deki bürokrasi. Örneğin, Türkiye'den gelecek bir konteyner
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na kontrol için gidiyor ve tahlil
sonuçları 25 ila 45 günde çıkıyor. Konteyner Anvers veya Rotterdam
limanına gelince bir günde çıkıyor..."
Türk piyasasında Alman, İtal-yan, İspanyol, Yunan gıda ürünle-rinin çok
satıldığına, Carrefour, Migros gibi mağazaların reyonlarını
doldurduğuna işaret eden Malkoç, Batı Avrupadaysa Türk ürünlerinin
genelde Türk mağaza ve bakkala-rında satıldığını, yerli marketlerde çok
az görüldüğünü, bu durumun değişmesi için çalışmak gerektiğini ifade
ediyor ve "İthal peynirler Türkiye'de reyon reyon satılırken benim
güzel peynirim neden buradaki satış mer-kezlerinde yok?"
diyor. Türkler tarafından Türk gıda ürünleri
tüketim oranının en yüksek olduğu ülkelerin başında Belçi-ka ve
Hollanda geldiğini belirten Özcan Malkoç, Almanya'nın bu sı-ralamada
daha arkada kaldığını an-latıyor. Türkiye'de
temsil hakkı Koç Grubu tarafından satın alınan ve kullanılan Migros'un
Belçika'daki tek temsilcisi olan Malkoç, bu İsviç-re markasının üretici
ve tüketiciye güvence verdiğini belirterek şunları
söylüyor: "Önümüzdeki yıllarda Koç Gurubu
market olarak Belçika'ya girmek istiyor. Önce Almanya'ya girecekler
sonra Benelüks ülkelerini düşünüyorlar. Benim market ve pe-rakendeyle
hiç ilgim yok, toptancı-yım. Bakkal, benzin istasyonu, night shop'lar
vs olmak üzere Bel-çika genelinde 3500 satış noktamız var. Bilinen
büyük markaları satıyo-ruz. Şarap, çerez, şekerleme, tüm içecek grubu,
alkol, telefon kartları, sigara, dondurulmuş ürünler, temizlik
ürünleri..." TADIM: DÜNYA MARKASI... Bu arada,
Belçika piyasasında kendinden çok daha fazla söz ettir-meye hazırlanan
"Tadım" markası da Özcan Malkoç'un Migros dağıtı-mından geçiyor ve
önemli hamlele-re hazırlanıyor: "Belçika'ya,
2001'de geldiğim-de, Türkiye'den bağlarımı koparmak istemiyordum.
Türkiye'den tüm gıda ürünleri gelsin istiyordum; bakliyat, zeytinyağı,
kuruyemiş... Ancak bu alandaki yoğun rekabete girmek istemedim.
Türkiye'den ge-tirilecek kaliteli ürün arayışı için-deydim. Getirip
pazara gerçek an-lamda sokabileceğimiz bir marka aradım. Tadım'ı böyle
buldum. 14 aydır Tadım ürünlerini satmaya başladık. Şimdi satışlarda
patlama hissediyorum. Eylül ayında ilk kon-teynermiz Belçika
Carrefour'a girecek. Belçika'daki tüm Carrefour mağazalarında Tadım
standtları kurulacak. Bunu çok zor kabul et-tirdik. Kriterleri çok
yüksek. Kalite-ye, ambalaja çok önem veriyorlar. Afrotoksin olayına çok
önem veri-yorlar. Bu madde antep fıstığı ve fındıkta bulunan kanserojen
bir madde. 0.8 Avrupa standartları, 0.2 Türkiye standardı ! Normalde
0.15'dir. Bu ürünler Türkiye içinde çok daha yüksek afrotoksin
içerir-ken, ihraç ederken bu oran bu ka-dar düşük. Bu aslında bir çeşit
gizli ambargo. Örneğin, Avrupa'da İran fıstığı satılıyor. Antep
fıstığı kat kat üstündür ve afrotoksin İran fıstığında çok daha fazla
var. Fın-dıkta da, İspanyol, Yunan, Ameri-ka ürünlerini alıyorlar ve
Türk fın-