[ .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]



[ .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]


Sefire Gezer ile söyleşi Türk kadınını kadın yapan Cumhuriyet'tir      Türkiye’nin Brüksel Büyükelçisi Erkan Gezer’in eşi Gülsen Gezer, “Sefire” sıfatıyla değil, çağdaş bir Türk kadını olarak “Anadolu” dergisinin sorularını yanıtladı.ü Türkiye'deki kadının rolünü ve yerini nasıl görüyorsunuz?ü Kadının bugün Türkiye'deki yerini sağlayan, Cumhuriyet, Cumhuriyet devrimleri ve Atatürk'tür. Bu unsurlar olmasaydı biz de diğer bölge ülkelerinde olduğu gibi, kadın olarak geri kalacaktık. Yasalar açısından bizi çağdaşlaştıran ve erkekle eşit kılan Atatürk inkılaplarıdır. Ancak bugünkü uygulamalarda büyük eksiklikler var. Bunlar, ortaçağ törelerinden, batıl inançlardan ve bir takım alışkanlıklardan kaynaklanıyor. Bugün iftihar etmeliyiz ki çalışan pek çok kadınımız var. 5 tane rektörümüz, kadın dekanlarımız var ama 76 devlet üniversitesini düşünürsek bu oranlar çok az. 680 civarında ordu mensubumuz var. Güzel ama az. Yargıçlarımız var. Dışişleri Bakanlığı’nın genç memurlarının yüzde 50'si kadın. 25 tane kadın büyükelçimiz var... Bunlar 80 yıl içinde büyük atılımlar ama yeterli değil. Hâlâ 6 milyon okumayazma bilmeyen kadınımız var. Bir takım batıl, çarpık davranışlarla şiddete maruz kalan kadınlarımız var. Bu oran üniversiteli kadınlar arasında yüzde 73, kırsal kesimdeki kadınlar arasında ise yüzde 90 ! Son istatistikler bunu gösteriyor ve bu oranlar çok yüksek. Bunlar bizim ayıbımız. Bunları aşmanın yolu da eğitimdir. Kız çocukları okutmak, onlara yüksek tahsil şansı vermek lazım. Bunun için de annelerin, babaların eğitimli olması lazım. Ancak eğitim sayesinde kız çocukları bir takım tatsızlıklara direnebilirler. Mesela Türkiye'deki sığınma evi sayısı sadece 17. Yeterli mi? Hiç değil. Kanunlar açısından iyi durumdayız ama kanunların uygulaması açısından maalesef alışkanlıkların ve törelerin tutsağıyız. Ama çevremizdeki ülkelerden çok daha ilerideyiz. Kadınlar olarak çok dinamiğiz. Eğitimle zorlukları aşabileceğiz. Ama sadece kadının değil, erkeğin beyninin eğitimi de lazım...ü Belçika'daki kadınımıza mesajlarınız neler oluyor? Anneler var... Anneanneler, babaanneler var... Ve genç kadınlar var... Büyükanneler, yani birinci kuşak, 40 yıl evvelki törelerini buraya geldikten sonra da muhafaza etmişler. Bu ilk kuşakta değiştirebileceğimiz fazla bir şey yok. Anneler ise iki arada bir derede kalmış durumdalar. Annelerin kocalarına karşı sabırlı olmalarını ve ikna metodunu kullanmalarını öneriyorum. Sertlikten, şiddetten uzak durmalıyız. Dişi kuş yuvayı yapar, annenin kocaya karşı daha sabırlı ve anlayışlı olması lazım. Kocasını da eğitmesi lazım. Evlatla ilişki kurması lazım, devamlı sabırlı olması, baskıcı olmaması lazım. Eğer baskı yaparsa evlat tepkili olur, ya da pısırık... Dolayısıyla anne kuşağına çok fazla iş düşüyor. Bu nedenle annelerin kendilerini çok iyi eğitmeleri gerekiyor. Dil öğrenmesi, fikir olarak açık olması, Türk mahallelerinden çıkması lazım. Bunlar çok zor çünkü baskıcı bir sistem içinden kurtulup açılmak gerekiyor. Genç kuşakların ise artık en yüksek meslekleri hedeflemesi gerekiyor. Belçika’da üniversiteye katılım oranımız çok düşük. Çocuklarımız, kızlarımız burada çok daha fazla doktor, mühendis, dişçi, politikacı olabilmeliler. Bütün bunlar olur, yeter ki eğitimi sıkı tutalım, anneler ve babalar çocuklarını eğitimlere yönlendirsinler. Çok faal bir insansınız. Toplumun, kadınların arasındasınız. Gözlemleriniz neler?ü Vatandaşlarımızın kendi aralarında, kapalı yaşadıklarını gözlemliyorum. Madem ki burada yerleşikler, burasıyla kaynaşmalı, dilleriyle entegrasyonu gerçekleştirmeliler. Olmazsa olmaz bir kural bu... Bunu görmeliler. Yoksa üçüncü sınıf vatandaş olarak kalacaklar. Bunu hak etmiyoruz. Gençler daha yüksek seviyelere gelmeliler. Mücadele verince bir noktaya geliniyor, bunun örnekleri var. Biz AB'nin kapısını aralayabilirsek ve buradaki vatandaşlarımız sıkı eğitim görürlerse cephede bizi savunan insanlar onlar olacaklar. Böyle bir göreve de hazırlanmak gerekiyor.ü Erkeklere mesajlarınız neler?ü Erkekler daha anlayışlı olmaya mecburlar. Ön yargılardan kurtulmaya mecburlar. Eşlerine destek vermeye, yavrularını çağdaş yetiştirmeye (çağdaşın altını çiziyorum) mecburlar. Bunları söylerken; bizim makul, saygıya dayanan geleneklerimizi elbette muhafaza edeceğiz. Her toplumun gelenekleri vardır, geleneksiz bir toplum köksüz bir toplumdur. Ama hurafelerden, batıl itikatlardan, ortaçağ törelerinden artık süratle uzaklaşmamız lazım. Biz dinamik, 70 milyonluk, genç bir toplumuz. Kendimizi bir takım geri düşüncelerle aşağıya ve arkaya çekmeyelim. ü Bu anlattıklarınızı yapmaya çalışan kadın dernekleri var. Çabalıyorlar. Neler yapmak lazım?ü Annelerimizi mümkün olduğu kadar kapalı çevrelerinden çıkarmak lazım. Bunu yaparken erkeklerin de, eşlerinin iyi ellerde olduğu konusunda ikna edilmeleri gerekir. Kadınların, insanlarımızın bütünleşmesi lazım. Bu bizim görevimiz. Bizler iki ayrı grup değiliz. Düzeyimizi ne kadar yukarı çekebilirsek o kadar kazançlı olacağız. Türk imajı söz konusudur. Bu bağlamda da Belçika Türk Kadınlar Derneği bir avuç insanla iyi niyetli çabalar gösteriyor.  Ana Çocuk Eğitim Programı gibi çalışmalarla, annelerle çocukların ilişkilerine yardımcı olacak çok yararlı işler yapıyorlar. Herkes bir şeyler yapmalı. Ben anneleri buraya, elçilik konutuna davet edeceğim. Onlarla burada da bütünleşmek istiyorum.  Cumhurbaşkanı’nı temsil eden eve gelecekler ve benim de onlar gibi bir yüreğe sahip olduğumu, onlar gibi düşündüğümü ve onları sevdiğimi göstereceğim. Birbirimize yakın olmak, el uzatmak, anlamak, sevmek, bunları göstermek durumundayız.