Sanat
elçisi Nazife Can Belçika'da yaşayan ve
sanatla ilgilenen herkes Nazife Can ismini duymuştur. Biz de,
Brüksel'de açtığı sergi öncesinde onunla yaşamı ve tabloları hakkında
konuşup kendisini daha yakından tanımak istedik.
"Anadolu"nun geçmiş sayılarında Türkiye'den
gelen gelin ve damatlardan, onların sorunlarından, çıkmazlarından söz
etmiştik. Nazife Can da, Türkiye'den evlilik yoluyla gelmiş,
hayallerinin peşinden koşmuş ve zorlukları aşarak başarıya ulaşmış bir
kadın... Sığınma evinde başlayan bir “sanat yolculuğu” söz
konusu... Nazife Can, Adana'dan 16 yaşında
gelin olarak gelmiş Belçika'ya... Gelmeden önce Adana Kız Meslek
Lisesi'nin resim bölümünde okumuş. Hayali hep Güzel Sanatlar'da okumak
olmuş. Belçika'ya da bu hayalleriyle ve umutlarıyla gelmiş ama ailesi
buna izin vermemiş. İki yıl sonra, kucağında bir bebekle evden kaçmak
zorunda kaldığını anlatıyor Can: "Lise bitti.
Adana'da akademi de yok. Üstelik çok çocuklu bir aileden geliyorum. Kız
çocuğu tabii, hemen evlendirmek lazım... Sanırım annemle babam bunları
düşünerek beni evlendirdiler. Belçika'ya geldiğimde Fransızca hiç
bilmiyordum. Anladım ki eşimin ailesi okumama izin vermeyecek. Ben de
çocuğumu alıp kaçtım evden. Geriye dönüp baktığımda kendimi çok cesur
buluyorum. Bugün aynı mücadeleyi veremezdim herhalde..."
"Evden kaçmaya karar verince" bir tanıdıktan
yardım isteyip okuma arzusunu yansıtan Nazife Can'ı uyarmışlar. Bu
şekilde davranıp kötü durumlara, kötü yollara düşen kadınlarla
tanıştırmışlar, tehlikeyi görsün diye... O ise tek hedefinin okumak
olduğunu belirtmiş ve kararından vaz geçmemiş:
"Ne Belçikalı ne de Türk arkadaşım yoktu. Güzel Sanatlar Akademisi'ne
gitmek istiyordum ama daha Fransızca "güzel sanatlar" nasıl söylenir
bilmiyordum. Sonunda oğlumla beraber kadın sığınma evine yerleştim.
Yerleşir yerleşmez, okumak istediğimi onlara da söyledim ama çocuğum
olduğu için bunu mümkün görmediler. Ben buraya başlangıçta okumak
amaçlı gelmiştim ama kendimi 18 yaşımda, elimde bir çocukla buldum.
Sonunda Akademi'nin yolunu öğrendim, çok güzel bir his, büyük bir
mutluluk yaşadım. Okulun müdürünü buldum, dil konuşamadan, ona resim
yapmak istediğimi anlattım. Eylül ayına kadar beklemem gerekiyordu.
Kadınlar yurdunda 6 ay kadar kaldım. O arada çocuk bakmam, hesap kitap
yapmam ve dil öğrenmem gerekiyordu. Bulaşıkçılık yaparak para kazandım,
okula başladım ve bitirdim." Yağlı boya resim
bölümünde eğitim gören Nazife Can, daha okuldayken sergi açıp beğeni
toplayınca ve bazı yarışmalarda ödüller alınca cesaretlendiğini
anlatarak şöyle devam ediyor: "Artık hayatım
resim oldu. Bir eve taşınacağım zaman bile ilk önce resim yapacağım
ortama bakıyorum. Gelen bütün teklifleri kabul ettim, hiç birini
reddetmedim. Kadınlar günü olsun, bir restoranın köşesinde sergi olsun,
hepsini kabul ettim. Sonra galerilerde sergiler ve Belçika
gazetelerinde benimle ilgili haberler yayınlanmaya başladı. Yabancı bir
kadın ressam Belçikalılara ilginç geldi
herhalde..." Seçtiği sanat dalında
kendini kanıtlamış olan Nazife Can, her zaman arayış içinde olduğunu
belirterek şunları anlatıyor: "Ama dönüp
dolaşıp hep insanda odaklanıyorum. Kadınlar, anneler, sevgililer...
Resimlerime başlarken ne yapacağımı bilerek başlamıyorum. Renklerle
oynamaya başlıyorum, kompozisyon sonra geliyor. Konu yavaş yavaş ortaya
çıkıyor. Bir sürü renkler düşünüyorum ve yavaş yavaş insanlar
belirmeye başlıyorlar... Boş bir odaya girip yavaş yavaş orayı dekore
etmek gibi..." Kadını anlatma çabaları üzerinde
duran ve "Kadınlar yalnızken bile yeterince özgür olamıyorlar. Feminist
değilim, sadece bir kadınım ve en iyi kendimi biliyorum. Resimlerimde
kadını olduğunun bir ötesine götürmeye çalışıyorum" diyen Nazife Can,
"işini iyi yapan, çocuklarını iyi yetiştiren, komplekslerinden
vekorkularından arınmış kadınların" her yerde var olduklarını, daha
rahatlıkla ve özgüvenle ortaya çıkmaları gerektiğini ve bunu umduğunu
anlatıyor. Dört yıldır Anderlecht
Akademisi'nde öğretmenlik yapan Nazife Can'ın Erasmus Müzesi'nde dört
eseri bulunuyor. Tabloları 1000 ila 4000 euro arasında satılıyor, yılda
810 resim yapıyor. Nazife Canı'ın eserlerini
gözlerinizle ve kalplerinizle keşfetmek için "L'Escale" Çağdaş Sanatlar
Galerisi'ndeki "İlkbahar" sergisini 24 Nisan tarihine kadar ziyaret
edebilirsiniz. (Avenue Maurice, 44 1050Brüksel Tel:02.647 84 05) Türk
seramik ve tezhib eserleri Türk seramiğinin en
ünlü isimlerinden Sıtkı Olçar ve tezhib ustası Dr. Münevver Üçer’in
Brüksel’deki Conrad otelinde sergilenen eserleri büyük ilgi
gördü. Brüksel Büyükelçisi Erkan Gezer ve
Brüksel Başkonsolosu Ahmet Bigalı öncülüğünde, Cumhuriyet'in 80. yılı
etkinlikleri çerçevesinde açılan Çini Seramik ve Tezhip Sanatı
Sergisi’nde Olçar ve Üçer sanatları ile ilgili bilgi de
verdiler. Bigalı, "Çini ve seramik sanatı
dalında Kütahya'nın değil, Türkiye'nin Picassosu olarak anılan Sıtkı
Olçar ve tezhip sanatının değeri Münevver Üçer'in eserlerini
Belçika'da sergilemek bizleri heyecanlandırdı. Bu eserler AB kapısında
üyelik için bekleyen Türkiye'nin bir başka yüzünü göstermesi bakımından
son derece önemli ve anlamlıdır” dedi.