Liege
Belediye Başkanı Willy Demeyer Hayri Uluç röportajı
"Liège" denince akıllara önce "şirin aksanlı
sempatik insanlar diyarı" gelir. Bir de "Barış Manço"…
Kentin sosyalist Belediye Başkanı Willy
Demeyer, "Anadolu" ekibini sıcak karşıladı ve Türk toplumuna ilginç
mesajlar verdi. Liège'in 185.000'lik nüfusu, kayıtsızları da
hesaba katarsak 200.000'i geçiyor. Uzun yıllardır belediye yönetiminde
olan, 1989’dan bu yana da Belediye Başkanı olarak görev yürüten
Demeyer, kentin tarihi nitelikleri üzerinde dururken, bin yıl
Prensliğin başkenti olmuş şehirin Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika
arasında stratejik önem taşıyan konumuna dikkat çekiyor. Demeyer,
kömür ve maden sektörünün ardından reformlarla taşımacılık sektörüne
yöneldiklerini; liman, otoyollar, TGV ve Bierset havaalanıyla yeni
istihdam alanları açıldığını, kent ekonomisinin geleceğe güvenle
baktığını anlatıyor, "Çok borcu olan bir şehirdik. Şimdi sırtımızı
doğrultuyoruz. Büyük şantiyelerimiz var. Şehir merkezinde Avrupa'nın en
büyük ticaret galerisi açılacak" diyor.
Kentte 140 tabiyetten insan yaşadığını, çok kültürlü bir toplumun söz
konusu olduğunu belirten Başkan Demeyer, yabancıların bu bölgeye işgücü
talebi nedeniyle geldiklerini hatırlatarak şunları söylüyor:
"İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Belçikalılar,
patronların verdiği parayı yeterli bulmuyor, maden ocaklarına inmek
istemiyorlardı. Önce İtalyanlar geldi. Patronlar, aynı paraya
yabancıları çalıştırma manevrasına giriştiler. Yabancılar ülkenin
refahına katkıya başladı lar. Sosyolojik açıdan bakınca, herkesin bu
gelişmeden menfaat elde ettiği görülebilir. Liège'in, hoşgörü ve
kardeşlik temelinde, çok sıcak kabul gösteren bir halkı var."
"Sorunlarımız da oluyor" diyen Demeyer, şöyle devam
ediyor: "Gelen yabacılar, ülkelerindeki bazı
sorunları beraberlerinde getiriyorlar. Belçikalılar da yabancı ülkelere
gidip yerleştikleri zaman, örneğin Flaman Valon çatışmalarını
beraberlerinde taşıyorlar. Liège Belediye Başkanı olarak, yasalara ve
kurallara uyulması koşuluyla herkesin eşit olmasına önem veriyorum.
İnsanların tabiyetleri, menşeyleri önemli değil. Herkes Liègeli ve ben
her bireye karşı aynı sorumluluğu taşıyorum." "Türk toplumuyla hiç
sorunum yok" diyen Demeyer, "Etnik gruplar arasında eşitsizlik ve
ayırım olmamasına ve aşırı sağın konuşlanmamasına önem veriyor,
dikkatli davranıyorum. Bu alanlarda da sorun yaşamadık. Türkiye'nin iç
sorunları konusunda tavır almak durumunda da değilim. Bu konuda baskı
da gelmiyor"
diyor.
Türklerin Liège kentinde sosyal, kültürel ve ekonomik yaşama katılım ve
katkılarının giderek arttığını anlatan Willy Demeyer şunları
söylüyor: "Türkler giderek daha fazla uyum
sağladılar. Mükemmel lokantaları var. Camilerle sağlıklı bir diyalog
kuruldu. İslam sorun yaratmıyor. Benim gördüğüm tablo pozitif.
Türklerin çoğunluğu Belçika tabiyeti de aldı ve katılımcı oldular.
Belediye bünyesinde de güven gerektiren görevler üstleniyorlar. Türk
ulusunun özellikleri sayesinde uyum sağlıklı bir şekilde gerçekleşiyor.
Atatürk'ün laik ülkesinin insanları; dini, felsefi inançlara saygı
gösteriyorlar. Kamu hizmetlerinin iyi çalışmasının önemini biliyor,
katkıda bulunuyorlar. Bu son derece önemli bir unsur. Liège'de, Türk
tabiyetli veya asıllı insanların yaklaşımlarını çok yapıcı ve olumlu
buluyorum. Yabancıların varlığını güzel bir fırsat olarak algılıyor ve
çok kültürlü bir kenti yönetmekten gurur duyuyorum."
Demeyer gettolaşmalara karşı olduğunu da belirtiyor:
"İnsanların iyi kabul görmeleri için çaba harcamak durumundayız.
Örneğin konut alanında ayırımcılık yapmamak, gettolar oluşmasına yol
açmamak gerekiyor. Bu her zaman kolay olmuyor. İnsalar birbirlerine,
ailelerine yakın ikamet etmek eğilimi gösteriyorlar ama bu entegrasyonu
kolaylaştırmıyor. Olanaklarımız çerçevesinde çözüm arıyoruz."
Türk toplumunu daha yakından, daha içerden tanımak
için çaba harcadığını, bu toplumun iç sorunlar yaşadığını da
düşünmediğini belirten Belediye Başkanı, "Liège'deki Türkler huzurlu ve
mutlu olunca, bu durum kentimiz için; kültür ve ticaret için artı puan
ve kazanç olur" diyor. "Kent ekonomisi
çelişkili bir durumda. Geleneksel üretim faaliyetlerini geride bırakıp
ululslararası pazar ve rekabet sorununu aşmakta zorluk çekiyoruz ama
potansiyelimiz var" diyen Demeyer, kentteki üniversitenin rolünün
öneminin de