Seçkin
Erdem'den ebru çalışmaları Sanatçı Seçkin
Erdem, ebru sanatını Belçika’da tanıtmak amacıyla yoğun çalışmalarını
sürdürüyor. Ülkenin tüm kesimlerinde
etkinliklere katılan, okullarda, derneklerde ve çeşitli kuruluşlarda
uygulamalı gösteriler düzenleyen Seçkin Erdem, Brüksel’deki Anadolu
Kredi Sanat Galerisi’nde de geçen ay açtığı sergi 20 Nisan’a kadar
devam ediyor. (Place de la Reine, 20 1030Brüksel)Erdem bu
çerçevede kurslar da düzenliyor. Türk ebru sanatını
yabancılara da tanıtan Seçkin Erdem’in Mons’ta, SHAPE bünyesinde;
Hasselt’te Hotel Scool’da ve Brüksel’de International School’da
düzenlediği ebru gösterileri de yoğun ilgi gördü.
Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Heykel Bölümü hocası olan ve
öğretmen eşinin görevi nedeniyle Belçika’da bulunan Seçkin Erdem, başta
Liege ve Limburg olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinde Türk çocuk ve
gençlerine verdiği folklor eğitimi ve kültürel faaliyetlere yoğun
katkılarıyla da büyük takdir toplayan bir isim olarak tanınıyor. Ebru
sanatı Ebru Türklerin bir kağıt boyama
sanatıdır. Başlangıç tarihi kesin bilinmemekle beraber imzalı ve
tarihli ilk ebru Topkapı Sarayı'nda bulunan Arifi'nin 1539 tarihli
"Guyi Çevgan" adlı eseridir. Farsça "bulut"
veya "bulutumsu" anlamına gelen ebru, İran kaynaklarına göre,
Hindistan'da doğmuş, oradan da İran yoluyla Osmanlılara gelmiş. Bazı
kaynaklara göreyse Türkistan kökenlidir.
Kaynağı neresi olursa olsun bu sanatın en iyi örneklerinin Türkiye'de
olduğu, gelişimine en büyük katkıyı da Türklerin sağladığı düşüncesinde
bütün sanat tarihçileri birleşirler. Bir eserin
"klasik ebru" olarak tanımlanabilmesi için kitreli suda, toprak bazlı
boyalarla, tamamı doğal malzemeden, hiçbir kimyasal madde kullanılmadan
yapılmış olması gerekmektedir. Batılıların
"mermer desenli Türk kağıdı" olarak tanımladıkları ebrunun Batı'da
tanınmasında, Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya'dan kaçan bilim ve sanat
adamlarının etkisi olduğu sanılmaktadır. Suyun
üzerine yapılan desenlerin kağıda geçirilmesiyle meydana gelen ebruda,
suyla dans eder gibi hiçbir renk birbirine karışmadan figürler
oluşturur ve bu figürlerin tekrarı mümkün değildir. Ebruculuk; yazmakla
veya anlatılmakla öğretilemeyen, bütün klasik Osmanlı sanatlarında
olduğu gibi "ustaçırak" yöntemiyle talebe yetiştirilebilen, icrası
itibarıyla son derece güç ve ebrucunun iradesi dışında birçok
değişkenden etkilenen bir sanat dalıdır. Bu sanat dalı, teknik olarak
resim yapmaya uygun değildir. Bir ebrucunun üç dört dakikada
yapıverdiği bir ebruyu bir ressamın tuvalinde resmetmesi nasıl imkansız
ya da çok zaman alıcı ise yağlıboya, suluboya gibi resim teknikleri
dururken ebru tekniği ile resim yapmak da aynı derecede anlamsızdır.