Genk Belediye
Başkanı Jef Gabriels Belçika’da Türk dernek,
federasyon, birlik ve vakıfları ilk defa “Türk Dostu Ödülü” veriyorlar.
Bu ödül, 2004’te Genk Belediye Başkanı Jef Gabriels’e layık görülmüş.
31 Mart’ta, Hilton otelinde düzenlenecek bir davetle Gabriels’e ödülün
verileceği duyuruldu. İtiraf edelim ki,
“Anadolu” ekibi Genk Belediye Başkanı Gabriels ile röportaja gittiği
zaman bu “ödül” olayından haberdar değildi. Söz konusu “Türk Dostu
Ödülü” uygulamasında ilke olarak bir tuhaflık hissedenlerdeniz.
Belçika’da o kadar çok “Türk dostu” var ve onları puanlamak öylesine
zor ve gereksiz gözüküyor ki, bu işe girişenlere, en azından
verecekleri ödülün adını tekrar ve daha iyi düşünmelerini
önerebiliriz. Belediye Başkanı Gabriels “insan
dostu” olduğu için “Türk dostu” olan bir politikacı... Toplumun sesine
kulak veriyor ve Türkleri de diğerleri gibi kucaklıyor.
Yönettiği şehri anlatırken, “Genk 63 bin
nüfuslu bir kent” diyerek söze başlayan Gabriels şöyle devam
ediyor: “Gerçekte kent nüfusunun üçte ikisi
yabancılardan oluşuyor ama bugünkü kayıtlara göre yabancı oranı yüzde
15. Çünkü çoğunluğu artık Belçikalı gözüküyor. 1930'lu yıllarda
Polonyalı, Çek gibi Doğu Avrupalılar buralara çalışmaya geldiler. Bu
insanlar zamanla Belçikalı oldular, karışık tabiyetli evlilikler oldu.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra İtalyanlar geldi. İtalyanları
İspanyollar, Portekizliler, Yunanlılar izledi. 1960'lı yılların başında
Türkler ve Kuzey Afrikalılar geldiler. Bugünkü durumda Genk halkının
yüzde 15'i yabancı. Eski nesilden İtalyanlarla Yunanlıların bir kısmı
tabiyetlerini korumayı, Belçikalı olmamayı tercih ediyorlar.
Kentimizdeki Türk asıllıların sayısı 8 bin kadar ama çoğunluğu Belçika
tabiyeti de almış durumda...” Jef Gabriels,
“Sizi neden Türklere yakın görüyorlar?” sorusuna şu yanıtı
veriyor: “Ben kent sakinlerine ve halka yakın
bir belediye başkanıyım. Türkler sıcak yaklaşımlı insanlar ve sıcak
yaklaşımlı olanları seviyorlar. Uyuşuyoruz. Güzel ve sağlıklı bir
ilişkimiz var. Ben kentimizin sokaklarını, insanlarını iyi tanırım.
Türk derneklerinin binalarının onarılması, kurban kesim yerleri
oluşturulması gibi konularda çabalar
harcıyoruz.” Belçika’nın bazı bölgelerinde
yabancıların gettolara kapatıldıklarını, dışlandıklarını, bazı yerlerde
ise aksine, uyum içinde yaşadıklarını görmek mümkün. Genk’teki
yabancılar uyumlu ve sağlıklı bir diyalog içinde gözüküyorlar. Gabriels
bunu sağlamak için büyük emekler verdiklerini belirterek şunları
anlatıyor: “Yabancılar bu bölgeye ekonomik veya
siyasi mülteci olarak değil, ellerinde iş sözleşmeleri olduğu halde
geldiler. Kaçak gelmediler, saklanmaları da gerekmiyordu. Ayrıca işçi
sendikaları iyi iş yaptılar. Yabancılara eşit haklar tanıdılar ve
sağladılar. Yabancıların uyumu için bölgemizde en baştan itibaren özel
ve güzel çabalar harcandı. Sorumluluk ve yükümlülükler de yabancılarla
paylaşıldı. Spora da önem verildi çünkü sporun uyumda rolü çok
büyüktür. Genk'te her 3 kişiden biri bir spor klübüne üyedir. Turks
Rangers 15 yılda bölgemizin önemli takımlarından biri oldu. Genk'te 85
değişik tabiyetten insan var. Bu insanlar dışlanmadıklarını,
kucaklandıklarını hissettiler...” Jef Gabriels,
Hıristiyan Demokrat Parti (CDV) üyesi bir politikacı. Bu parti,
yabancılara yerel seçimlerde oy hakkı verilmesine karşı
tavır aldığı için, sol kanattan gelen bazı eleştirilere
hedef oldu. Gabriels, hem oy hakkı konusunda, hem de Belçika tabiyetine
ilişkin yasa konusunda “sorunları olduğunu” söylüyor. Yabancılara çok
çabuk ve kolay tabiyet verilmesinden hoşnut olmadıklarını belirtiyor.
“Pek çok suçlu, sabıkalı insan Belçikalı olabiliyor” deyip bu işte bir
tavır ve mantık hatası yapıldığı üzerinde duruyor. Oy hakkı
konusundaysa, bazı siyasi partilerin bu işi bir “psikolojik savaş”
haline çevirdiklerini, gerçekte yerel seçimlerde oy kullanacak yabancı
sayısının çok düşük ve önemsiz olduğunu, partinin bu konuda tavır
yumuşattığını ve neticede yasanın geçtiğini anlatıyor.
Jef Gabriels, Belçika’da artık yüzbinlerce
yabancının bu ülkenin tabiyetini alarak sadece seçmen değil seçilen de
olduğunu hatırlattığımızda şu değerlendirmeyi
yapıyor. “Bu, uyumun ileri aşaması. Toplumumuz
çok tabiyetli, çok ve zengin kültürlü ve sağlıklı, güzel bir toplum
haline geliyor. Türkler artık buraya yerleşiyorlar, kafalarında dönüş
fikri yok. Kaynaşıyor, bütünleşiyoruz. İlişkilerimiz günlük düzeyde...
Artık Türklerin, müslümanların mezarlıklarının burada olması
istenebiliyor, bu tür taleplere yanıt vermeye çalışıyoruz. Bu
konuda Belediye Meclisi'ne gereken onaylar alındı. Geleceğe
hazırlanıyoruz. Gün gelecek, yaşlılara ayrılan yurtlarda Türklerin
sayısı da artacak. Şimdi bu özel evlerde hiç Flamanca bilmeyen yaşlı
İtalyanlar var. Yarın Türkler olacak. Bu tür sorunlara da hazırlıklı
olmak gerekiyor. İtalyanlar için sosyal servis görevlileri,
tercümanlar, İtalyanca bilen hemşireler bulundu. Türkler şimdilik ana
babalarını yaşlılar yurtlarına bırakmıyor, onlarla meşgul oluyorlar. Bu
çok iyi ama ne kadar sürer? Bu bir yaşam
tarzı...” 2004 yılı TürkiyeAB ilişkileri
açısından çok önemli ya! Bu konuda da bir soru sıkıştırmadan edemedik.
Gabriels şunları söyledi: “Türkiye futbolda
şimdiden AB'ye girmiş durumda... Belki biraz zamana ihtiyaç var ama