[ 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]




[ 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]


Belçika federal modelini Kıbrıs'a uyarlamak kolay gözükmüyor Hayri Uluç röportajı   Belçika'nın en ünlü anayasa uzmanlarından biri olan Profesör Francis Delpérée ile yaptığımız söyleşiyi ilginç bulacaksınız. Karmaşık bir federal yapıya sahip olan Belçika'da ne zaman bir anayasa sorunu yaşansa, Louvain Katolik Üniversitesi'nde  (UCL) Anayasa Hukuku Profesörü olan Delpérée'yi televizyonlarda görürüz. Geçen yılki genel seçimlerde sosyal hıristiyan CDH partisinin senato adayı olup 65.000 tercih oyu toplayan Delpérée, hazirandaki bölgesel seçimlerde de aynı partinin adayı ve bu kez hem Brüksel Parlamentosu'nda, hem de Senato'da yeri garanti gözüküyor. Ancak bizi ilgilendiren, Prof. Francis Delpérée'nin Kıbrıs ve Türkiye konusundaki görüşleriydi. Kıbrıs müzakerelerine faal olarak katıldı ve katılmayı sürdürecek. Türkiye konusunda da "ilginç" görüşler yansıtıyor. Her zaman olduğu gibi, sözlerini hiç saptırmadan aktarıyor, değerlendirmeyi okuyucularımıza bırakıyoruz.    Kıbrıs sorunu sizce çözülecek mi?  Kıbrıs sorunu çözülecekse şimdi çözülecek veya asla çözülmeyecek. Kıbrıs'ın AB'ye girişi Türkiye için bir kaldıraç rolü oynayacak. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar için de... Bugünkü durumda bir baskı ortamı var ve bu ortam her zaman bulunmaz. Toplumlararası müzakereleri ilerletmek ve sonuçlandırmak için bulunmaz bir fırsat var. Zorluklar da var. BM Genel Sekreteri Kofi Annan İsviçre federal sistemi temelinde çözüm arıyor. Oluşacak Kıbrıs'ın uluslararası ilişkilerinde, AB ile ilişkilerinde ise Belçika modelini ön plana çıkarıyor. Bu kapsamda BM tarafından Kıbrıs'a davet edildim. Önce Belçika sistemini ve bunun Kıbrıs'taki duruma nasıl uyarlanabileceğini anlattım. Anlatabildiniz mi? Belçika sistemini iyi anladıklarını sanıyorum. Örneğin, Avrupa bünyesinde tüm müzakerelerden önce toplumlar arasında müzakere ve uzlaşma lazım. Belçika'da, Fransızca ve Flamanca konuşanlar bir araya geliyor, tavır belirliyor ve Belçika'nın dış politikasında, AB'de izlenecek yol bu şekilde kararlaştırılıyor. Çevre, tarım gibi belirli alanlarda bir Valon, Flaman veya Brükselli bakan, sırası geldikçe Belçika hükümetini ve devletini temsil edebiliyor. Devlet, bölgeler ve toplumlar arasında bu alandaki mutabakatları Kıbrıslı Türk ve Rumlara anlattım. Önemli olan, bu modelin Kıbrıs'taki duruma uyarlanabilip uyarlanamayacağı... Orada da Türk ve Rum, iki toplum var ama Belçika'da belirli bir oran dengesi var: % 42 ve % 58. Kıbrıs'ta durum böyle değil. Türklerin sayısı çok az ve sonradan adaya gelenlerin geri gönderilmesinden de söz ediliyor. Orantı unsuru Belçika'da çok daha kolay bir ortam yaratıyor.   Açık konuşuyorum, kusura bakmayın. Bir başka önemli mukayese unsuru daha var: Belçika'da Fransızca konuşanlar, dil ve kültür açısından Fransa Cumhuriyeti ile dayanışma içindeler ama siyasi, kurumsal açıdan değiller. Flamanlar da Hollanda ile dil ve kültür yakınlığı içindeler ama hepsi bu. Almanca konuşan 67 bin Belçikalı da kendisini Alman hissetmiyor. Kıbrıs'ta farklı bir mantık var. Ben 1975'te ilk defa adaya gittim. Türk ulusal bayramında Türk bayrağı, Yunan bayramında Yunan bayrağı çekiliyor. Tatil günleri bile Yunan ve Türk günlerinde... Bir "anavatan" olayı var. Durum son derece farklı ! Bu gerçeği görmezden gelmek mümkün değil. Ayrıca Belçika'da hiçbir zaman BM ve mavi bereliler olmadı ! Bunları da anlatıyorum.   Belçika modeli, Kıbrıs'ın özellikle uluslararası alanda yetenek ve etki kazanması açısından ilginç bulunuyor. Dünyadaki federal sistemlere baktığınız zaman, uluslararası alanda en ileri giden tek model Belçika modelidir. ABD, Kanada, İsviçre, Almanya, Meksika gibi ülkelerde temel ilke "içerde ayrılık, dışarda birlik"tir. Bir başka deyişle, kirli çamaşırlar aile içinde yıkanır, dışarıya yansıtılmaz. Belçika modelinde toplumların dış temsilleri ve yetkileri çok ileri boyutta ve Kıbrıslı Türkleri cezbeden bir durum var. Sizce işin içinden çıkılabilecek mi?
 Kıbrıs'taki dostlarımla temaslarım oluyor. Son derece kötümserler. Vakit çok dar, takvim sorunları var. Ama baskılar çok yoğun. Türkler, AB hukukuna uymadığı gerekçesiyle geçersiz sayılacak bir antlaşmayı imzalamayız diyorlar. Derogasyonlar konusunda güvence istiyorlar. Bunun da mantıklı bir tarafı yok mu? AB garanti veremez ama bu alanda ben iyimserim. Birleşmiş bir Kıbrıs'ta siyasi irade olursa AB ile siyasi çözümler bulunabilir. AB, Kıbrıs'ta birleşme arzusu görmezse parmağını kımıldatmaz. Türkiye AB'ye girmek için bu işe bir çözüm bulmalıdır.  İşin içinden çıkılmazsa KKTC'nin tanınmasından söz edenler de var... Bu bir rüya bence... Partiniz CDH'ın Başkanı Bayan Milquet ile de konuştuk, Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda çok sıcak mesajlar veriyor. Oysa Batı Avrupalı hıristiyan demokratlarla sorunlar var, örneğin Almanlarla... Batı Avrupa'daki hıristiyan demokrat aile içinde yaşanan Türkiye sorunu nedir? Sorun hıristiyan aile bünyesinde bir sorun değil, daha genel bir sorun. Valery Giscard d'Estaing hıristiyan gruptan değil... Biz Belçikalılar hem kalpten AB'liyiz, hem de menfaatlerimiz gereği...