Pınar Türker: [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Lüksemburg'da konferans



Pınar Türker: [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Lüksemburg'da konferans


Migros Özcan Malkoç      İsviçre firması Migros'un Belçi-ka'da temsil hakkını alarak bu ülke pazarına, 2001'de hızlı bir giriş ya-pan Türk işadamı Özcan Malkoç süratli adımlarla konumunu güçlen-diriyor. Zorlu bir rekabet ortamında, Belçikalı rakiplerinin "çelmeleri" ve çeşitli ithamlar nedeniyle yaşadı-ğı sıkıntılı günleri artık geride bıraktığını belirten Malkoç, Türk gıda ürünlerini Belçika piyasasına kabul ettirmenin mücadelesini veriyor.    "Batı Avrupa pazarına Türk ürünlerinin girişinde bir artış görül-düğünü ancak bu artışın, Batı Av-rupa mallarının Türk pazarına giri-şiyle mukayese bile edilemeyeceğini" belirten Özcan Malkoç, "Türk gıda ürünlerinin bu pazara gerçek anlamda girdiğini söyleyemeyiz çünkü bu ürünleri çok geniş ölçüde buradaki Türk tüketiciler alıyor" di-yor. TÜKETİCİLER TÜRK
     Özcan Malkoç, Türkiye'den Batı'ya gıda ürünleri ihracatında yaşanan çeşitli zorlukları anlatırken bu ürünlerin özellikle Türkler tara-fından tüketildiğini belirtiyor ve şunları söylüyor:     "Sadece gıda sektörü için konu-şuyorum. Türkiye'de, sanayide, katkı maddelerinde, tarımda ilerle-me var ama gıda üretiminde yok. Markalaşma var ama uluslararası boyutta henüz kendini kanıtlamadı. Avrupalıların iyi tanıdıkları lokumu bile kaliteli bir ürün olarak sunamı-yoruz. Azerbaycan, Rusya, Kafkas-lar pazarlarına giren ürünlerimizi Batı Avrupa ve ABD pazarlarına sokmakta zorlanıyoruz. Bu ülkeler-de yaşayan 3,5 milyon Türk ile birlikte Bulgarlar, Arnavutlar, Kuzey Afrikalılar Türk mallarının tüketicileri oluyorlar. Artık hedef Batılıları da bu ürünlere alıştırmak ve kaliteyi hep arttırmak." BÜROKRASİ SORUNU     Türkiye'nin AB'ye girme mü-cadelesinin ve uymak zorunda ol-duğu standart ve kuralların da işleri kolaylaştırmadığını belirten Malkoç, "Türkiye'ye gizli ambargolar uygulanıyor" diyerek şöyle devam edi-yor:     "Türkiye'den bir konteyner iki ayda geliyor. Altı ay kullanma tarihi olan bir ürünün bu süresinin iki ayı yolda doluyor. Markette rafa gi-rene kadar da bir ay geçiyor. Tüke-tici ürünün etiket tarihine dikkat ediyor. Yasal zorunluluklar var. Bu zaman kaybı olunca, bize, malları-nızı burada üretin diyorlar. Hedef-leri bu. Et, süt de Türkiye'den ge-tirilemiyor. Bu arada üzülerek söy-lüyorum: Asıl sorun Türkiye'deki bürokrasi. Örneğin, Türkiye'den gelecek bir konteyner Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na kontrol için gidiyor ve tahlil sonuçları 25 ila 45 günde çıkıyor. Konteyner Anvers veya Rotterdam limanına gelince bir günde çıkıyor..."      Türk piyasasında Alman, İtal-yan, İspanyol, Yunan gıda ürünle-rinin çok satıldığına, Carrefour, Migros gibi mağazaların reyonlarını doldurduğuna işaret eden Malkoç, Batı Avrupadaysa Türk ürünlerinin genelde Türk mağaza ve bakkala-rında satıldığını, yerli marketlerde çok az görüldüğünü, bu durumun değişmesi için çalışmak gerektiğini ifade ediyor ve "İthal peynirler Türkiye'de reyon reyon satılırken benim güzel peynirim neden buradaki satış mer-kezlerinde yok?" diyor.     Türkler tarafından Türk gıda ürünleri tüketim oranının en yüksek olduğu ülkelerin başında Belçi-ka ve Hollanda geldiğini belirten Özcan Malkoç, Almanya'nın bu sı-ralamada daha arkada kaldığını an-latıyor.      Türkiye'de temsil hakkı Koç Grubu tarafından satın alınan ve kullanılan Migros'un Belçika'daki tek temsilcisi olan Malkoç, bu İsviç-re markasının üretici ve tüketiciye güvence verdiğini belirterek şunları söylüyor:      "Önümüzdeki yıllarda Koç Gurubu market olarak Belçika'ya girmek istiyor. Önce Almanya'ya girecekler sonra Benelüks ülkelerini düşünüyorlar. Benim market ve pe-rakendeyle hiç ilgim yok, toptancı-yım. Bakkal, benzin istasyonu, night shop'lar vs olmak üzere Bel-çika genelinde 3500 satış noktamız var. Bilinen büyük markaları satıyo-ruz. Şarap, çerez, şekerleme, tüm içecek grubu, alkol, telefon kartları, sigara, dondurulmuş ürünler, temizlik ürünleri..." TADIM: DÜNYA MARKASI...      Bu arada, Belçika piyasasında kendinden çok daha fazla söz ettir-meye hazırlanan "Tadım" markası da Özcan Malkoç'un Migros dağıtı-mından geçiyor ve önemli hamlele-re hazırlanıyor:     "Belçika'ya, 2001'de geldiğim-de, Türkiye'den bağlarımı koparmak istemiyordum. Türkiye'den tüm gıda ürünleri gelsin istiyordum; bakliyat, zeytinyağı, kuruyemiş... Ancak bu alandaki yoğun rekabete girmek istemedim. Türkiye'den ge-tirilecek kaliteli ürün arayışı için-deydim. Getirip pazara gerçek an-lamda sokabileceğimiz bir marka aradım. Tadım'ı böyle buldum. 14 aydır Tadım ürünlerini satmaya başladık. Şimdi satışlarda patlama hissediyorum. Eylül ayında ilk kon-teynermiz Belçika Carrefour'a girecek. Belçika'daki tüm Carrefour mağazalarında Tadım standtları kurulacak. Bunu çok zor kabul et-tirdik. Kriterleri çok yüksek. Kalite-ye, ambalaja çok önem veriyorlar. Afrotoksin olayına çok önem veri-yorlar. Bu madde antep fıstığı ve fındıkta bulunan kanserojen bir madde. 0.8 Avrupa standartları, 0.2 Türkiye standardı ! Normalde 0.15'dir. Bu ürünler Türkiye içinde çok daha yüksek afrotoksin içerir-ken, ihraç ederken bu oran bu ka-dar düşük. Bu aslında bir çeşit gizli ambargo. Örneğin, Avrupa'da  İran fıstığı satılıyor. Antep fıstığı kat kat üstündür ve afrotoksin İran fıstığında çok daha fazla var. Fın-dıkta da, İspanyol, Yunan, Ameri-ka ürünlerini alıyorlar ve Türk fın-