[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Belçika'da çarşaf sorunu



[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Belçika'da çarşaf sorunu


bir Belçikalı diplomat. Müstakbel kralın gözüne girmeyi ve kendisini ilerde bakanlığa taşıyacak olan yolları açmayı orada başardı. 1854'te Savaş Bakanı olan bir generalin oğlu. Babasına yazdığı mektuplar ve İstanbul'dan ayrılan Prens ile yazışmaları arşivlerden değerli belgeler olarak çıktı. Genç diplomat, mektuplarında, Belçika Prensi'nin Padişah tarafından ne kadar muhteşem bir şekilde ağırlandığını anlatıyor:     "Brabant Dükü'ne elmas bir mecidiye hediye edildi. Ayrılmasından önce, Fuad Paşa kendisine üzerinde Padişah'ın portresi bulunan bir bileziği, eşine iletilmek üzere verdi. Dük, 15 kadar pipo ve nargileyi beraberinde götürdü. Bütün bu pipolar pırlantalarla süslenmiş. Bir nargilenin değerinin 30 bin frank olduğu söyleniyor..."     Belçika Prensi, İstanbul'dan ayrılır ayrılmaz , daha Brüksel'e dönmeden diplomat Greindl ile yazışmaya ve talimatlar vermeye başlıyor. İşte bu mektuplardan birkaç kesit:     "Türk İmparatorluğu'na Belçika'nın borç vermesi konusunu inceleyin ve paranın verilmesinden önce istenecek garantileri unutmayın..."     "Padişah kendisinden istediğim seleyi hazırlatıyor mu? Kendisine hatırlatmak gerekir mi? Brüksel'e dönünce Abdülmecit'e yazacağım."SKANDAL PATLIYOR     Belçika Prensi'nin gafları ve çirkin tavırları Osmanlı efendilerini ne kadar kızdırdı bilinmez ama Emirgan'dan ayrılırken beraberinde götürdüğü son derece değerli pipo ve nargileler bir "hırsızlık vakası" haline geldi.     Prens bunları Padişah'tan izin alarak götürdüğünü iddia ediyorsa da, babası Kral I. Leopold, böyle bir izinin istenmesinin dahi utanç verici olduğu düşüncesiyle ve oğluna inanmayarak kıyameti kopardı. İngiliz basını bu olayı yansıtırken Belçika Prensi'ni "basit adam" olarak nitelendiriyordu. Padişah'ın izni olsa da olmasa da, bu pipo ve nargilelerin alınması hiçbir kraliyet geleneğine uymuyordu.DEĞERLİ VAZO     Olaya bir çözüm gerekiyordu ve diplomatlara büyük iş düştü. Önce, İngiliz kontrolundaki "Journal de Constantinople" gazetesi, Belçika Prensi'nin çok değerli pipo ve nargileleri çaldığı haberlerini yalanladı. Sonra, Belçikalılar, Osmanlı Padişahı'na çok özel bir vazo hediyesi ile teşekkür edeceklerini açıkladılar. Bu vazo, Prens'in "aldığı" pipo ve nargileler üzerindeki elmaslarla süslenecek, böylece değerler iade edilmiş olacaktı. Belçika Prensi, söz konusu pipo ve nargileler üzerine sahte elmaslar yaptıracak, böylece kendisi için "manevi değeri bulunan" bu cisimleri sarayında saklayacaktı.     Belçika Prensi bu yöntem sayesinde bir taşla iki kuş vurduğunu düşünüyordu: Hem "aldıklarını" iade ederek dedikodulara son veriyordu, hem de Osmanlı Padişahı'na çok değerli bir vazo armağan ediyor ama cebinden hiç para harcamıyordu.      Ama Belçika'nın müstakbel kralı oldukça arsız gibiydi. Yazdığı bir mektuptan alıntılarla konuyu noktalayalım:     "Hediye vazoda Türk pırlantalarını kullanma fikrini çok beğendim. 2025 bin frank değerleri var. Padişah'a gönderdiğim bu hediye Türklerden ziyade yabancılara gönderdiğim bir hediyedir. Ses getirmeli! Fotoğrafı çektirilip Paris ve Londra'nın kuyumcularına gösterilecek. Pipo ve nargileleri Brüksel'de tutacağım. Değersiz şeyler. Bunlar yüzünden bazı kıskanç insanlar bana zarar vermek istediler. Ben de buna karşılık Sultan'ı elmaslarla donatıyorum. Doğuda başarının göstergesi hediyelerdir. Bana pırlanta mecidiye, pipolar, bilezik verdiler. Sonra da babama bir pırlanta... Başarı bizimdir. Rusya Başbakanı Gorçakof'a, Osmanlılara saldırmadan önce benim Constantinople'dan ayrılmamı beklediği için teşekkür etmeli.." Belçika Kralı I. Leopold'ün oğluna mektupları     Baba I. Leopold'ün oğluna yazdığı, güvensizlik ve hayal kırıklığı dolu mektuplardan kesitler:     "Sevgili çocuğum... Umarım ki Türklere yaklaşımın tedbirli olmuştur. Avrupa'nın bugünkü halinde tedbir son derece gerekli. Bir prens, oralarda "müsvedde" görünümü vermemeli. Türkiye'de kullanılacak lisan şudur: Size hiçbir zaman zarar vermeyiz. Hizmet verir, yardımcı oluruz. Eğer maden ocaklarından ve Kıbrıs'tan taviz verirseniz, güzel şeyler olur..." (18 Nisan 1860)     "İtiraf ederim ki Constantinople'dan ayrılışın sırasında olanlar beni çok üzdü ve sana büyük sorunlar yaratacak. O cisimler için değmezdi! Bu deneyimi unutma! Aldığın hediyelerin çok ötesinde vermek zorunda kalacaksın..." (7 Haziran 1860)     "Korkarım gazeteler Constantinople'dan ayrılışının bazı detaylarını kötü kullanacaklar. Evladım, biraz düşünceli olmak lazım! Zekisin ama işsiz güçsüz olduğun için hayal alemine dalıyorsun. O cisimleri almanın sana vereceği zararları düşünmedin bile..." (8 Haziran 1860)  “Bu Constantinople olayı beni çok üzüyor. Yolculuğun çok başarılıydı ama bir çocukluk yüzünden her şeyi berbat ettin. Herkes bunu konuşuyor. İzah edilemez bir saygısızlıktan söz ediliyor. İyi niyetli bir kişiden ayrılırken sana emanet ettiği cisimleri paketlemen alay konusu oluyor..." (15 Haziran 1860) Doğan Imp Ex