Brüksel'de
Türk seramik sergisi Sıtkı Usta Belçika'da
Türk seramiğinin en ünlü isimlerinden Sıtkı Olçar’ın eserleri 1620 Mart
tarihleri arasında, Brüksel Conrad otelinde sergileniyor ve satışa
sunuluyor. Sıtkı Olçar'ın, namı diğer Sıtkı
Usta'nın su, ateş ve toprakla tanışması bundan tam 30 yıl öncesine
rastlıyor. 1948 yılında Kütahya'da doğan Sıtkı Olçar, Amerikalıların
termik santral yapımı için kurdukları şirkette çalışırken, belki de
daha küçük yaşlarda kanına girmiş olan çini sanatına doğru yönelmeye
karar veriyor. Bu uzun, zorlu ve sabır gerektiren yolculuğa ilk adımını
1975'te kurduğu Osmanlı Çini Atölyesi ile atıyor. Yaratıcılığı,
mesleğine duyduğu tutku, sevgi, arzu ve sabrının ürünleri ortaya
çıkmaya başladığında hedefine yaklaştığını hissediyor. Ellerinden çıkan
biçim ve desenler heyecanını daha da artırıyor. Sıtkı Usta hem kendini
aşmaya çalışıyor, hem de sanatının sınırlarını
zorluyor... İlk yıllarda İznik benzeri çiniler
üretiyor. Ama asıl ününü arkaik dönem formlar üzerine mavibeyaz iznik
çini imitasyonlarını çalışmaya başlayınca kazanıyor. Geleneklerine
bağlı yöre sanatçılarına ters gelen bu çalışmalar yabancıların
dikkatini çekiyor. Eserlerini alıp başka ülkelere taşıyanlar, Sıtkı
Olçar adını yurtdışında tanıtmaya başlıyorlar.
1980 yılından itibaren özellikle İznik çinileri üzerine çalışmalarını
sürdürüyor ve kaybolup gitmekte olduğu düşünülen 18. yüzyıl Kütahya
çiniliğine yeni bir boyut ve dinamizm getiriyor.
Ürettiği eserlerde Selçuklu devrinin ünlü
firuze sırrını yarı mat ve mat olarak yeniden canlandıran Sıtkı Olçar,
Selçukluların kullandığı sarı rengi üretmeye başlıyor. Çini ve seramik
çalışmalarını sanatından ödün vermeden sürdürmeye devam eden Olçar,
Türk çini sanatının büyük ismi Faik Kırımlı'dan İznik çinilerinin
inceliklerini öğreniyor ve mercan kırmızısının 300 yıldır çözülemeyen
sırrını bulmayı da amaç ediniyor. 1986'dan
itibaren, Sıtkı Olçar'ın yapıtları özel koleksiyon ve müzelerde yer
alıyor. Yunanistan, Fransa, İngiltere, ABD, Japonya, İsviçre, İtalya...
Yalnızca "Sıtkı" imzalı görkemli çini ve seramikler dünyayı dolaşmaya
başlıyor... Sabır dolu çalışmalar, insan, hayvan ve bitki motifleriyle
süslü el emeği göz nuru eserler uluslararası çevrelerde de kabul
görüyorlar. Ve dünyanın her yerinde artık
Sıtkı Olçar olarak değil, Sıktı Usta olarak anılıyor.
Sonsuz bir enerjiyle sürekli yenilikler
peşinde koşarken ve ünü de giderek artıyor. Sıtkı Usta
alçakgönüllülüğünden, neşesinden ve babacanlığından hiçbir şey
kaybetmemesini şöyle açıklıyor: "Ben
dünyayı, insanları, doğayı çok seviyorum. Bu nedenle de çevreme at
gözlükleriyle değil, geniş bir açıdan bakıyorum. Öyle olunca da
çevremdeki zenginlikleri görebiliyorum. Anadolu toprakları çeşitli
medeniyetlerin tarih ve kültür hazineleri ile dolu. Bunları görebilen
insanlar herşeyi düşünebilir ve
başarabilirler". Sıtkı Usta doğayı 21 yıl önce
Frig Vadisi'nde yerleştiği mağaraevinde yaşayacak kadar, Kütahya'yı da
her türlü teklifi geri çevirip, çalışmalarını orada sürdürecek kadar
çok seviyor. Zaman zaman yurtiçinden ve yurtdışından gelen misafirleri
ile vadinin etrafındaki köylerde kamp kuruyor, yürüyüşler yapıyorlar.
Bir yandan seramik sanatını tanıtırken, diğer yandan doğal
güzellikleriyle insanı büyüleyen ülkesini tanıtıyor.
Sanatın ve doğanın o pırıl pırıl, ışıklı
yollarında arayışını sürdürürken Sıtkı Usta, 1998'de bir ilki
gerçekleştiriyor: Bizans mozaiklerini yapıtlarında deniyor ve dünya
üzerinde Bizans sanatını çiniye aktaran ilk usta olma ünvanına da sahip
oluyor. Küheylan, pars ve tavus kuşunun haricinde insan ve yazı
figürlerine de yer veriyor mozaikler içinde. Ardından Osmanlı
İmparatorluğu'nın kuruluşunun 700. yılı kutlamaları için hazırladığı
değişik formlardaki tabaklarda Piri Reis'in haritalarından detaylar
sunuyor, tarihin içinden, derinliklere doğru bir yolculuğa götürüyor
sanatseverleri. Göz alıcı eserleriyle tarihi
günümüze taşıyan Sıtkı Usta hedefine ulaştı mı? Hayır. Çünkü o,
tükenmeyen tutkusu, heyecanı ve sonsuz yaratıcılık duygusu ile çini
sanatına yeni boyutlar kazandırma peşinde koşmaya devam ediyor.
Sanatına hayran bir koleksiyonerin söylediği gibi, "Türk kültürünün
tarihi derinliklerinden akıp gelen damlaları bir şelaleye
çeviriyor." Ona haklı nedenlerle "çini virtüözü" ya
da "çininin Picassosu" diyenler var. Renkleri, desenleri ve formlarıyla
göz kamaştıran eserlerinde, işlediği bir figürü bir daha tekrarlamadığı
için de koleksiyonerler peşinde... Olçar’ın
eserlerini Conrad otelinde görebilirsiniz. (Avenue Louise, 71
1050Brüksel) (1620 Mart saat 11.0019.00 arası) Anadolu dergisine
ödül Türkiye’deki hukukçuların saygın
kurumlarından “Hukukun Egemenliği Derneği” (HED), “Anadolu” dergisini
“Ayın Olayı” seçerek dergi ekibine manevi değeri yüksek bir ödül
verdi. HED, internet sitesinde
(http://www.hed.org.tr) bu kararı duyuruyor ve dergiyi tanıtan yazı ve
resimlere yer veriyor. HED Başkanı Avukat Erdem
Akyüz, “ayın kişisi” ve “ayın olayı” tanıtımlarının, “topluma, ülkeye,
insanlara olumlu katkıları olan kişi ve olayları tanıtmak
amacıyla” yapıldığını belirterek, “Bu denli büyük katkıların,
ayların değil yılların birikimi ile sağlanabileceği açıktır. Bu
bakımdan, bu kişi ve olayların, belli bir zaman ölçütüne bağlı
olmaksızın, her zaman önemli ve büyük oldukları kuşkusuzdur. Ancak
seçimin aylık olarak yapılmasından kaynaklanan zorunluk sonucu,
yaşadığımız günlere damga vuran kişi ve olayları ayın kişisi ve olayı
olarak tanımlamak zarureti hasıl olmuştur”
diyor. “Ayın kişisi” ve “ayın olayı”, öneriler
dikkate alınmak suretiyle, HED Yönetim Kurulu tarafından seçiliyor.
Hukukun Egemenliği Derneği’nin amacı, “Türkiye
Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, demokratik,
laik Cumhuriyet ilkelerine yönelik her oluşuma tepki göstererek kamuoyu
oluşturmak, adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, teknik,
ekonomik, sosyal yönden maddi ve manevi gelişmeyi, hukukun egemenliği
içinde sağlamak için çalışmalarda bulunmak” olarak
belirleniyor. Dernek, “Hukukun genel
prensipleri ve yasalar herkes için ve herkese eşit derece mutlaka
uygulanmalıdır. Yasalarda yer alan yaptırımların noksansız ve kesin
olarak uygulanmasına özen gösterilmelidir. Siyasi güç, ekonomik
zenginlik veya bir başka kuvvet taşıyanlara hiç bir şekilde ayrıcalık
sağlanamaz” ilkelerine büyük önem ve öncelik
veriyor. Hukukun Egemenliği Derneği’nin
dergimize yönelik değerlendirme ve iltifatlarına teşekkür ediyoruz.
Prof. Cüceloğlu'ndan konferanslar Ünlü eğitimci,
iletişim uzmanı Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu “aile ve iletişim” konulu
konferanslar vermek üzere Belçika’ya geliyor.
Cüceloğlu 3 Nisan’da Brüksel’de, 4 Nisan’da Genk Anatolia Salonu’nda, 5
Nisan’da Gent Türk Kadınlar Derneği Salonu’nda konuşacak.