[ .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]



[ .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]


Psikolg gözüyle Belçika Tek çare eğitim      Psikolog Serpil Özhan Perin, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezu olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'nde yüksek lisans okudu. 20 sene SSK hastanesinde psikolog olarak çalıştıktan sonra da geçen sene emekli olup Belçika'da yaşayan eşinin yanına yerleşti. Brüksel'deki bir sağlık merkezinde bir sene Türklerle ilgilendi ve kısa bir süre önce kendi psikiyatri merkezini açtı.      “Belçika'da yaşadığım bir sene zarfında çok kadınla konuştum. Psikolojik desteğe çok ihtiyaçları var” diyor Özhan Perin ve anlatıyor:      “Aslında büyük sorun, psikolojik değil, sosyolojik... Türkler buraya geldikten sonra çok kapalı yaşamışlar, açılmamışlar. İlk gelen nesil için çok büyük bir problem yok ama yeni yetişen nesil açısından çok sancılı oluyor. Evlenecekleri zaman seçim şansları hiç yok. Köye gidiliyor ve çoğunlukla da akrabalardan birinin kızıyla veya oğluyla evlendiriliyorlar. "Artık köyde bile evlenecek kimse kalmadı" diyorlar! Gelen gelinler, damatlar "Avrupa'ya geliyoruz" diyorlar ama onları çok farklı bir yaşam tarzı bekliyor.  Örneğin, "Biz Türkiye'deyken normal bir evimiz, ailemiz, mutfağımız, banyomuz vardı. Burada insanlar leğen içinde yıkanıyorlar" diyenler var. Büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Evden dışarı çıkartılmıyorlar. Bir sene kapıdan dışarı çıkmamış kızlar var. İnanılmaz sorunlar var.” BASKI BÜYÜK     Psikolog Özhan Perin, Türkiye’deki deneyimlerinin ardından Belçika’ya mukayese gücüyle bakıyor:      "Türkiye'de kadınların ezildiği söylenir ama evin direği kadındır genelde. Görünüşte erkek bile olsa, aslında evi çekip çeviren, karar organı kadındır. Burada ise çok büyük baskı var. Karar veren kayınvalideler var ama onlara da kendi kocalarından çok yoğun baskı var. Bazı yuvalarda sanki sevgi ortamı kaybedilmiş gibi geliyor bana. Kimi evlilikler sevgi temelinde yapılmıyor. Ne oğlan kızı tanıyor, ne kız oğlanı... Büyük bir aile içinde oturuyorlar, baş başa kalma şansları da yok. Yoğun bir iletişimsizlik ve sevgisizlik ortamında yaşayanlar var.” KOMŞU NE DER?     Peki çözüm nasıl olur? Yanıt şöyle:     “Çok zor. Belki de tek tek insanlara ulaşmaya çalışarak uzun soluklu bir mücadeleyle mümkün olabilir. Ya da kadınları dernekler aracılığıyla bir yerlere toplayarak olabilir. İş kadında bitiyor. Tek çare eğitim... Kadınlarımızı bilgilendirmemiz gerekiyor. Sadece gençlerle değil, kayınvalide olanlarla da konuşmak lazım. Herkes birbirinden çekiniyor. Herkesin ortak tasası "Komşum ne der?".. ERKEKLER DAHA KATI      Madem asıl baskı erkeklerden geliyor, onlarla da çalışmak gerekmez mi?      Özhan Perin kadınlara daha fazla güvenir gözüküyor:      “Erkeklerin eğitimi de elbette önemli ama bana kadından başlamak daha kolay gibi geliyor. Kadınlar çok daha açık oluyor, verileni almayı daha kolay kabul ediyorlar. Erkekler değişmek konusunda biraz daha katı. Sosyal çevreye daha fazla önem veriyorlar. Onlar için kahvedeki arkadaşının veya iş arkadaşının ne diyeceği çok önemli. Karısı telefon ettiğinde "hemen geliyorum" dese "kılıbık" denecek diye korkuyorlar. Çevre de küçük olduğu için baskı oranı artıyor. Hep aynı yerde yaşıyorlar ve aynı insanları görüyorlar. Türkiye'de insanlar artık bu kadar iç içe yaşamıyorlar. Daha şehir yaşantısı var. Burada insanlar dip dibe yaşıyorlar ama birbirlerinden çok uzaklar. Birbirleriyle konuşamıyor, dertleşemiyor, sırlarını pek anlatmıyorlar.”      “Kahveler de başlı başına bir sorun. Sağlıklı ortam değil. Bu konuda kadınlardan çok şikeyet geliyor. Kahvehaneler aileleri birbirlerinden uzaklaştırıyor. Bu alışkanlık olmasa belki ev gezmeleri artacak, ailece yapılabilecek ortak gezmeler olabilecek. 10 senelik çiftler birbirlerini tanımıyorlar. O zaman sevgi, anlayış ve iletişim gelişmiyor. Bence kahvelerden çok daha farklı ortamlar yaratılmalıydı. Kütüphanesi olan, çayı kahvesi de olan, daha medeni ortamlar oluşturulabilir. Ayrıca kahvelerde bu kadar gencin olması da beni şaşırttı.” İŞSİZLİK SORUNU       Psikolog Serpil Özhan Perin, gençlerde işsizlik oranının yüksekliğine de dikkat çekiyor ve Belçika'daki sosyal destek sisteminin istihdamı teşvik etmediğini düşünüyor:     “Bazı anne babalar da sanırım bu işsizlik olayına güvenerek çocuklarını okumaya yönlendirmiyorlar. 18 yaşına kadar bir okulda idare etsin ondan sonra da işsizlik parası alsın diye düşünüyorlar. Bir ömür boyu, gencecik insanlar kahvehanelerde zamanlarını geçiriyorlar.”  DAYAK      “Dayak konusu çok önemli ve berbat bir konu. Bunu doğal karşılayanlar var. İsyan eden genç kadınlar çok fazla ama "komşunun karısı da dövülüyor" diyerek sindirmeye çalışıyorlar. Bu durum derin izler bırakıyor. Kocasından dayak yiyip çocuğunu döven, sonra da vicdan azabı çeken kadınlarımız var. İşin kötü tarafının farkındalar ama o kadar çaresizler ki etraflarında hırslarını çıkartacak kimse olmayınca çocuklarından çıkartıyorlar. Başka türlü nasıl yapılır bilmiyorlar...  AÇEP ÇOK ETKİLİ      Belçika’da kadın derneklerinin uyguladığı Ana Çocuk Eğitim Programı’nın çok yararlı ve etkili olduğunu, katılımın artırılması gerektiğini belirten Özhan Perin şunları söylüyor:      “AÇEP programının kadınlara olan olumlu etkisini görebiliyorum. Çocuklarıyla diyaloğu, onları dövmeden, sözle yaklaşımı öğreniyorlar. Keşke bu tür programlara çok daha fazla kadın katılsa ama çoğunluğu evden izin alamıyor. Bu programın önemini anlayıp katılanlar hep devam ediyorlar ve memnun kalıyorlar.”       “Türkiye'den farklı olarak, burada yaşayan insanların önemli bir dil sorunu var. Buradaki psikolojik sorunlar daha fazla çünkü etkenler daha fazla. İnsanlar kendilerini işe yarar hissedemiyorlar. Çok sayıda erkek de geliyor bana, özellikle Türkiye'den gelen damatlar... Buraya üniversite mezunu olarak geliyorlar ama hiç dil bilmiyorlar, eğitimleri geçerli sayılmıyor, çok zorluk çekiyorlar. Avrupa'ya iyi koşullar için gelenler, daha kötüsüyle başetmek zorunda kalıyorlar.”   EĞİTİM      Gençlere önerilere gelince:      “Eğitim... Bu ülkede bütün fırsatlar var ama bu fırsatları değerlendirmek için yol gösterilmeye ihtiyaçları var. Çoğu derdini anlatamadığı için adım atamıyor. Nereye başvurabileceklerini, nereden ne isteyeceklerini gösterecek kurumlar kurulması ve insanların yönlendirilmesi lazım. Seçenekleri göstermek lazım.”      Sonuçta, sadece kadın derneklerine değil, Belçika’daki tüm sivil toplum örgütlerine büyük ve ağır görevler düşüyor.      Psikolog Serpil Özhan Perin’in Psikiyatri Merkezi Schaerbeek’te,  Av. Paul Deschanel, 92 adresinde.  Tel: 02.2156018  02.6737734