Ermeni
lobisinin hayal kırıklığı Adalet Divanı Avrupa Parlamentosu kararını
çürüttü Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine
hukuksal alanda darbe vurma girişiminde bulunan ve bu amaçla Lüksemburg
Adalet Divanı'nda dava açan Ermeni lobisi hayal kırıklığına uğradı.
Adalet Divanı, Türkiye ile tüm ilişkilerin askıya alınmasını isteyen ve
Avrupa Parlamentosu'nun sözde soykırımı tanıyan bir kararını gerekçe
gösteren Ermenilerin adli girişimlerini haksız ve temelsiz bularak
reddetti. DAVA Fransa'nın Marsilya kentinde
faaliyet gösteren “EuroErmenistan” isimli bir dernek ve bu derneğin
yöneticileri olarak tanıtılan Gregoire ve Suzan Krikoryan isimli
şahıslar, geçen yılın Ekim ayında AB Adalet Divanı'na resmi başvuru
yaparak, “Avrupa Parlamentosu, AB Konseyi ve AB Komisyonu” aleyhinde
suç duyurusunda bulundular ve dava açtılar.
Davacılar, AB'nin üç kurumundan,
“Türkiye'ye adaylık hakkı tanıdıkları” gerekçesiyle manevi tazminat
talebinde bulundular. Başvuruda, sözde Ermeni
soykırımını tanımayan Türk Devleti'ne AB'ye adaylık hakkı verilmesinin
hukuka aykırı olduğu, Avrupa Parlamentosu'nun 18 Haziran 1987 tarihli
kararında sözde soykırımın tanındığı, bu kararın hukuk alanında
yaptırım gücü olduğu ve AB kurumlarının buna uyması gerektiği, dolayısı
ile AB hukukunun ihlal edildiği ileri sürüldü.
Davacılar, AB kurumlarından 1'er euro manevi tazminat isterken,
mahkeme masraflarının karşılanması için de 30 bin euro talep
ettiler. Başvuruda, Adalet Divanı'nın acil
karar mekanizmasının işletilmesi, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin
ve bu alanda sürdürülen müzakerelerin derhal askıya alınması talebi yer
buldu. Helsinki zirvesinde, 1011 Aralık 1999
tarihinde Türkiye'nin AB adaylığının resmen tanınmasının, bu yapılırken
Türkiye'nin önüne sözde Ermeni soykırımını tanıması koşulunun
getirilmemesinin AB hukukuna aykırı olduğunu ileri süren davacılar, AB
ile Türkiye arasındaki işbirliği mekanizmasının ve Türkiye'ye yapılan
yardımların da yasadışı olduğunu iddia ettiler.
Davacılar, Avrupa Parlamentosu'nun 1987 kararı doğrultusunda,
sözde soykırım tanınmadıkça, Türkiye ile tüm ilişkilerin askıya
alınması gerektiğini savundular. Türkiye'ye
adaylık hakkı veren ve bu ülkeyle ilişkileri sürdüren Avrupa
Parlamentosu'nu, AB Konseyi'ni ve AB Komisyonu'nu, sözde soykırımın
kurbanlarının anılarına ve tarihi gerçeklere karşı tavır almakla itham
eden davacılar, “tüm Ermeni halkının itibarının” söz konusu olduğunu
anlattılar. ADALET DİVANI'NIN KARARI
Adalet Divanı, kararında, Ermenilerin başvurularının “hiçbir hukuki
temeli bulunmadığı”, bu nedenle, Mahkeme yönetmeliğinin 111. maddesi
çerçevesinde, davalıların dinlenmesine lüzum görülmeden, gerekçeli
karar açıklandığı belirtildi. Adalet
Divanı, Avrupa Parlamentosu'nun 1987 tarihli kararının “sadece ve
tamamen siyasi” olduğunu, tavsiye nitelikli bu kararın yaptırım gücü
bulunmadığını, “Avrupa Parlamentosu'nun bu kararı her an
değiştirtebileceğini”, kararın hiçbir hukuki etkisi bulunmadığını
bildirdi. Mahkeme, Avrupa Parlamentosu'nun bu tür bir kararına
güvenerek yasal girişimde bulunmanın yanlışlığı üzerinde
durdu. Kararda, davacı Ermenilerin, sözde
soykırım iddialarının Türk Devleti tarafından tanınmaması nedeniyle
manevi zarar gördüklerine ilişkin iddiaları da yersiz bulunarak
çürütüldü. Adalet Divanı, Ermenilerin
başvurularını hukuki temelden yoksun bularak reddetti ve davacıları
mahkeme masraflarını ödemeye mahkum etti.
Adalet Divanı'nın bu kararı, Ermeni lobisinin sık sık gündeme taşıdığı
1987 tarihli Avrupa Parlamentosu kararının hukuki değeri olmadığını
kanıtlaması açısından da önem taşıyor. Bu
haber, son dönemde, uyuyan bir Türk lobisi karşısında, Türkiye karşıtı
faaliyetlerini iyice yoğunlaştıran Ermeni lobisinin cüretli
girişimlerine ilginç bir örnek oluşturuyor. Tösed 2004 ilk
toplantısı Türk Özel Sektör Dostluk Grubu, 2004 yılının ilk
yemekli toplantısını, ay başında, Hilton’da
gerçekleştirdi. Türkiye’nin NATO Daimi
Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Üzümcü ve NATO Askeri Temsilcisi Korgeneral
Ergin Saygun’un misafir konuşmacılar olarak katıldıkları toplantıda,
Türk ve yabancı dinleyicilere, "Türkiye'nin Batı güvenliğine katkısı”
konusunda sunuş yapıldı. “Konuşmacıların
tercihleri” çerçevesinde “basına kapalı” olan bu toplantıyı, “basına
açık” olan konuşmacılarla, “basına açık” toplantıların izleyeceği
belirtildi.