nın
anlamını araştır" demişti. O zamana kadar hiç düşünmediğim bu konuda
ciddi bir araştırma yapmıştım. İşte rahmetli Özal'ın telefon edip,
"Zeten başvuruya olumsuz yanıt belgesini zamansız bir şekilde ortaya
çıkarıp sorun yarattın. Bir de bayrak konusunu açma" demesi olayı böyle
başlamıştı. Ben, gazeteci olarak görevimi
yaptığımı, röportajın yayımlanıp yayımlanmaması kararının gazetenin
yönetimine ait olduğunu söylemiştim ve yazı
yayımlanmamıştı. Aradan biriki ay geçmişti.
Eylül 1989. Özal Strasbourg'a gelmişti. AB Komisyonu Başkanı Jacques
Delors bir basın toplantısı düzenleyip, "Avrupa hıristiyandır" demiş ve
Türkiye'ye kapıları kapatmıştı. Bu basın toplantısının hemen ardından
Turgut Özal bir basın toplantısı düzenledi.
Sordum: "Sayın Başbakan, yarım saat önce, bu
salonda Jacques Delors konuştu ve AB'nin hıristiyanlar topluluğu
olduğunu ve Türkiye'nin bu toplulukta yeri olmadığını söyledi. Ne
dersiniz?" Özal akıllı ve komplekssiz bir
başbakandı! Sorulan soruya kızmaz, yanıtını da düşündüğü gibi verirdi.
Dedi ki: "O zaman o 12 yıldızı çıkarıp yerine
12 haç koysunlar. Sen de o röportajını yayımla, herkes
görsün..." Tabii oradakiler röportaj konusunu
bilmedikleri için pek bir şey anlamadılar.
Şimdi size o röportajı özetleyeyim, bunu ilk defa
yapıyorum: Bugünkü AB bayrağı, gerçekte,
Strasbourg'da, 1949'da kurulan ve Türkiye'nin de kuruluşundan bu yana
üyesi olduğu Avrupa Konseyi'nin bayrağıdır. Bu bayrak projesi, 25 Ekim
1955'te Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından oylanarak
benimsenmiş, 8 Aralık 1955'te de aynı kurumun Bakanlar Konseyi
tarafından onaylanarak kabullenilmiştir. O zamanlar Avrupa Konseyi'nin,
Türkiye dahil 13 üyesi vardı. Türkiye'de, Menderes hükümeti ve
Dışişleri Bakanı Prof. Fuat Köprülü
işbaşındaydı. Avrupa Birliği (AB), Avrupa
Konseyi'nin bu bayrağını 1985'te, yani tam 30 yıl sonra kabul edip
benimsedi. O tarihte AB'nin 10 üyesi vardı. Bu rakam 1986'dan 1995'e
kadar 12, sonra 15 oldu, şimdi 25. Bayraktaki
yıldız sayısı hiç değişmedi. Pardon, değişti!
Ne zaman ve nerede değişti bilir misiniz?
1995'te, Türkiye'de! AB genişleyip üye sayısını
12'den 15'e çıkarınca TRT'de ve bazı Türk gazetelerinde "15 yıldızlı"
bayraklar gösterildi. Bizim meslektaşların "kafalarına göre" yaptıkları
bu değişiklikten, uyarıların ardından
vazgeçildi! Şimdi Avrupa Konseyi'nin ve AB'nin
internet sitelerine girip, "Bu bayrağın anlamı nedir?" sorusuna yanıt
ararsanız, çok garip ve mantıksız açıklamalarla karşılaşırsınız.
Örneğin: "Bir yılda 12 ay vardır, saat hesabı
12'ye dayanır" gibi... Peki bu bayrak projesi
kimin tarafından ve hangi zihniyetle Avrupa Konseyi'ne sunulmuş,
Türkiye'nin bile kabul etmesi nasıl olmuştur?
İşte ben bunu araştırmıştım. Avrupa Konseyi'nin
zabıtlarından hareketle bayrağı tasarımlayan ve sunan Strasbourglu
Fransızı buldum. Koyu bir katolik, sempatik bir adamdı. Başarısından
dolayı çok mutluydu ve bunun bir "mucize" olduğunu, İncil'den örnekler
vererek anlatıyordu. İncil'de, "Hıristiyanlık aleminin, 12 sarı
yıldızlı mavi bayrak altında toplanacağının" belirtildiğini
söylüyordu. Bu kişi, bayrak projesini
düşünürken, Paris'teki ünlü Rue du Bac Kilisesi'ne gitmiş. O kilise,
Meryem Ana'nın mucizelerinin sembolize edildiği bir yerdir. Hazreti
Meryem'in kocaman bir heykeli vardır ve heykelin kafa üstünde de 12
sarı yıldız... Fransız, bu bayrak projesini Avrupa Konseyi'ne sunarken
kabul edileceğini pek düşünmüyormuş:
"Mucize oldu" diyordu: "Müslüman Türkiye dahil
tüm ülkeler bayrağı kabul ettiler. İngilizler duruma uyanıp biraz
huysuzluk belirtisi gösterdiler ama sonunda
onayladılar..." Daha sonra, Avrupa Konseyi ve
AB bünyesinde bazı kesimler bu bayrağın değiştirilmesi için çaba
harcadılar ama başarılı olamadılar. Ve bugün, AB'de, bu bayrağın gerçek
anlamını, neyi simgelediğini bilmeyen yoktur, sadece bunu kabullenmeyen
birkaç kişi vardır. Bir bayrak AB'yi
"hıristiyanlar birliği" yapar mı?
Yapmaz. Sadece o zihniyette olanlara manevi güç
ve moral verir. Bayraklar, saygıdeğer
sembollerdir. Türkiye'nin de bilinçsiz bir şekilde onaylayarak kabul
edilmesini sağladığı bu "Avrupa Bayrağı", hareket noktası ne olursa
olsun, artık tüm "Avrupalıları" simgeliyor.
Eğer bu gerçekten “hıristiyanlar bayrağı” olsaydı, AFP, “yıldız sayısı
değişmeyecek” diye saf bir haber yapmazdı herhalde...
AB'nin genişlemesine ve Türkiye'ye ilişkin
tereddütlerine biraz hüzün, biraz kızgınlık, biraz da kıskançlıkla
bakanlar için bir "züğürt tesellisi" olur diye, Brüksel'deki Polonyalı
bir gazeteci arkadaşımın bir değerlendirmesini de aktarayım.
Bu Polonyalı, "huysuz bir AB karşıtı"dır. Dedi
ki: "Yahu siz Türkler çok şanslısınız. En
güzel, potansiyeli en yüksek Avrupa ülkesinin insanlarısınız ve neyse
ki bunlar (AB) sizi dışlıyor. Polonya girdi, AB'nin katı kurallarını
üstlendi ve her şey kötü gidiyor. Şimdi Batı Avrupalı şirketler,
işadamları hep Türkiye'ye kaçacaklar. Hem yakın bir ülke, hem de işgücü
ucuz, kurallar yumuşak, hareket alanları geniş... Bak göreceksin, yıl
sonunda AB Türkiye'ye tarih vermezse sizin ülkede yatırımlar daha da
artacak, biz daha da kötüye gideceğiz..." Bu
görüşü de not ettik ama tarih vermezlerse “ayıp ederler” yani..
10 yıl önceden karikatürler