[ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]



[ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]


ki can veremiyor. Onu öldürecek darbeyi vurup yerine geçecekler de buna layık değiller. Eğer Constantinople'un parası olsa, bence yaşamını bir süre daha devam ettirebilir."SULTANDAN RİCALAR
     Belçika Prensi'nin ülkesine dönüş tarihi yaklaştıkça notları daha da ilginç bir hal alıyor:     "...Bizim vatandaşlar bana Sultan'dan Boğaz kıyılarında bir arazi satın almak için izin istememi önerdiler. Maden ocaklarının satın alınması konusunda yapacak fazla bir şey yok. Fuad Paşa Avrupa'dan kredi istenmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi ve desteğimi istedi. Paşa bana bir kılıf içinde, fazla bir değeri olmayan bir mecidiye verdi. Soğuk karşıladım ama gene de Padişah'a teşekkürlerimi iletmesini söyledim. Zavallı Sultan! Benim için yapabileceği tek şeyi yaptı ve bizzat kendisi, beni bütün Doğu'da önemli bir kişilik olarak tanıttı. Şimdi bütün İmparatorlukta Belçika ismi tanınıyor. Eğer buralarda bir felaket olursa, yeniden yapılanma için bize başvururlar. Babam I. Leopold dünyanın bir numaralı mimarı olarak nitelendiriliyor ve babanın ünü oğluna da yararlı oluyor..."     "...Sultan'dan bana bir lütufta bulunmasını istedim. Karıma götürmem için bana madalyon üzerinde resmini vermesini rica ettim. Bir bilezik üzerine portresini yaptırıp hediye edeceğini söyledi. Duygulandım. Fakirliklerine rağmen, bu insanlar misafirlerini güzel ağırlamayı biliyorlar..."BURSA YOLCULUĞU     "Kâmil Bey hoşuma gidiyor. Sürekli madalyalarımı ve sülalemi anlamaya çalışıyor. Bir ara, çok gizli bir şekilde, Padişah'ın, Belçika Kralı'nın Constantinople'a ziyaretini arzu ettiğini, bu sayede kendisinin de Belçika'ya iadei ziyarette bulunabileceğini düşündüğünü anlattı. Tanrı bizi böyle bir şereften korusun!.."     "Zavallı Türkler, (Bursa) yolculuğumuzu pek güzel düzenlemişler. Sultan her şeyi hazırlatmış, bize yapacak bir şey kalmamış. İşte bu, İmparatorluğa yakışan bir davranış! Eminim ki bu iki günlük yolculuk onlara çok pahalıya mal olacak. Yataklar, mutfak, hizmetçiler, atlar, her şey benim için Emirgan'dan Bursa'ya taşındı. İmparatorluk belki ölüm döşeğinde ama yabancıları ağırlama şekilleri pek asil ve cömert!.."TANRI SULTAN’I KORUSUN     28 Nisan 1860     "...Yemekte ayağa kalktım ve şunları söyledim: "Beyler, buralardan ayrılmamın arifesinde, beni böylesine sıcak ve içten ağırlayan hükümdarın şerefine bardağımı kaldırmak istiyorum. Tanrı Sultan'ı korusun, O'na uzun ömür, mutluluk ve refah versin. Sultan'ın sağlığına!.." ... Daha sonra, başbaşa kaldığımızda Padişah'a Boğaz üzerinde bazı mülkler satın almak istediğimi söyledim ama nafile... Duymazdan geldi..."VEDA YEMEĞİ     29 Nisan 1860     "İki kişilik bir sofrada Padişah ile veda yemeğindeyiz. Yemeğin yarısı alaturka, yarısı Avrupa usulü sunuldu. Padişah her şeyden azar azar yedi. Ben önüme getirilen tüm yemekleri tamamen bitirdim. Padişah 45 bardak Bordeaux şarabı içti. Her bardaktan sonra bir yudum su içiyordu. Uzun uzun Boğaz'ın güzelliklerinden konuştuk ve bir kere daha mülk edinme arzumu yansıttım. Büyük Dük Konstantin, ziyareti sonunda Padişah'ın kayığını hediye olarak istemişti. Ben denizci olmadığım için böyle bir şey istemeyeceğimi kendisine söyledim ancak Padişah'ın kullandığı bazı eşyaları, örneğin at selesini anı olarak götürmekten, böylece herkesin beni Sultan'ın dostu olarak görmesinden mutluluk duyacağımı anlattım. Emirgan'da kullandığımız pipoları da istedim. Padişah kabul etti. Zaten Büyük Dük Konstantin de pipoları giderken beraberinde götürmüş. Abdülmecit nasıl bir at selesi istediğimi sordu. Bayram günü kullandığı (son derece kıymetli) selenin bana yeteceği mesajını verdim... Sonra, birdenbire, Sultan uzun bir cümle kurup bana Boğaz'da bir mülk vermesinin sakıncalarını anlattı ve bunun bir örnek teşkil edeceğini söyledi. Kendisine, sorun yaratmak istemediğimi, sadece diğer devletlere verilen mülk edinme olanaklarının bana da verilebileceğini anlattım. Bu arzumun geleceğe yönelik olduğunu da ekledim..."SÖMÜRGE ARAYIŞI     "Burada geçirdiğim imparatorlara layık 20 gün olağanüstüydü. Sultan'ın misafirperverliği muhteşem! Eminim ki benim bu ziyaretim ona biriki milyon franka patladı. Herkes onun paralarını çalıyor, satın almadığı şeyleri ona iki misli fiyatla ödetiyor. Abdülmecit'in en zayıf tarafı saraylar yaptırması. İflası bundan olacak. Ben burada hükümdar gibiyim. Arzularım yasa, bakışlarım lütuf gibiydi. Herkes, Padişah nezdinde benden destek istedi. Ticaret işine gelince, almak istediğim araziler konusunda Türkleri sıkıştırmamak lazım. Fazla sıkıştırırsak ihtiyaçları olan borçları bizden istemekten vaz geçebilirler. Constantinople'ün büyük borca ihtiyacı var. Yüzde 4050 faizle borç alıyor. En iyisi bizim maliyecileri ön plana çıkarmak. Altın verip karşılığında arazileri ve madenlerin yönetimini istemek. Padişahlığın, Girit adasını kefaleten vermeyi düşündüğü söyleniyor. Bu işe pratik bir yaklaşım sonuç getirir. Salak Belçika gazetelerinin (Kıbrıs ve Girit'i istediğim) haberleri Türklerin güvenini sarstı. Bunları yalanlattım... Vatandaşlarımın sömürge arayışlarıma alıştıklarını görmek hoşuma gidiyor ama bir ada arayışındaki şövalye gibi görülmem hoş değil... Constantinople, bugün var olan en itibarlı borçlu..."     "Çalışkan bir sultan iyi organize olabilir. Padişah'ın yerine geçebilecek hiçbir şey öngörülmemiş. Doğulu hıristiyanlar Türklerden daha hastalar. Bir Türk 10 Yunanlı'dan, 25 Ermeni'den daha değerlidir. Padişah'ı tahtından indirmek büyük bir düzensizlik yaratır. Düzen, dürüstlük, altın ve cesaret gerekiyor. Altın ve cesaret burada mevcut. Bu dört unsur bir araya gelse İmparatorluk tekrar ayağa kalkar..."AYRILIŞ     Ve Prens, 20 Nisan 1860'da, karmaşık duygular içinde İstanbul'dan ayrıldı. Ama macera burada bitmedi. Birkaç gün içinde Osmanlı ve Belçika sarayları büyük bir skandal ile çalkalanacaktı.      Bu konuya geçmeden önce mevcut belgelerin ilginç kısımlarına göz atmayı sürdürelim:     Jules Greindl, bu ziyaret sırasında İstanbul'da görev yapan gen
ç