Bir keresinde, köpeğimize bakması için bir tanıdığımıza emanet ettik ve
Türkiye'ye izine gittik. Biz gittikten sonra köpek üzüntüden yemeden
içmeden kesilmiş, hastalanmış. Üç hafta sonra döndüğümüzde, neredeyse
ölmek üzereydi ama bizi gördüğündeki o sevinç anını anlatabilmem mümkün
değil. Kısa zamanda kendini toparladı ve eski haline
döndü. Geçen yıl annemi yanımızda biraz kalması
için Belçika'ya getirdik. Eve geldiğimizin bir iki saat sonrası, annem
biz farkında olmadan terasa çıkmış ve inanılmaz bir şey, o bahçeden kuş
uçurtmayan Haydut (köpeğimizin ismi) annemin yanında ve tek bir jest
yok. Sanki annemi daha öncesinden tanıyor ve ona göre davranıyordu.
Halbuki, bahçe ve teras onun koruma bölgesidir ve oraya bir yabancının
girmesine asla müsade etmez. Bu olayla da, bir kere daha emin oldum ki
bu hayvanlar gerçekten ve derinden hissediyor, tanıyor,
biliyorlar. Aslında o ülkemizin
güzelliklerinden biri. Denizimiz, güneşimiz, iklimimiz, hatta
karekterimiz gibi bize özgü. Yüksek Anadolu yaylalarının, karlı
dağlarının, uçsuz bucaksız platolarının, sert iklimlerinin cesur
bekçisi, kurtların korkulu rüyası "Kangal". “Anadolu Türk Çoban Köpeği"
o. Onu ve ırkını korumalıyız. Onu da diğer güzelliklerimiz gibi
başkalarına kaptırmamalıyız. Onların kendi ortamlarından ayrılmalarına
gönlüm razı olmuyor ama az çok genel hatlarıyla anlatmaya çalıştığım
böyle bir hayvana yine de sahip olmak istiyorsanız, lütfen yeriniz çok
müsait olsun. Çünkü Kangal'a evin içerisinde balkonda kafeste bakmak
hem zor olur, hem de hayvan çok mutsuz olur. Onun en azından rahatça
koşabileceği alanları olması gerekir. Bugün
artık Kangal'ın ünü taa Amerika'ya, Avustralya'ya kadar ulaşmış
durumdadır. Kangallar, oralarda koyun sürülerini yabani köpeklere karşı
korumak için görev yapmakta ve çok başarılı olmaktadırlar. Yabancılar
da bu harika hayvanı tanıyor ve ondan faydalanıyorlar artık.
Belçika'da, Hollanda'da, Fransa'da ve İngiltere'de kangal sahipleri
çoğalıyor. O zaten bir marka, ama bizler de
elimizden geldiği kadar onu iyi anlatalım, ırkını iyi koruyalım.
İnanıyorum ki bu şekilde, az da olsa, memleketemizin tanıtımına bir
katkı sağlamış oluruz. Evet arkadaşlar,
benden bu kadar. Eğer kangallar hakkında farklı bilgi ve gözlemleriniz,
anılarınız, onlarla ilgili duyduğunuz hikayeler, bire bir yaşadığınız
olaylar varsa, bunları benimle paylaşmanızı rica ediyorum. Bu güzel
ırkı tanımayanları bilgilendirmeye ve onun soyunu korumak için herkesi
elinden geleni yapmaya davet ediyorum. (Aydemir Aslan)
(aydem001@hotmail.com KANGAL KÖPEĞİNİN TARİHÇESİ
Kangal Köpeğinin tarihçesini araştırdığımızda en küçük bir belgeye
rastlayamadık. Kangal köpeği hakkında çeşitli rivayetler söz konusudur.
Bir rivayete göre M.Ö. Asurlular ve Babilliler zamanında türediği,
aslan ve kaplan gibi vahşi hayvanlara karşı korunmak, savaşlarda
yararlanmak amacıyla büyük bir özenle yetiştirildiği anlatılmaktadır.
Bu köpeğin çok rahat bir şekilde aslanı mağlup ettiği söylenmektedir.
İkinci bir rivayete göre, Hint mihracesinin Osmanlı padişahına (Yavuz
Sultan Selim veya 4. Murat'a) bir köpek hediye etmesiyle başlamaktadır.
Sarayda bulunan ve aslanla boğuşan bu köpek aslanı öldürüyor. Böylece
padişahın nazarında büyük bir ilgi görüyor. Osmanlı ordusu doğu
seferine gelişinde Kangal Deliktaş dolaylarında köpeğin kaybolduğu ve
bütün aramalara rağmen bulunamadığı, Kangaldaki köpeklerin bu köpeğin
soyundan türediği rivayetler arasındadır. 17.Yüzyılda, Evliya Çelebi,
Seyahatnamesi’nde “aslan kadar kuvvetli” olarak tarif ettiği bu
köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu
köpeği beraberlerinde Anadolu'ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa'ya
yayılmasıyla çoğu Avrupa Çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği
sanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal
köpeklerinden bahsedilmekte, pedigreli yetiştiriciliği yapıldığından
söz edilmektedir. Kangal çoban köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan
tarihi geçmişten günümüze kadar ırk özelliklerini bozmadan
gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir
dostu olmasına ve dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen
tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır. Kangal köpekleri en zor iklim
ve çalışma şartlarında verilen görevi canları pahasına yerine
getirirler. KANGAL ÇOBAN KÖPEĞİNİN GENEL
ÖZELLİKLERİ Dünyada emsali görülmemiş bir köpek
türü olan Kangal Çoban köpekleri, Türkiye'de ve yabancı devletlerde
haklı bir üne sahiptir. Özellikle İngiltere ve Amerika'da bu köpekleri
sevenler tarafından dernekler kurulmuş, yarışmalar yapılmıştır.
Yabancıların gösterdikleri ilgi, son on ila on beş yıldır Türklerin de
ilgisini çekti. Kangal çoban köpekleri çok cesur, gayet hızlı ve
çeviktirler. Kadın ve çocuklara karşı gayet muhlis, kötü niyetli
kişilere karşı son derece caydırıcı bir silah olan Kangal köpekleri çok
zeki, ön sezileri kuvvetli ve sahibine aşırı bağlıdırlar. Sahibi
tarafından azarlandığı zaman suçlu bir çocuk gibi başını öne eğer,
sahibinin gözlerine mahsun mahsun bakarak af edilmesini bekler.
Hislerini yalnız hal, hareket, mimik ve jestlerle değil çıkardıkları
çeşitli tonlardaki havlamalarla belli ederler. Kangal çoban köpekleri
görevlerine çok sadıktırlar. Dağda sürüden ayrılan veya geride kalan
koyunun başında günlerce aç ve susuz bekledikleri Kangal çiftçileri
tarafından anlatılmaktadır. Kangal’a sahip çiftçilerin en büyük gurur
kaynağı köpeklerinin kurt boğmalarıdır. Kurt boğan köpeğe sahip olmak
onlar için bir ayrıcalık ve övünç kaynağıdır. Yüzyılların ihmaline
rağmen ne ırk vasıflarından ne de yüksek ruh yapısından en ufak bir
taviz vermemiştir. Kan asaletine çok bağlıdır. Doğuda serbest iken bile
başka bir karnivorla çiftleşmesi mümkün değildir.1975 yılında askeri
amaçla eğitime alınmış ve asırlardır bu yönde eğitim gören köpek
türlerinden çok daha yetenekli olduğunu kanıtlamıştır.Çift tabiyetli
Türklere yeni bir kolaylık Belçika’da yaşayan çift
tabiyetli Türklerin Türkiye’ye giriş ve çıkışlarında Türk pasaportu
kullanmaları zorunluluğunun kaldırıldığı
açıklandı. T.C. Brüksel Başkonsolosluğu’nun
yaptığı açıklamada şu ifadeler yer buldu:
“Belçika vatandaşlığını kazanıp çifte vatandaşlık statüsüne sahip olmuş
vatandaşlarımızın Türkiye’ye giriş ve çıkışlarında T.C. pasaportlarını
kullanma zorunluluğu kaldırılmıştır. Çifte
tabiyetli statüsündeki vatandaşlarımız, uçakla yapacakları seyahatlerde
Belçika kimlik kartları veya pasaportlarıyla birlikte T.C. nüfus
cüzdanlarını ibraz etmek koşuluyla, vize almaksızın ülkemize giriş ve
çıkış yapabileceklerdir. Karayolundan özel
taşıtlarıyla Türkiye’ye seyahat edecek olan vatandaşlarımızın Belçika
veya Türk pasaportlarını yanlarında bulundurmaları
zorunludur.” Brüksel Başkonsolosu Ahmet
Bigalı, “Anadolu” dergisinin konuya ilişkin sorularını yanıtlarken, 20
ila 40 yaşlarındaki erkeklerin, Türkiye’ye giriş ve çıkışlarda askerlik
durumlarını belirten belgeleri beraberlerinde bulundurmaları gereğine
dikkat çekti. Bu erkekler, yanlarında terhis belgesi veya askerlik
tehir belgesi bulundurarak askerlik durumlarını kanıtlamak durumunda
olacaklar. Sadece Belçika pasaportu veya kimlik
kartı kullananlar, tüm Belçikalılar gibi vize almak yükümlülüğünde
oluyorlar.