Hayri
Uluç Belçika'nın "Marie Haps" (ILMH) okulu
bünyesinde geçen yıl hizmete sokulan "ATA Türk Dili ve Uygarlığı
Merkezi" birinci yaşgününü kutladı.
Belçikalıların ve bu ülkedeki diğer
yabancıların Türk diline ne kadar önem verdiklerini, bu dili öğrenme
girişimlerini geçen sayı-larımızda anlatmış, Belçika'daki Türklerin
anadil eğitimlerinin ih-mal edilmemesi gereğini de vurgulamıştık. İyi
bir Türkçe bilgisi, gençlere yeni ve güzel iş alanları açıyor.
Bu arada, Türkçe öğrenen yabancıları, bu istek
ve iradeleri nereden kaynaklanıyor diye sorgulamaya devam ediyoruz.
Aşağıda resmini gördüğünüz Türkçe sını-fının katılımcılarından
bazılarıyla da, bu amaçla konuştuk.
Corine, bir Türk arkadaşı oldu-ğu için Türkçe
öğrenmeye karar verdiğini, arkadaşının dil ve kültü-rünü daha iyi
tanımak istediğini anlatırken, "Ayrıca, ben bir tercümanım ve mesleğim
çerçevesinde, Türkçe öğrenmem bana güç kazandırır, elimde yeni bir koz
olur diye düşünüyorum" diyor ve ekli-yor : "Her halükarda, Türkiye'yi
çok seviyorum…"
Claire, bir Türk ile evlenen kızı ile birlikte
derslere geldiğini belirtip, "Bu sayede, Türkiye'ye gitti-ğim zaman
konuşulanları, insanları daha iyi anlayabileceğim" diyor.
Christelle, bir Türk ile birlikte yaşadığını,
Türkçe öğrenmesinin "geleceği açısından" şüphesiz ya-rarlı olacağını
düşündüğünü ifade ediyor.
Lieve, "Babam Türk ama ben hiç Türkçe
konuşmadım" diyor. Şimdi hem yüksek tahsil yaptığını, hem Türkçe
öğrendiğini söylüyor.
Roberto, "Çok Türk arkada-şım var. Onlarla
daha iyi ve sağlıklı bir diyalog kurmak istiyorum" diyor.
Esther, “Türkiye’ye çok yolculuk yaptım ve çok
fazla Türk arka-daş edindim” diyerek Türkçe’ye merak sarmasının
nedenini izah ediyor.
Caroline, Türk kadını konu-sunda bir
antropoloji (insan bilimi) tezi hazırladığını, Türkleri daha iyi
anlamak için derslere katıldığını anlatıyor.
Jean ise, “Ural-Altay dillerine büyük ilgi
duyduğunu, çok sayıda dilde eğitim gördüğünü, bunlardan birinin de
Türkçe olduğunu” söyle-dikten sonra ekliyor: “Bazı aile bağlarım da,
beni Türkçe öğren-meye teşvik etti...”
Görüldüğü gibi, mesleki ge-rekler dışında,
Türkçe öğrenmek için çaba harcayanları bu yola yönelten çok farklı ve
çeşitli nedenler var.
Türkçe eğitimi konusunda uzun yıllar mücadele
vermiş olan saygın bir isim, ATA Türk Dili ve Uygarlığı Merkezi Müdürü
Eser Baysal, kurumun birinci yılını kutlarken, bütün bu gelişmelerden
memnun gözüküyor. Şimdi ILMH, Türkiye'deki bazı üniversitelerle öğrenci
değişimi yapıyor.
Belçika'da Türkçe öğrenen öğrenci grupları
Türkiye'ye götü-rülüyor. Türkçe'nin okul programlarına daha kalıcı bir
şekilde sokulmasının mücadelesi veriliyor. Avru-pa Birliği, Avrupa
Parlamentosu çalışanlarına da ayrıca Türkçe
dersleri veriliyor. Türkiye'nin ve Türklerin tanıtımına yönelik çeşitli
konferanslar da düzenleniyor.
Bütün bu güzel gelişmeler yanında, bize
gözüken tek gölge, Belçika'daki Türk ve Türk asıllı gençlerin kendi
anadillerine ve eğitimlerine yeterince önem vermemeleri. İyi bir Türkçe
bilgisi-nin açacağı kapılar üzerinde ısrarla durmamız, bu gençleri ve
velilerini uyarmamız bundan… Atı alan Üsküdar’ı geçerken, Türk’ün aklı
yine mi sonradan başına gelecek?