[ .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]



[ .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]


Seçkin Erdem'den ebru çalışmaları      Sanatçı Seçkin Erdem, ebru sanatını Belçika’da tanıtmak amacıyla yoğun çalışmalarını sürdürüyor.      Ülkenin tüm kesimlerinde etkinliklere katılan, okullarda, derneklerde ve çeşitli kuruluşlarda uygulamalı gösteriler düzenleyen Seçkin Erdem, Brüksel’deki Anadolu Kredi Sanat Galerisi’nde de geçen ay açtığı sergi 20 Nisan’a kadar devam ediyor. (Place de la Reine, 20   1030Brüksel)Erdem bu çerçevede kurslar da düzenliyor.    Türk ebru sanatını yabancılara da tanıtan Seçkin Erdem’in Mons’ta, SHAPE bünyesinde; Hasselt’te Hotel Scool’da ve Brüksel’de International School’da düzenlediği ebru gösterileri de yoğun ilgi gördü.    Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Heykel Bölümü hocası olan ve öğretmen eşinin görevi nedeniyle Belçika’da bulunan Seçkin Erdem, başta Liege ve Limburg olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinde Türk çocuk ve gençlerine verdiği folklor eğitimi ve  kültürel faaliyetlere yoğun katkılarıyla da büyük takdir toplayan bir isim olarak tanınıyor. Ebru sanatı      Ebru Türklerin bir kağıt boyama sanatıdır. Başlangıç tarihi kesin bilinmemekle beraber imzalı ve tarihli ilk ebru Topkapı Sarayı'nda bulunan Arifi'nin 1539 tarihli "Guyi Çevgan" adlı eseridir.     Farsça "bulut" veya "bulutumsu" anlamına gelen ebru, İran kaynaklarına göre, Hindistan'da doğmuş, oradan da İran yoluyla Osmanlılara gelmiş. Bazı kaynaklara göreyse Türkistan kökenlidir.     Kaynağı neresi olursa olsun bu sanatın en iyi örneklerinin Türkiye'de olduğu, gelişimine en büyük katkıyı da Türklerin sağladığı düşüncesinde bütün sanat tarihçileri birleşirler.     Bir eserin "klasik ebru" olarak tanımlanabilmesi için kitreli suda, toprak bazlı boyalarla, tamamı doğal malzemeden, hiçbir kimyasal madde kullanılmadan yapılmış olması gerekmektedir.     Batılıların "mermer desenli Türk kağıdı" olarak tanımladıkları ebrunun Batı'da tanınmasında, Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya'dan kaçan bilim ve sanat adamlarının etkisi olduğu sanılmaktadır.     Suyun üzerine yapılan desenlerin kağıda geçirilmesiyle meydana gelen ebruda, suyla dans eder gibi hiçbir renk birbirine karışmadan figürler oluşturur ve bu figürlerin tekrarı mümkün değildir. Ebruculuk; yazmakla veya anlatılmakla öğretilemeyen, bütün klasik Osmanlı sanatlarında olduğu gibi "ustaçırak" yöntemiyle talebe yetiştirilebilen, icrası itibarıyla son derece güç ve ebrucunun iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanat dalıdır. Bu sanat dalı, teknik olarak resim yapmaya uygun değildir. Bir ebrucunun üç dört dakikada yapıverdiği bir ebruyu bir ressamın tuvalinde resmetmesi nasıl imkansız ya da çok zaman alıcı ise yağlıboya, suluboya gibi resim teknikleri dururken ebru tekniği ile resim yapmak da aynı derecede anlamsızdır.