Yurtta
barış cihanda barış Son dönemde, laik Türkiye
Cumhuriyeti'ne ve kurucusu Musta-fa Kemal Atatürk'e yönelik
saldırı-lar, kışkırtmalar, tuzak girişimleri gi-derek artıyor. Bir
yanda Ermeni lo-bisi, bir yanda Kıbrıs'taki referandum sonuçlarını ve
yapılan haksız-lıkları unutturmaya çalışan Rum lo-bisi yoğun
faaliyetlerini sürdürüyor. Bunun nedeni sadece Türkiye-AB ilişkilerinde
hassas bir dönem yaşa-nıyor olması değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti,
müthiş potansiyeliyle, istikrarlı bir büyüme içinde etki alanını
genişletiyor. Bu durumdan rahatsız olanlar, kendi çaplarında,
"tekerlere çomak sokmak" için ça-ba
harcıyorlar. Brüksel'de, Belçika Atatürkçü
Düşünce Derneği (BAAD) öncülü-ğünde "Türk Platformu" tarafından
düzenlenen "Soykırım İddialarını Reddet" adlı bir yürüyüş yapıldı.
Duyarlı Türklerle birlikte Türk kö-kenli bazı politikacıların da yer
al-dıkları yürüyüşte, yıllardır gündeme taşınmaya çalışılan sözde
Ermeni soykırımı iddiaları kınanırken, Brüksel'de bu iddiaları
simgeleyen bir anıt bulunması da eleştirildi ve çeşitli mesajlar
yansıtıldı. BADD Başkanı Mahir Pala, Belçika'daki Türk kökenli
politikacıların bu asılsız iddialar karşısında açık ve etkin bir tavır
sergilemelerini de istedi. Yürüyüşte verilen
ana mesaj, Türklerin Ata'ya ve Cumhuriyet il-kelerine bağlılıkları ile
"Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" temel hedefinden sapma olmadığı... Barışçı
bir ülke-nin barışçı insanları, bir kere daha anlatmaya ve göstermeye
çalıştılar ki, Türkiye ve Türkler, tüm komşularıyla, Batı Avrupa'yla,
bütün dün-ya ülkeleriyle, "kin ve düşmanlık" değil, "barış ve
dostluk" paylaşmak istiyor. Buna karşılık, iftiralar,
haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında duyarsız, sessiz kalmak
niyetinde olmayan Türkiye ve Türkler, Belçi-ka'da da, laik Cumhuriyet'i
ve Ata-türk ilkelerini bir türlü anlayama-yanlara tepkilerini
gösteriyorlar. Batı Avrupa'da, yıl sonuna
ka-dar Türkiye çok tartışılacak. Türki-ye karşıtları, çeşitli iddiaları
günde-me taşıyarak siyasileri ve kamuoyu-nu olumsuz etkilemenin
mücadele-sini veriyorlar. Bu ülkelerde yaşa-yan Türklerin etki ve
kapsama alanları, gerçekten de, Ankara'daki hükümetlerinkinden ve Türk
Dışiş-leri'ninkinden çok daha büyük. Dernekler, sivil toplum örgütleri
ve yerel basın, böyle hassas bir dö-nemde, demokratik yollardan,
Tür-kiye'yi ve Türkleri gereği gibi anlatmak, asılsız iddiaları ve
saldırıları çürütmek için el ele vermek durumundalar. Bunu, "kendileri
çalıp, kendileri oynayarak" başaramazlar. Seçimler öncesinde davetlere
ka-tılıp "göbek atan" Belçikalı politika-cılara; birlikte yaşadığımız
Belçikalı dost ve komşularımıza anlatılması, öğretilmesi gerekenler
var. Anlatabilmek ve öğretebilmek için de,
haklı davalarda bilgi ve ira-de sahibi olmak gerekiyor.