Kare ilanlar [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]



Kare ilanlar [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]


Genk Belediye Başkanı Jef Gabriels      Belçika’da Türk dernek, federasyon, birlik ve vakıfları ilk defa “Türk Dostu Ödülü” veriyorlar. Bu ödül, 2004’te Genk Belediye Başkanı Jef Gabriels’e layık görülmüş. 31 Mart’ta, Hilton otelinde düzenlenecek bir davetle Gabriels’e ödülün verileceği duyuruldu.      İtiraf edelim ki, “Anadolu” ekibi Genk Belediye Başkanı Gabriels ile röportaja gittiği zaman bu “ödül” olayından haberdar değildi. Söz konusu “Türk Dostu Ödülü” uygulamasında ilke olarak bir tuhaflık hissedenlerdeniz. Belçika’da o kadar çok “Türk dostu” var ve onları puanlamak öylesine zor ve gereksiz gözüküyor ki, bu işe girişenlere, en azından verecekleri ödülün adını tekrar ve daha iyi düşünmelerini önerebiliriz.     Belediye Başkanı Gabriels “insan dostu” olduğu için “Türk dostu” olan bir politikacı... Toplumun sesine kulak veriyor ve Türkleri de diğerleri gibi kucaklıyor.      Yönettiği şehri anlatırken, “Genk 63 bin nüfuslu bir kent” diyerek söze başlayan Gabriels şöyle devam ediyor:     “Gerçekte kent nüfusunun üçte ikisi yabancılardan oluşuyor ama bugünkü kayıtlara göre yabancı oranı yüzde 15. Çünkü çoğunluğu artık Belçikalı gözüküyor. 1930'lu yıllarda Polonyalı, Çek gibi Doğu Avrupalılar buralara çalışmaya geldiler. Bu insanlar zamanla Belçikalı oldular, karışık tabiyetli evlilikler oldu. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra İtalyanlar geldi. İtalyanları İspanyollar, Portekizliler, Yunanlılar izledi. 1960'lı yılların başında Türkler ve Kuzey Afrikalılar geldiler. Bugünkü durumda Genk halkının yüzde 15'i yabancı. Eski nesilden İtalyanlarla Yunanlıların bir kısmı tabiyetlerini korumayı, Belçikalı olmamayı tercih ediyorlar. Kentimizdeki Türk asıllıların sayısı 8 bin kadar ama çoğunluğu Belçika tabiyeti de almış durumda...”     Jef Gabriels, “Sizi neden Türklere yakın görüyorlar?” sorusuna şu yanıtı veriyor:     “Ben kent sakinlerine ve halka yakın bir belediye başkanıyım. Türkler sıcak yaklaşımlı insanlar ve sıcak yaklaşımlı olanları seviyorlar. Uyuşuyoruz. Güzel ve sağlıklı bir ilişkimiz var. Ben kentimizin sokaklarını, insanlarını iyi tanırım. Türk derneklerinin binalarının onarılması, kurban kesim yerleri oluşturulması gibi konularda çabalar harcıyoruz.”     Belçika’nın bazı bölgelerinde yabancıların gettolara kapatıldıklarını, dışlandıklarını, bazı yerlerde ise aksine, uyum içinde yaşadıklarını görmek mümkün. Genk’teki yabancılar uyumlu ve sağlıklı bir diyalog içinde gözüküyorlar. Gabriels bunu sağlamak için büyük emekler verdiklerini belirterek şunları anlatıyor:     “Yabancılar bu bölgeye ekonomik veya siyasi mülteci olarak değil, ellerinde iş sözleşmeleri olduğu halde geldiler. Kaçak gelmediler, saklanmaları da gerekmiyordu. Ayrıca işçi sendikaları iyi iş yaptılar. Yabancılara eşit haklar tanıdılar ve sağladılar. Yabancıların uyumu için bölgemizde en baştan itibaren özel ve güzel çabalar harcandı. Sorumluluk ve yükümlülükler de yabancılarla paylaşıldı. Spora da önem verildi çünkü sporun uyumda rolü çok büyüktür. Genk'te her 3 kişiden biri bir spor klübüne üyedir. Turks Rangers 15 yılda bölgemizin önemli takımlarından biri oldu. Genk'te 85 değişik tabiyetten insan var. Bu insanlar dışlanmadıklarını, kucaklandıklarını hissettiler...”     Jef Gabriels, Hıristiyan Demokrat Parti (CDV) üyesi bir politikacı. Bu parti, yabancılara yerel seçimlerde oy hakkı verilmesine karşı tavır   aldığı için, sol kanattan gelen bazı eleştirilere hedef oldu. Gabriels, hem oy hakkı konusunda, hem de Belçika tabiyetine ilişkin yasa konusunda “sorunları olduğunu” söylüyor. Yabancılara çok çabuk ve kolay tabiyet verilmesinden hoşnut olmadıklarını belirtiyor. “Pek çok suçlu, sabıkalı insan Belçikalı olabiliyor” deyip bu işte bir tavır ve mantık hatası yapıldığı üzerinde duruyor. Oy hakkı konusundaysa, bazı siyasi partilerin bu işi bir “psikolojik savaş” haline çevirdiklerini, gerçekte yerel seçimlerde oy kullanacak yabancı sayısının çok düşük ve önemsiz olduğunu, partinin bu konuda tavır yumuşattığını ve neticede yasanın geçtiğini anlatıyor.     Jef Gabriels, Belçika’da artık yüzbinlerce yabancının bu ülkenin tabiyetini alarak sadece seçmen değil seçilen de olduğunu hatırlattığımızda şu değerlendirmeyi yapıyor.     “Bu, uyumun ileri aşaması. Toplumumuz çok tabiyetli, çok ve zengin kültürlü ve sağlıklı, güzel bir toplum haline geliyor. Türkler artık buraya yerleşiyorlar, kafalarında dönüş fikri yok. Kaynaşıyor, bütünleşiyoruz. İlişkilerimiz günlük düzeyde... Artık Türklerin, müslümanların mezarlıklarının burada olması istenebiliyor, bu tür taleplere yanıt vermeye çalışıyoruz.  Bu konuda Belediye Meclisi'ne gereken onaylar alındı. Geleceğe hazırlanıyoruz. Gün gelecek, yaşlılara ayrılan yurtlarda Türklerin sayısı da artacak. Şimdi bu özel evlerde hiç Flamanca bilmeyen yaşlı İtalyanlar var. Yarın Türkler olacak. Bu tür sorunlara da hazırlıklı olmak gerekiyor. İtalyanlar için sosyal servis görevlileri, tercümanlar, İtalyanca bilen hemşireler bulundu. Türkler şimdilik ana babalarını yaşlılar yurtlarına bırakmıyor, onlarla meşgul oluyorlar. Bu çok iyi ama ne kadar sürer? Bu bir yaşam tarzı...”     2004 yılı TürkiyeAB ilişkileri açısından çok önemli ya! Bu konuda da bir soru sıkıştırmadan edemedik. Gabriels şunları söyledi:     “Türkiye futbolda şimdiden AB'ye girmiş durumda... Belki biraz zamana ihtiyaç var ama