[ .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]



[ .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]


Bizin yöreler Göcek      Uçağınız Dalaman’a doğru inişe geçtiği zaman pencereden bakınca gök mavisinin çam yeşiline dönüştüğünü fark edersiniz. Önce Fethiye Körfezi’ndeki sayısız koylara serpiştirilmiş irili ufaklı adalarla göz göze gelir, adacıklar arasında rüzgârla oynaşan yatları seyredersiniz. Karaya ayak basınca da, havanın tuzlu kokusu, bir deniz ve güneş ülkesine geldiğinizi müjdeler.     Dalaman Havaalanı’ndan Göcek’e uzanan 20 kilometrelik yol, tepe yamaçlarından kıvrılıp gider. Türkiye gibi bir deniz ülkesinde deniz ve denizci dostlarından sadece biridir Göcek ama öne çıkan özelliği, Akdeniz’deki en mavi rotanın merkezinde yer alması, neşeli denizcilerle yorgun teknelerine hizmetteki cömertliğidir.     Sahilde, mavi yolculuğun güzelliğiyle büyülenmiş deniz tutkunlarını, yatların bakım ve ikmali için koşturan denizcileri; marinalarda sulara tekrar açılmak için sabırsızlanan tekneleri, onları denize hazırlayan çalışkan ustaları görebilirsiniz. Sokaklarında, lokanta ve barlarında her milletten gezginle karşılaşabilirsiniz.      Göcek, sürekli gelişirken, mavi ve yeşili korumaya da büyük özen gösteriyor.     Mavi yolculuk sevdalılarının ve yatların buluşma yeri olan Göcek’in denizcilerle yakınlığı eskilere uzanıyor. Çünkü Göcek, bir zamanlar, Lykia’nın deniz kentlerinden Kalimche idi.      Göcek, “Halikarnas Balıkçısı” olarak da tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı, Azra Erhat ve Bedri Rahmi Eyüboğlu ile arkadaşlarınca tanıtılan “Mavi Yolculuk”ta MarmarisFethiye rotasının tam merkezinde... 1988 yılında SİT alanı olarak koruma altına alınan kıyılar, yapılaşmaya kapatılarak doğallığını korumuş. Issız ve sakin koylar, sadece mavi ve yeşili yaşamak isteyenlerin sığınağı olmuş. Rıhtımdaki tekneler, denize kavuşmanız için bir dolu seçenek sunuyor. İsteklerinize ve bütçenize uygun bir çözüm bulabilirsiniz. İster günübirlik turlara katılın, ister uzun süreli yat veya tekne kiralayın, her durumda muhteşem doğayı, eski zaman öykülerini ve Akdeniz’in tadını yaşama şansını yakalayacaksınız. On iki adalar turunda, rotanızda Tersane Adası, Yassıca Adalar, Kleopatra Hamam ve Plajı, Çamlı, Bedri Rahmi ve Taşkaya koyları, Boynuz Bükü, Ak Bük, Sıralı Bük gibi pek çok koy ve bük olacak.    Sadece Türkiye’de görebileceğiniz sığla ağaçlarının çılgın yeşiliyle tanışmanın, Akdeniz’de olmanın tadına varacağınız adsız ve ıssız koyları çok seveceksiniz. O arada, sizin gibi bu koylara tutkun olan deniz kaplumbağalarını unutmayın. Caretta caretta’lar, ürkek bakışlarıyla denizi süzerlerken onlarla göz göze gelebilirsiniz.     Bir kayadan iri gözleriyle size bakan bir balık resmi gördüğünüz zaman Bedri Rahmi Koyu’na geldiniz demektir. Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan daha önce dergimizde söz etmiştik. NATO’nun Brüksel´deki Genel Merkezi´ne girişte, 10 metreden fazla uzunluğu olan, yerden yüksekliği 3 metreyi bulan dev bir yapıt olduğunu, bu mozaik eserin Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun NATO’ya bir armağanı olduğunu anlatmıştık.    Bedri Rahmi, 1974’te kayalar üzerine yaptığı balık resmiyle, yamacında Lykia kaya mezarlarının yer aldığı zakkumlarla bezenmiş bu koya adını vermiş.      Komşu Taşyaka Koyu’ndan sonraki durak Kleopatra Koyu. Bu koyda, kısmen su altında kalmış kalıntılar Mısır kraliçesiyle çağdaş değilse bile adını Kleopatra’dan almış. Bira Karyalı, biraz bizanslı olan bu kalıntılar arasında kulaç atabilirsiniz.     Kalıntıların yoğun olduğu bir başka ada da, on iki adaların en büyüğü olan Tersane Adası. Kalıntılar daha çok eski Rum yerleşiminden. Bu adanın adı, Osmanlı donanmasına Birinci Dünya Savaşı’nda tersane olarak hizmet vermesinden geliyor.     Yörük geleneğinin devamı olan gözlemeyi bir tentenin gölgesinde, ayranla birlikte yiyebilir veya akşam, Akdeniz’in bereketli sofralarında deniz ürünleri şölenine yer ayırabilirsiniz.     Yassıca Adalar da çok güzel. İki tarafı deniz olan ince bir kumsal. Ucunda küçük havuzlar oluşmuş. Küçük adaya deniz içinden yürüyerek geçebiliyorsunuz.      Göcek, hem zorlu rüzgârlara kulak tıkayan koyları, hem Dalaman Havaalanı’na yakınlığı, hem de geniş bakım ve lojistik olanaklarıyla bir denizci limanı. Küçük, şirin pansiyonları, misafirperver çok yıldızlı otelleri, gelişmiş marinalarıyla denizi sevenlere hizmet vermekten keyif aldığını hissediyorsunuz.     Türkiye’nin yöreleri, güzellikleri anlatmakla bitmez. Özlemini hep çektiğimiz doğal güzellikler yanısıra “insani güzellikler” de tarih, mutfak, güneş zenginliğiyle buluşuyor. Bütün bunlar ülkenin her yerinde, öylesine güzel bir araya geliyor ki, gördükçe veya hatırladıkça o şarkıyı mırıldanıyoruz:     “Bir başkadır benim memleketim...”