[ .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]



[ .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]


Sanat elçisi Nazife Can      Belçika'da yaşayan ve sanatla ilgilenen herkes Nazife Can ismini duymuştur. Biz de, Brüksel'de açtığı sergi öncesinde onunla yaşamı ve tabloları hakkında konuşup kendisini daha yakından tanımak istedik.      "Anadolu"nun geçmiş sayılarında Türkiye'den gelen gelin ve damatlardan, onların sorunlarından, çıkmazlarından söz etmiştik. Nazife Can da, Türkiye'den evlilik yoluyla gelmiş, hayallerinin peşinden koşmuş ve zorlukları aşarak başarıya ulaşmış bir kadın... Sığınma evinde başlayan bir “sanat yolculuğu” söz konusu...     Nazife Can, Adana'dan 16 yaşında gelin olarak gelmiş Belçika'ya... Gelmeden önce Adana Kız Meslek Lisesi'nin resim bölümünde okumuş. Hayali hep Güzel Sanatlar'da okumak olmuş. Belçika'ya da bu hayalleriyle ve umutlarıyla gelmiş ama ailesi buna izin vermemiş. İki yıl sonra, kucağında bir bebekle evden kaçmak zorunda kaldığını anlatıyor Can:     "Lise bitti. Adana'da akademi de yok. Üstelik çok çocuklu bir aileden geliyorum. Kız çocuğu tabii, hemen evlendirmek lazım... Sanırım annemle babam bunları düşünerek beni evlendirdiler. Belçika'ya geldiğimde Fransızca hiç bilmiyordum. Anladım ki eşimin ailesi okumama izin vermeyecek. Ben de çocuğumu alıp kaçtım evden. Geriye dönüp baktığımda kendimi çok cesur buluyorum. Bugün aynı mücadeleyi veremezdim herhalde..."      "Evden kaçmaya karar verince" bir tanıdıktan yardım isteyip okuma arzusunu yansıtan Nazife Can'ı uyarmışlar. Bu şekilde davranıp kötü durumlara, kötü yollara düşen kadınlarla tanıştırmışlar, tehlikeyi görsün diye... O ise tek hedefinin okumak olduğunu belirtmiş ve kararından vaz geçmemiş:     "Ne Belçikalı ne de Türk arkadaşım yoktu. Güzel Sanatlar Akademisi'ne gitmek istiyordum ama daha Fransızca "güzel sanatlar" nasıl söylenir bilmiyordum. Sonunda oğlumla beraber kadın sığınma evine yerleştim. Yerleşir yerleşmez, okumak istediğimi onlara da söyledim ama çocuğum olduğu için bunu mümkün görmediler. Ben buraya başlangıçta okumak amaçlı gelmiştim ama kendimi 18 yaşımda, elimde bir çocukla buldum. Sonunda Akademi'nin yolunu öğrendim, çok güzel bir his, büyük bir mutluluk yaşadım. Okulun müdürünü buldum, dil konuşamadan, ona resim yapmak istediğimi anlattım. Eylül ayına kadar beklemem gerekiyordu. Kadınlar yurdunda 6 ay kadar kaldım. O arada çocuk bakmam, hesap kitap yapmam ve dil öğrenmem gerekiyordu. Bulaşıkçılık yaparak para kazandım, okula başladım ve bitirdim."     Yağlı boya resim bölümünde eğitim gören Nazife Can, daha okuldayken sergi açıp beğeni toplayınca ve bazı yarışmalarda ödüller alınca cesaretlendiğini anlatarak şöyle devam ediyor:     "Artık hayatım resim oldu. Bir eve taşınacağım zaman bile ilk önce resim yapacağım ortama bakıyorum. Gelen bütün teklifleri kabul ettim, hiç birini reddetmedim. Kadınlar günü olsun, bir restoranın köşesinde sergi olsun, hepsini kabul ettim. Sonra galerilerde sergiler ve Belçika gazetelerinde benimle ilgili haberler yayınlanmaya başladı. Yabancı bir kadın ressam Belçikalılara ilginç geldi herhalde..."      Seçtiği sanat dalında kendini kanıtlamış olan Nazife Can, her zaman arayış içinde olduğunu belirterek şunları anlatıyor:      "Ama dönüp dolaşıp hep insanda odaklanıyorum. Kadınlar, anneler, sevgililer... Resimlerime başlarken ne yapacağımı bilerek başlamıyorum. Renklerle oynamaya başlıyorum, kompozisyon sonra geliyor. Konu yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bir sürü  renkler düşünüyorum ve yavaş yavaş insanlar belirmeye başlıyorlar... Boş bir odaya girip yavaş yavaş orayı dekore etmek gibi..."     Kadını anlatma çabaları üzerinde duran ve "Kadınlar yalnızken bile yeterince özgür olamıyorlar. Feminist değilim, sadece bir kadınım ve en iyi kendimi biliyorum. Resimlerimde kadını olduğunun bir ötesine götürmeye çalışıyorum" diyen Nazife Can, "işini iyi yapan, çocuklarını iyi yetiştiren, komplekslerinden vekorkularından arınmış kadınların" her yerde var olduklarını, daha rahatlıkla ve özgüvenle ortaya çıkmaları gerektiğini ve bunu umduğunu anlatıyor.      Dört yıldır Anderlecht Akademisi'nde öğretmenlik yapan Nazife Can'ın Erasmus Müzesi'nde dört eseri bulunuyor. Tabloları 1000 ila 4000 euro arasında satılıyor, yılda 810 resim yapıyor.      Nazife Canı'ın eserlerini gözlerinizle ve kalplerinizle keşfetmek için "L'Escale" Çağdaş Sanatlar Galerisi'ndeki "İlkbahar" sergisini 24 Nisan tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz. (Avenue Maurice, 44 1050Brüksel Tel:02.647 84 05) Türk seramik ve tezhib eserleri      Türk seramiğinin en ünlü isimlerinden Sıtkı Olçar ve tezhib ustası Dr. Münevver Üçer’in Brüksel’deki Conrad otelinde sergilenen eserleri büyük ilgi gördü.     Brüksel Büyükelçisi Erkan Gezer ve Brüksel Başkonsolosu Ahmet Bigalı öncülüğünde, Cumhuriyet'in 80. yılı etkinlikleri çerçevesinde açılan Çini Seramik ve Tezhip Sanatı Sergisi’nde Olçar ve Üçer sanatları ile ilgili bilgi de verdiler.      Bigalı, "Çini ve seramik sanatı dalında Kütahya'nın değil, Türkiye'nin Picassosu olarak anılan Sıtkı Olçar ve  tezhip sanatının değeri Münevver Üçer'in eserlerini Belçika'da sergilemek bizleri heyecanlandırdı. Bu eserler AB kapısında üyelik için bekleyen Türkiye'nin bir başka yüzünü göstermesi bakımından son derece önemli ve anlamlıdır” dedi.