Suç oranının Brüksel'de Charleroi'dan daha yüksek olduğunu hatırlatan
Van Gompel, "Charleroi küçük bir ülkenin büyük bir kenti olmasından
kaynaklanan sorunları yaşıyor. Farciennes'de bir şey olunca
Charleroi'nın adı geçiyor oysa ben o bölgenin yönetiminde değilim" diye
konuştu. Kent polisinin kapılarının
yabancı asıllılara açık olduğunu, ülkenin diğer bölgelerinde görüldüğü
gibi, Charleroi polisinde de Türk asıllı memurların görev alacağını
belirten Jacques Van Gompel'in ilginç değerlendirme ve tespitleri
var: "Her yabancı toplumun kendi anadilini iyi
konuşması hem aile içi iletişim, hem anavatan ile bağları açısından
büyük önem taşıyor. Dini ve kültürel açılardan da anadil bilgi ve
eğitimi çok önemli... Charleroi'da camiler, kiliseler, protestan
tapınakları, sinagoglar, ortodoks kiliseleri var. Bugün iletişim,
yüksek teknoloji, küreselleşme dönemini yaşıyoruz. Diğer kültürlerin
görülmesi, öğrenilmesi, paylaşılması çok önemli kazanımlar. Bunlar
toplumun gelişmesine katkıda bulunan unsurlar."
Kentin yönetimini bir orkestra yönetimine benzeten ve "Ben bir orkestra
şefiyim. Bütün enstrümanları çalmasını bilmem ama müziği bilirim" diyen
Van Gompel, "Türklere mesajınız nedir?" sorumuzu şöyle yanıtladı:
"Benim eşim İtalyan. Kalbinin bir bölümü hep
İtalya'da... Ailesinin bir bölümü de orada... Bir insanın
anavatanını terk edip başka yerlere göç kararı almasının ne kadar zor
ve sancılı olduğunu biliyorum. Ailesi, çocukları ve kendisi için yeni
ufuklar arayışında bu zor kararı alan kişiler, gittikleri yere uyum
sağlamak için büyük çaba harcamak durumundalar ama aynı zamanda kendi
kültür ve geleneklerini de korumalılar. Çünkü bunlar, onların
beraberlerinde taşıdıkları ve sundukları zenginliklerdir. Anadillerini
unutmamalı, çok iyi öğrenmeli, savunmalılar. Bulundukları yerlerdeki
farklı geleneklere ve yaşam Eroğlu