bir
Belçikalı diplomat. Müstakbel kralın gözüne girmeyi ve kendisini ilerde
bakanlığa taşıyacak olan yolları açmayı orada başardı. 1854'te Savaş
Bakanı olan bir generalin oğlu. Babasına yazdığı mektuplar ve
İstanbul'dan ayrılan Prens ile yazışmaları arşivlerden değerli belgeler
olarak çıktı. Genç diplomat, mektuplarında, Belçika Prensi'nin Padişah
tarafından ne kadar muhteşem bir şekilde ağırlandığını
anlatıyor: "Brabant Dükü'ne elmas bir mecidiye
hediye edildi. Ayrılmasından önce, Fuad Paşa kendisine üzerinde
Padişah'ın portresi bulunan bir bileziği, eşine iletilmek üzere verdi.
Dük, 15 kadar pipo ve nargileyi beraberinde götürdü. Bütün bu pipolar
pırlantalarla süslenmiş. Bir nargilenin değerinin 30 bin frank olduğu
söyleniyor..." Belçika Prensi, İstanbul'dan
ayrılır ayrılmaz , daha Brüksel'e dönmeden diplomat Greindl ile
yazışmaya ve talimatlar vermeye başlıyor. İşte bu mektuplardan birkaç
kesit: "Türk İmparatorluğu'na Belçika'nın borç
vermesi konusunu inceleyin ve paranın verilmesinden önce istenecek
garantileri unutmayın..." "Padişah kendisinden
istediğim seleyi hazırlatıyor mu? Kendisine hatırlatmak gerekir mi?
Brüksel'e dönünce Abdülmecit'e yazacağım."SKANDAL
PATLIYOR Belçika Prensi'nin gafları ve çirkin
tavırları Osmanlı efendilerini ne kadar kızdırdı bilinmez ama
Emirgan'dan ayrılırken beraberinde götürdüğü son derece değerli pipo ve
nargileler bir "hırsızlık vakası" haline geldi.
Prens bunları Padişah'tan izin alarak götürdüğünü iddia ediyorsa da,
babası Kral I. Leopold, böyle bir izinin istenmesinin dahi utanç verici
olduğu düşüncesiyle ve oğluna inanmayarak kıyameti kopardı. İngiliz
basını bu olayı yansıtırken Belçika Prensi'ni "basit adam" olarak
nitelendiriyordu. Padişah'ın izni olsa da olmasa da, bu pipo ve
nargilelerin alınması hiçbir kraliyet geleneğine uymuyordu.DEĞERLİ
VAZO Olaya bir çözüm gerekiyordu ve
diplomatlara büyük iş düştü. Önce, İngiliz kontrolundaki "Journal de
Constantinople" gazetesi, Belçika Prensi'nin çok değerli pipo ve
nargileleri çaldığı haberlerini yalanladı. Sonra, Belçikalılar, Osmanlı
Padişahı'na çok özel bir vazo hediyesi ile teşekkür edeceklerini
açıkladılar. Bu vazo, Prens'in "aldığı" pipo ve nargileler üzerindeki
elmaslarla süslenecek, böylece değerler iade edilmiş olacaktı. Belçika
Prensi, söz konusu pipo ve nargileler üzerine sahte elmaslar
yaptıracak, böylece kendisi için "manevi değeri bulunan" bu cisimleri
sarayında saklayacaktı. Belçika Prensi bu
yöntem sayesinde bir taşla iki kuş vurduğunu düşünüyordu: Hem
"aldıklarını" iade ederek dedikodulara son veriyordu, hem de Osmanlı
Padişahı'na çok değerli bir vazo armağan ediyor ama cebinden hiç para
harcamıyordu. Ama Belçika'nın müstakbel kralı
oldukça arsız gibiydi. Yazdığı bir mektuptan alıntılarla konuyu
noktalayalım: "Hediye vazoda Türk
pırlantalarını kullanma fikrini çok beğendim. 2025 bin frank değerleri
var. Padişah'a gönderdiğim bu hediye Türklerden ziyade yabancılara
gönderdiğim bir hediyedir. Ses getirmeli! Fotoğrafı çektirilip Paris ve
Londra'nın kuyumcularına gösterilecek. Pipo ve nargileleri Brüksel'de
tutacağım. Değersiz şeyler. Bunlar yüzünden bazı kıskanç insanlar bana
zarar vermek istediler. Ben de buna karşılık Sultan'ı elmaslarla
donatıyorum. Doğuda başarının göstergesi hediyelerdir. Bana pırlanta
mecidiye, pipolar, bilezik verdiler. Sonra da babama bir pırlanta...
Başarı bizimdir. Rusya Başbakanı Gorçakof'a, Osmanlılara saldırmadan
önce benim Constantinople'dan ayrılmamı beklediği için teşekkür
etmeli.." Belçika Kralı I. Leopold'ün oğluna
mektupları Baba I. Leopold'ün oğluna yazdığı,
güvensizlik ve hayal kırıklığı dolu mektuplardan
kesitler: "Sevgili çocuğum... Umarım ki
Türklere yaklaşımın tedbirli olmuştur. Avrupa'nın bugünkü halinde
tedbir son derece gerekli. Bir prens, oralarda "müsvedde" görünümü
vermemeli. Türkiye'de kullanılacak lisan şudur: Size hiçbir zaman zarar
vermeyiz. Hizmet verir, yardımcı oluruz. Eğer maden ocaklarından ve
Kıbrıs'tan taviz verirseniz, güzel şeyler olur..." (18 Nisan
1860) "İtiraf ederim ki Constantinople'dan
ayrılışın sırasında olanlar beni çok üzdü ve sana büyük sorunlar
yaratacak. O cisimler için değmezdi! Bu deneyimi unutma! Aldığın
hediyelerin çok ötesinde vermek zorunda kalacaksın..." (7 Haziran
1860) "Korkarım gazeteler Constantinople'dan
ayrılışının bazı detaylarını kötü kullanacaklar. Evladım, biraz
düşünceli olmak lazım! Zekisin ama işsiz güçsüz olduğun için hayal
alemine dalıyorsun. O cisimleri almanın sana vereceği zararları
düşünmedin bile..." (8 Haziran 1860) “Bu Constantinople olayı
beni çok üzüyor. Yolculuğun çok başarılıydı ama bir çocukluk yüzünden
her şeyi berbat ettin. Herkes bunu konuşuyor. İzah edilemez bir
saygısızlıktan söz ediliyor. İyi niyetli bir kişiden ayrılırken sana
emanet ettiği cisimleri paketlemen alay konusu oluyor..." (15 Haziran
1860) Doğan Imp Ex