Tekstil'de alarm çanları [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Ermeni lobisinin hayal kırıklığı



Tekstil'de alarm çanları [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Ermeni lobisinin hayal kırıklığı


Çevreye hiç önem vermiyorsun. Üstelik DTÖ üyesi olmana rağmen ne finans sistemin, ne bankacılık sistemin şeffaf değil. Nasıl bir uygulama içinde olduğunu hiçbir şekilde göremiyoruz." Bunlar söyleniyor. Çin'de yatırım yapmış olan bazı batılı firmalardan alınan bilgiler ortada:  Çin, ihracata yönelik yatırımlara kredi verdiği zaman o kredinin geri dönmesinin çoğu zaman söz konusu olmadığı anlaşılıyor. Faiz sistemi olmadığı gibi, kredinin anaparasının bile geri dönmesi söz konusu değil! Akıl dışı bir olay. Yani rakibiniz banka kredisini karşılıksız olarak almış, faiz yükü yok, sıkıntısı yok. Bütün amacı üretim yapıp ihraç etmek. Böyle bir yapının karşısında durmak mümkün değil...      AB'nin yapısını da göz önünde bulundurmak lazım. Bazı AB ülkelerinde tekstil ve hazır giyim denince sadece ithalat akla geliyor. Özellikle kuzeydeki ülkelerin (İngiltere, bütün kuzey ülkeleri ve artık Almanya da dahil) üretimleri ya çok azalmış, ya da hiç yok, dolayısıyla onlar için önemli olan ucuza mal alabilmek. Oysa Avrupa'nın güneyi (Portekiz, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye...) için tekstil ve hazır giyim ticareti hem istihdam hem de ihracat açısından önemli... Böyle bir yapı içinde, AB bünyesinde bir karar aldırabilmek için çok büyük bir mücadele veriyoruz. Almanya'nın "peki" demediği bir olayı AB'de, Komisyon içinde kabul ettirebilmek çok zor. Fransa tekstilde bizimle beraber ama hazır giyimde onlar da liberal çizgiye doğru gidiyorlar.      Bu konuyu sürekli gündemde tutup hem kamuoyunun dikkatini buraya çekebilmek ve mücadele ettiğimiz yapıyı anlatabilmek için bir dizi çalışma başlattık. Avrupa Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi (Euroteks) içinde en büyük iki ülke İtalya ve Türkiye. Bu kurumun Yönetim Kurulu'nda 4 üyemiz var. Buna rağmen Almanya, kuzeylileri ve İngiltere'yi yanına alıp  önümüze geçiyor. İstediğimiz kararları çoğu zaman çıkartamıyoruz. Yani hem dışarıda Çin'le mücadele ediyoruz, hem de içeride bir mücadele vermek durumunda kalıyoruz. AB Komisyonu'nu devamlı uyarıyoruz. Çin'e karşı gerekli önlemlerin muhakkak ve daha fazla gecikilmeden alınması gerektiğini anlatıyoruz."     İTKİB ne yapılmasını öneriyor?     "Çin, Dünya Ticaret Örgütü üyesi bir ülke. Dolayısıyla AB Komisyonu, Çin'e net ve kararlı bir şekilde kurallara uyması gerektiğini hatırlatmalıdır. Uymazsa yaptırım uygulayacağını belirtmesi gerekir. AB, hem Pekin ile ikili ilişkilerinde, hem de Dünya Ticaret Örgütü bünyesinde tavır koymalıdır. Ama AB'de bu iradeyi göremiyoruz. Olayı belirli bir düzeye tırmandırmak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla, Euroteks olarak basın toplantıları düzenleyerek tüketiciyi bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Tüketici, doğal olarak, önce aldığı malın fiyatına bakar. Aldığı şey sağlığına zararlı mı diye sorgulamalı. Demokratikleşme, insan hakları gibi konulara önem veren bir kişi, aldığı ürünün nerede ve hangi koşullarda üretildiğine bakmalı."AB Komisyonu gidici. Komiserlerin görev süreleri doluyor. Avrupa Parlamentosu seçimlere hazırlanıyor. Böyle bir ortamda Çin'in önü açık gibi gözüküyor:      AB Komisyonu, "AB'de, genişlemeyle beraber nasıl bir tablo ortaya çıkacak?" konulu bir konferans düzenledi. Tekstil sanayicilerinden Bülent Başer Türkiye adına çok güzel bir sunum yaptı. AB'nin nasıl tek taraflı olarak pazarını açtığını ve tüm üçüncü ülkelerin karşılıksız olarak bu pazarda nasıl bir ihracat baskısı yarattığını; bundan Türkiye'yle beraber Topluluğa üye olacak 10 ülkenin nasıl zarar gördüklerini istatistik verilerle ortaya koydu ve Komisyon'a epey yuklendi. Yaklaşık 300 kişinin bulunduğu önemli bir toplantıydı ve dakikalarca alkışlandı. Bu toplantıda Komisyon ilk defa çok ciddi şekilde uyarıldı. En son 29 Ocak tarihinde, Avrupa Parlamentosu bir karar alıp Komisyon'a iletti. "2005 sonrasında Avrupa tekstil ve hazır giyim sanayinin daha fazla zarar görmesini önlemek için alınması gereken önlemlerin vakit kaybetmeden 2004 sonuna kadar uygulamaya konulması konusunda Komisyon'u görevlendiriyorum" dedi Parlamento... Bu, bizim açımızdan çok önemli bir gelişme."      Haluk Özelçi, kendi bünyesinde uzlaşmazlık ve bölünmüş içinde olan Komisyon'un pek bir şey yapabileceğini düşünmüyor. "2004 senesi Türkiye için de, Avrupa ve dünya tekstil ve hazır giyim sanayisi için en kritik yıl. 2004'te çok süratle alınması gereken kararlar var ama bu kararları kim alacak?" diyor.     Peki tepkisizlik, alınamayan kararlar 2005'te nasıl bir tablo çıkmasına neden olur?     "Çin bütün pazarları ele geçirir. Bunu söylerken hiç tereddüt etmiyorum. Çin 2001'de DTÖ üyesi olduktan sonra, 2002'den itibaren, eskiden yararlanamadığı indirimlerden bir anda yararlanmaya başladı.Bu sayede serbest hale gelen kategorilerde  ihracatını hem ABD'de, hem AB'de hem de Türkiye'de yüzde 70 ila yüzde 300400 oranında arttı. Örneğin  Türkiye ABD bornoz pazarında önde gelen ülkeyken, Çin inanılmaz düşük fiyatlarla birdenbire pazara girdi ve ihracatı Türkiye'ninkine yaklaştı. Fiyatlar bir anda çöktü. Genellersek, 2005 yılında tüm kategoriler serbest bırakıldığında, Çin hem AB'de, hem ABD'de, her ülkenin önüne geçecek bir ihracat atağı yaratacaktır."     Özelçi, çok kötümser konuşmak istemiyor ve değerlendirmesini şöyle noktalıyor:     "Türkiye 1995'ten beri, Gümrük Birliği'nin bir sonucu olarak, AB Tekstil Ticaret Politikasını uyguluyor. Yani o tarihten beri tüm üçüncü ülkelere karşı gümrük tarifelerini indirerek AB seviyesine getirdi. Topluluğa yeni girecek ülkeler ise, mayıs 2004'ten itibaren tarifelerini AB seviyelerine indirecekler yani sudan çıkmış balık gibi olacaklar. Türkiye tek başına, kendi gücüyle ayakta duruyor, üçüncü ülkelerden gelen rekabete kendi başına karşılık vermeye çalışıyor. Bu durum Türkiye'yi çok güçlendirdi. Kendini korumayı öğrendi, bağışıklık kazandı. Çok kötümser değilim çünkü Türkiye AB'ye coğrafi olarak çok yakın. Çin uzakta... AB ile Türkiye arasında yıllardır süren bir ilişki var, iki taraf da birbirini tanıyor. Avrupa'nın herhangi bir yerinden toplantı veya bağlantı için  uçağa binip aynı gün içinde Türkiye'ye gidip geri dönebiliyorsunuz. Bu coğrafi yakınlık bir işadamı için çok önemli. Türkiye'deki sanayici de, Batı Avrupa'daki alıcı da birbirini çok iyi tanıyor. Eğer Türkiye üretimdeki teknolojiyi ve sürekli yenilenmeyi yakalayabilirse, ürettiği üründe yaratıcılığı ön plana çıkarabilirse, modayı iyi takip ederse ve çok süratli mal teslimini daha da hızlandırırsa Türk tekstil sanayi bütün bu sorunlardan en az zararla sıyrılabilir." Decor Cinquantenaire