Merhaba
Türkiye Özlemi Bahar gelince içimdeki
Türkiye özlemi kamçılanıyor. Bir yandan, İstanbul’da yapacağım vapur
gezintileri, Karadeniz sahillerinde yürüyüşler, Güneydoğu’daki tarihi
eserleri ve güzel kentleri ziyaret için sabırsızlanıyorum. Bir yandan
da, mevsim nedir bilmeyen Belçika’da yaşadığım garip olayları umursamaz
oluyorum. Avrupa Parlamentosu’nda adamın biri
beni ve dergimizi “faşist” olmakla suçlayıp isminden söz ettirmeye
çalışmış. İcraatıyla beceremeyince, kavga yoluyla kendinden söz
ettirerek reklam arayışına girişmiş. Bir çeşit “sinek hareketi”ni bu
amaçla kullanmış. Benim tepkisizliğime
şaşıranlar çok oldu. Şu kadarını söyleyeyim: Avrupa’daki Türklerin ve
Türkiye’nin geleceği açısından, haziran seçimlerinde başarılı
olmalarını dilediğim sosyalistlere bu dönemde en ufak bir zarar vermek
istemediğim gibi, onların kendi içlerindeki parazitleri temizlemekte
olduklarını da görüyorum. Pire var diye yorgan
yakılmaz. Bir sürü emekle oluşturulmuş,
özveriyle katkıda bulunduğumuz ve desteklediğimiz bir derneğin
yönetimindeki iki arkadaşımızın, bu derneğin resmi kuruluşundan sonra
bir hafta geçmeden istifa etmeleri olayı karşısında tepkisiz kalanlara
tepki göstermememiz de şaşırtıcı olabilir.
Gösteririz. Biz de istifa ederiz, olur biter.
Kaybedecek vaktimiz yok. Avrupa Birliği’nin
bile “terör örgütü” diye tanıdığı örgütlerin Belçika’daki militanları,
kendilerine “terörist” dediğimiz için “alınmışlar”, tehditler
savuruyorlar. Umurumda değil... Ben babasını terörizm
savaşında şehit vermiş insanım. Arkalarında İran da olsa, Belçika veya
bir başka ülke de, Türkiyemize, ilkelerimize, Cumhuriyet’e, laik
rejime, insanlık değerlerine göz dikmiş terörizme karşı mücadeleyi
kendi çapımda sürdürürüm. Şehitlere verilmiş sözümüz var:
Korkmayacağız, susmayacağız... Güzel ülkelerin, güzel
insanlarının içini buçirkinliklerle karartmanın zamanı
değil. Bahar gelmiş, Türkiye özlemi heyecanımızı
arttırıyor. Bu sayının kapak resmini İstanbul’da çekip bize
getiren ekip arkadaşımız İlker Temir, muhteşem bir iş başarıp bizi
büyük bir ayıptan kurtardı. Artık internet sitemiz var, hem de
“Anadolu” kalitesine yakışan bir site. Girin
“www.anadolu.be” adresine, derginizi eksiksiz
izleyin. Olumsuzluklara odaklanmayı reddeden
bir ekibin en güleryüzlü elemanı olan İlker Temir’e özellikle teşekkür
etmemin nedenini, sitemizi keşfedince daha iyi
anlayacaksınız. İşte bizi cesaretlendiren,
korkusuzlaştıran, özgüvenimizi arttıran ve sizlere hizmete devam
edebilmek için kamçılayanlar, bu tür
insanlar... Diğerleri
“hikaye”... İftiralar, tehditler, bilinçsiz
tavırlar, çirkin siyasi oyunlar elbette olacak.
Siz de umursamayınız.
Bahar geldi. Bizi gerçekten yakan, içimizi
sızlatan tek şey var şimdi: Türkiye özlemi
! Dolunay Uluç La Fantasie Restaurant