Devlet Bakanı Pascal Smet [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Türkçe eğitimi



Devlet Bakanı Pascal Smet [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Türkçe eğitimi


     Belçika'da artık her meslekte Türkler var. Bu sayımızda çok öz-veri ve insan sevgisi isteyen bir mesleğin emektarlarını okuyucuları- mıza tanıtmak istedik.
     Hemşireler...     Liege'de 1907'den beri var olan Clinique de l'Espérance'a gittik ve orada hemşirelik yapan do-kuz Türk'ten bazılarıyla konuştuk.
     Hemşirelerden sorumlu Müdür Therese Marechal'dan aldığımız bilgilere göre bu klinikte görev yapan en eski Türk hemşire 6 yıllık... "Bizim için Türk ve Belçikalı arasında fark yok ama daha önce herhal-de Türk asıllılar hemşire olmak için okullara gitmiyordu" diyor Mare-chal. Türk asıllı hemşirelerin, normal görevleri dışında Türk hastalarla iletişimde yardımcı olduklarını, bazı yaşlı hastaların dil sorunu ya-şadıklarını anlatıyor ve ekliyor:     "Türk hemşirelerin müslüman olmaları dışında diğerlerinden hiç-bir farkını göremiyorum. Tek fark, Ramazan ayında akşamüstü veya gece vardiyalarını tercih etmeleri... Bu da diğer hemşirelerin işine ge-liyor zaten çünkü genellikle herkes sabah vardiyasını tercih ediyor."
     Müdür Therese Marechal şunları anlatıyor:     "Hemşire olmak için 3 yıllık yüksek okul ve istenirse 1 yıllık da uzmanlık
yapmak gerekiyor. Belçika’nın çeşitli şehirlerinde hemşi-relik okulları var. Bizim klinikte başa-rılı bir Türk hemşire-yi uzmanlık yapma-ya biz ittik. Hemşi-relik zor meslek, sürekli ayaktası-nız, çok güçlü olmak gerekiyor. Farklı saatlerde çalışmak ve çok güçlü bir morale sahip olmak ge-rekiyor. Hastalar genellikle hemşi-relerin de insan olduğunu, yorulabileceklerini düşünmüyorlar. Maaş-lar da yeterli değil. Belçika'da hem-şirelere çok ihtiyaç var ve bu mes-leği yapanların işsiz kalması söz konusu değil..."
     Türk hemşirelerden Belgin Öz-demir 26 yaşında. Verviers doğumlu. Belçika'ya ilk önce dedesi gel-miş. Bir kız kardeşi mühendis, bir kardeşi de dış ticaretle uğraşıyor. Babasının bir dükkanı var.      Belgin Özdemir lisedeyken hemşire olmaya karar vermiş ve Liege'deki hemşirelik okulunda okumuş. Mezuniyetinin ertesi günü işi hazırmış. Mesleğini de, şu anda çalıştığı kliniği de çok sevdiğini söylüyor. Dört yıldır burada çalışı-yor ve şimdilerde acil serviste çalışmak üzere uzmanlık dersleri alıyor. "Acilde ve yoğun bakım servislerin-de çalışmayı seviyorum, bunun için bir senelik uzmanlık eğitimi almam gerekiyordu" diyen Özdemir, şunları anlatıyor:     "Bu mesleği çok seviyorum. İnsanlarla konuşmak, onlara yar-dımcı olmak beni mutlu ediyor. Ayrıca yalnız çalışmayı değil ekip çalışmasını seviyorum ve hemşirelik mesleğinin buna çok uygun olduğu-nu düşünüyorum. Çok değişik insanlar görüyorum, her gün  farklı şeyler öğreniyorum ve insanlara bir şeyler verebiliyorum."       Hemşire Hatice Olgun'un ba-bası maden işçisi olarak Belçika'ya gelmiş. Ablası terzi, abisi şoför. 6 senedir bu klinikte çalışıyor, en eski hemşire... Ortopedi bölü-münde görev yapan Olgun eskiden beri hemşire olmak istemiş. O da Liege'de eğitim almış:
 "Eşim çok anlayışlı olduğu için so-run yok ama saatler uygun olmadı-ğı için evlilik hayatı açısından sıkıntılar doğabiliyor. Bu meslek sevil-meden yapılabilecek bir meslek değil. Ekibi, hastaları sevmek lazım. Hiçbir zaman Türk olduğum için kendimi farklı hissetmedim. Burada işimizi iyi yapıp yapmadığımıza ba-kıyorlar, kökenlerimize değil..."
     Figen Dede de 6 senedir bu klinikte hemşirelik yapıyor. O da Belçika'da doğmuş.  Evli ve 2,5 ya-şında kızı olan Dede'nin eşi Türki-ye'deyken polismiş, Belçika'ya ge-lince mesleğini yapamamanın sı-kıntılarını ve dil sorununu yaşamış. Figen Dede, "Hemşirelik çok güzel meslek ama çok stresli" diyor ve ekliyor:
     "İnsanların hayatı söz konusu. İnsanlar evde bulamadıklarını biz-lerden bekliyorlar. Fiziksel olarak da, ruhen de çok yıpranıyoruz. Ge-nelde yabancılar (Türkler, Faslılar) daha huysuz oluyorlar ve aşırı ilgi bekliyorlar."      Hemşire Seyran Kaya da 5 yıl-dır bu klinikte çalışıyor. Türkiye'de doğmuş, 9 yaşında Belçika'ya gel-miş. Erkek kardeşi mühendislik okuyor. Babası din dersi öğretme-niymiş, sonra bu ülkede kalmışlar. Aslında tıp okumak istemiş ama olmamış. "Tıp çevresinden ayrılmak istemedim. İnsanlara yardımcı olmayı seviyorum. Üstelik mezun olur olmaz iş bulma imkanları var bu meslekte" diyor.     Genç hemşirelerle sohbetimiz sırasında öğreniyoruz ki, Türklerin en sık karşılaştıkları sağlık sorunla-rı, erkeklerde, özellikle madenlerde çalışmış olanlarda ciğer hastalıkla-rı...  Bayanlarda beslenme ve fazla yemekten kaynak-lanan şeker, ül-ser, tansiyon, diz kapakla-rındaki sorunlar söz konu-su oluyor. İlk gelen kuşakta çok fazla kanser vakası var. En çok da ak     "Hemşire olmak isteyenlere ne-ler öneriyorsunuz?" sorusunun ya-nıtı ise şöyle:
     "Mesleği sevmek için bir süre çalışıp kendilerine zaman tanısınlar. İlk günden yılmasınlar. Bu mesleğin zorlukları çok ama güzellikleri de çok. Zamanla insan bu mesleği da-ha fazla sevmeyi öğreniyor. Staj-yerken çok farklı oluyor, iş pek sevimli gözükmüyor. Sonrası daha farklı ve güzel... Bu işte dokunmak çok önemli. Hemşirenin işi sadece ilaç vermek değil. Gerçek anlamda hemşirelik günde 8 saatimizin bir saatini alıyor. Geriye kalan zamanda hastalarımızı yıkıyoruz, onları yediriyoruz, koltuklarına oturtu-yoruz, çocuk gibi onlarla ilgileni-yoruz, rahatları için çalışıyoruz. Psikoloji dersleri de aldık. Evimizin sorunlarını evde, hastanenin sorunlarını da hastanede bırakmamız gerekiyor ama bunu yapmak her zaman kolay olmuyor. Yüzünüzün hiç bir zaman asık olmaması lazım. Muhtaç olan bir insana yardımcı olmak dünyanın en büyük mutluluğu... Yatalak olan bir insanı yıka-yıp tertemiz yatağına koyduğunuzda o insanın yüzündeki  mutluluk ifadesini görmek bize yetiyor, zorlukları unutturuyor. Ama bazen de hastalara ne yapsanız yapın, yara-namıyorsunuz. Sürekli hasta gör-mek, bir çocuğun yatalak olduğunu görmek bizleri çok üzüyor, yıpratı-yor. Neyse ki Belçika'da sağlık ve hastane koşulları Türkiye'ye oranla çok daha iyi... Maaşlarımız yetersiz. İnsanımız hemşireliği "alt te-mizleme" gibi görüyor. Artık bu ka-fa yapısını değiştirmek lazım. Genç kızlarımız bile "Hemşirelik yapıp insanların altını temizleyemem" di-yorlar. Üç senelik okulda "alt te-mizlemeyi" öğrenmiyoruz herhalde... Hemşirelik ve doktorluk, insanların yaşamını kolaylaştırmak, sağlıklarına kavuşmalarını sağlamak gibi hedefleri olan asil mesleklerdir..."