Bizim yöreler : Datça [ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 ] Gülmece



Bizim yöreler : Datça [ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 ] Gülmece


     Atatürk’ün ölümünü takip eden günlerde, o zamanlar dünyanın en ünlü günlük spor gazetesi olan Fransız “L’Auto”, yayınladığı geniş bir makalede Atatürk’ün spora verdiği büyük önemi uzun uzun överken şunları da yazmıştı:      “Dünyada ilk defa beden eğitimini mecburi kılan devlet adamı o oldu. Yalnız kağıt üzerinde, nutuklarda değil, bilfiil yerine getirdi. Stadyumlar ve çeşitli spor merkezleri tesis ettirdi. Halk evlerinin spor kollarını bizzat mürakabe etti. Milletin mukadderatına hakim olduğu günden itibaren Türkiye’de spor, gittikçe artan bir önem ve değer kazandı.”      Atatürk, dünyada beden eğitimini ülkesinde mecburi kılan ilk devlet adamıydı. Onun “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur” sözü de, yarattığı genç Türkiye devletinin geleceği için düşündüğü ana esaslardan biriydi hiç kuşkusuz. Nitekim, cumhuriyet ilanından önceki günlerde hazırlanan hükümet programlarında da bunu görmek mümkün.      Hükümet Programı’nda bahsi geçen, “Terbiyei Bedeniye Darülmuallimi”, çok geçmeden kurulup “Gazi Terbiyesi Enstitüsü” adı altında faaliyete geçti.     Atatürk, Türk sporunun ilk öğreticilerinin yetiştirilmesi konusunda aceleci davrandı. Beden eğitimi öğretmeni yetiştirecek okul tesis edilmeden önce, Çapa Muallim Mektebi’nde özel bir kurs açıldı ve bunun başına, Avrupa’da beden eğitimi öğrenimi yapmış olan Selim Sırrı Bey (Tarcan) getirildi. Bu arada bayan beden eğitimi öğretmeni yetiştirmek üzere de İsveç’ten iki bayan öğretim üyesi getirtildi, bunlar da Çapa Muallim Mektebi’ndeki özel kurslarda görev alarak kız öğrenciler yetiştirdiler.       Atatürk, bu konunun üzerinde büyük titizlikle durduğundan, bu da kafi görülmedi ve öğretmen adayları arasında, dokuz aylık kursta başarı gösterenler, ihtisasta bulunmak üzere, Avrupa’ya gönderildiler. Atatürk bu kursa subayların da katılmalarını özellikle arzulamıştı. Bu nedenle kursa katılıp başarı sağlayan subaylar da, askeri okullarda modern beden eğitiminin ilk uygulamacıları olabilmeleri için, Avrupa’ya ihtisas eğitimine yollandılar.     Ankara da kurulan Gazi Terbiye Enstitüsü’nün Beden Eğitimi Bölümü için, Almanya’dan Kurt Dainans adında bir uzman öğretmen getirildi ve bu bilgili hoca tarafından, enstitünün beden eğitimi bölümü faaliyete geçirildi. Bu sırada ihtisas için Avrupa’ya gönderilmiş bulunan asker ve sivil beden eğitimi öğretmenleri de yurda döndü, böylece genç Türkiye Cumhuriyetinin ilk beden eğitimi öğretim kadrosu kuruldu.       Türk sporcusunun temelini oluşturacak beden eğitimi ve spor uzmanları kadrosunun düzenlenmesine çalışılırken, Türk sporu da ciddi olarak ele alındı. Bu dönemde Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı, Türk sporunun ilk örgütü olarak kuruldu ve faaliyete geçti.      Türk sporunun iki büyük örgütünün, “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” ile “Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi”nin başında bulunan iki değerli spor adamı, İttifak başkanı Ali Sami (Yen) Bey ile Komite Genel Sekreteri ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin Türkiye temsilcisi Selim Sırrı (Tarcan) Bey bir araya gelip, Türkiye’nin 1924 Paris Olimpiyatlarına katılması gerektiğine karar verdikleri zaman, Türkiye Cumhuriyeti henüz ilk aylarını yaşıyordu.      Avrupa’nın en güçlü devletlerine karşı yaptığı savaşlardan yeni çıkmış olan Türkiye’nin, bu büyük organizasyona katılmakla, yalnız sportif açıdan değil, siyasi açıdan da büyük yarar sağlayacağı muhakkaktı. Ancak ne İttifak, ne de Komite, böylesine bir masrafı karşılayabilecek parasal güce sahip değildi. Bu konuda hükümetten yardım istenilmesi uygun görüldü. Genç Türkiye Cumhuriyeti de parasal yönden ciddi sıkıntılar içinde bulunuyordu.  . Buna rağmen, Atatürk’ün emirleriyle Türk sporu için bir yardım yapıldı, 16 Ocak1924 tarihli  Bakanlar Kurulu Kararrnamesi ile, 1924 Paris Olimpiyatları hazırlıkları için “şimdilik” kaydıyla 17.000 lira, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Merkezi Umumiyesi emrine verildi. Bu kararnamenin altında Bakanlar Kurulu üyeleri ile birlikte toplantıya başkanlık eden, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in de imzası bulunuyordu. SPOR VE KADIN      Atatürk’ün Türk sporuna kazandırdığı en önemli unsurlardan biri de, bayan sporculardır. Türk kadını, Atatürk’ün devrimleri ve kesin talimatlarıyla Türk sporunun içineki yerini aldı. Sporcuların kızları, kız kardeşleri ve hatta eşleriyle başlayan bu girişimler, kısa zamanda geniş kitlelere yayıldı. Bunda da, Atatürk’ün emir ve talimatlarının büyük katkısı oldu.      Atletizm ve tenisle, spor alanlarında görülmeye başlayan Türk kızları, daha sonra kürek, eskrim ve yüzme dallarında da kendilerini göstermeye başladılar.      Türk kadını 1926 yılında Ömer Rasim Koşalay’ın girişimleri ve çalışmalarıyla ilk kez atletizm pistlerinde göründü, ki Dünya kadınlarının, Olimpiyat Oyunlarında, ilk kez 1928 yılında piste çıkmaları göz önüne alınacak olursa bu, Türk sporu nam ve hesabına sevindirici bir olaydır. Bu arada Türk Milli takımının ilk yılında yaptığı 6 maçın sonuçları da şöyle:26 10 1923 Türkiye 22 Romanya25 05 1924 Çekoslavakya 52 Türkiye17 06 1924 Finlandiya 24 Türkiye19 06 1924 Estonya 14 Türkiye22 06 1924 Letonya 13 Türkiye29 06 1924 Polonya 20 Türkiye.          Bruges Ceza Mahkemesi, 23 Ekim 2002 tarihinde oynanan BrugesGalatasaray maçından sonra çıkan olayların sanığı 11 Belçikalı'nın yargılanmasını sonuçlandırırken holiganlara ağır cezalar verdi.     Maç öncesinde ve sonrasında Türklere saldırarak olay çıkaran, biri kadın 11 holigan tutuklanmıştı.      Savcılık, tutuklanan kişilerin sorgulaması sırasında, ''BCF'' isimli, şifreli bir internet sitesinin varlığını tespit etmişti. Bruges takımını desteklediklerini ileri süren 200 kadar holiganın bu siteye abone oldukları belirlenmiş, polis, yapılan baskın sonunda, sitenin içeriğini ele geçirmişti. BCF sitesinde, BrugesGalatasaray maçı öncesinde, ''Türk avı'' çağrısı yapıldığı belirlenmişti. Sitede, aşırı sağcı slogan ve marşlar ile maçlarda çıkan olayların fotoğrafları yer alıyor ve video görüntüleri eşliğinde şiddet çağrıları yapılıyordu.      Bruges Ceza Mahkemesi'nde, sanıkların saldırdıkları Hollanda plakalı bir taşıtta bulunan 3 Türk ile Irkçılığa Karşı Mücadele Derneği, müdahil taraf olarak yer aldı.     Mahkeme, 11 sanıktan 10'unun suçlarını sabit gördü. Saint Nicolas bölgesinden Gino Vercauter isimli holigan, iki yıl tecilsiz hapis cezasına çarptırılırken diğer sanıklar da bir ila iki yıllık tecilli hapis cezaları aldılar.     Mahkeme, holiganların planlı ve bilinçli hareket ettikleri görüşüne vardı. Avukatların, hapis yerine kamuya mecburi hizmet cezası verilmesi önerisi reddedildi.     Belçika hukuk tarihinde ilk kez holiganlara bu kadar ağır cezalar veriliyor. Bu karar, adli alanda bir örnek ve emsal teşkil edecek.