Belki siz de televizyonlarda görmüş, radyolarda dinlemişsinizdir:
Kocaman bir klasik müzik orkestrası ve papyonlu, şık elbiseli, kemanlı,
trompetli sanatçılar arasında garip kıyafetli bir adam, garip
çalgılarla bir şeyler yapıyor, çevresindeki birkaç cazcı arkadaşı
ile... Kulaklarınızı farklı, coşkulu, heyecanlı bir müzik okşuyor. Türk
ritmi... Klasik müzikte ve cazda Türk ritmi... Okay Temiz, küresel
alanda bu ritmi tanıtmış, sevdirmiş bir caz
ustası... 1939’da, İstanbul'da doğan sanatçı
Türk müziği ile ilgili ilk tınıları musiki eğitimi almış annesinden
kapmış. Yine annesinin desteğiyle Ankara Klasik Müzik Devlet
Konservatuarı'nda vurmalı çalgılar ve timpani eğitimi almış ve
profesyonel müzik yaşantısına 1955'te adım atmış. Çok yoğun ve saygın
bir sanat yaşamı olan Temiz, 1967 yılında Ulvi Temel orkestrasına
katılıp Avrupa'da büyük dans lokallerinde çalışmış ve aynı yıllarda
İskandinavya macerası başlamış. İsveç'te, doğaçlama alanında büyük
etkisi olan trompetçi Maffy Falay ile tanışmış ve birlikte Türk folklör
melodilerindeki kıvraklık ve ritmi farklı bir platformda açığa
çıkardıkları “Sevda” grubunu kurmuşlar. Temiz, sonraki yıllarda
Stockholm radyoları ve Senfoni Orkestrası’na perküsyoncu olarak değişik
renkler katmış. İsveç'te
yaşayan Amerikalı ünlü trompet ustası Don Cherry ile Okay Temiz
senelerce beraber olup festivaller, konserler ve plaklar yapmışlar.
Afrikalı Johnny Dyani'nin de gruba katılmasıyla üçlü, Amerika'nın en
po-püler müzik okullarından biri olan New Hemsher kolejinde dersler
vermiş. 1974 yılında kurduğu İsveç Türk Caz Grubu Oriental
Wind ile keman, saksafon, flüt, klarnet, bas ve piyano gibi batı
kökenli enstrümanların yanı sıra zurna, ney, kaval, ud, saz, gayda ve
sipsi gibi Türk enstrümanlarını bir araya getirerek ilginç bir senteze
ulaşan Okay Temiz, bir dönem annesi Naciye Temiz'i de grubun içine
katmış. Temiz, 1990 yılına kadar İsveç'teki
kültürel çalışmalarını sürdürmüş. Bu arada, makam müziğini caza
uygulama amaçlı çalışmaları sırasında, Türkiye'den pek çok müzisyeni
keşfedip onları dünya standartlarına taşı-mış. Avrupa, Hindistan ve
Amerika turları, konserler, albüm çalışmaları, seminerler, ödüller
birbirlerini takip etmiş.
1993 yılından sonra çalışmalarını
Finlandiya'da sürdüren Okay Temiz’in, aynı yıllarda, cazın doğaçlama
ruhunu Afrika, Güney Amerika ritmi ile renklendirip geleneksel Türk
ezgileriyle birlikte yorumlayan bir albüm çalışması olmuş ve bu çalışma
Yunanistan'da CD olarak basılıp ayın albümü seçilmiş.
Okay Temiz, 30 senelik İskandinavya
faaliyetleri sırasında, İsveç Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle, küresel
alanda çalışmalar yapmış. Türk motifleri-nin cazcılar tarafından
keşfedilmemiş örneklerini büyük bir heyecan ve ilgiyle caz ailesinin
tınılarına katmak için çok emek vermiş ve başarıya ulaşmış. Ulaşılan
tarz, önce İskandinavya'da, sonra tüm dünyada kendini kabul
ettirmiş. Tüm bu çalışmaları Türkiye'den
dünyaya yaymak ve daha çok Türk müzisyeni ile beraber olmak amacıyla
1998 yılında Türkiye'ye yerleşen Temiz, Kültür Bakanlığı'nın da
desteğiyle buradaki çalışmalarına başladı. Bitmek bilmeyen enerjisi ve
sürekli kendini aşma tutkusuyla, edinmiş olduğu deneyimleri birleştirip
yeni projeler üretti. Bunlar arasında, Kültür Bakanlığı ve Banvit
sponsorluğunda, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ile kaydettiği, kendi
bestelerinden oluşan "Kuzeyden Güneye Yansımalar" adlı albüm, T.C.
75.yıl anısına "Kutlama" isimli CD ve Banvit firmasının 30. yıldönümü
anısına "Yaşamın Ritmi" CD çalışması yer alıyor.
Okay Temiz, Selanik, Atina, Barselona,
Budapeşte, Zürih, Lubliana, Amsterdam, Roterdam, Lahey, Lizbon gibi
Avrupa'nın önemli sanat merkezlerinde Türk ve dünya ritimleri tanıtım
programları, seminerleri düzenledi. Ayrıca, Kültür Bakanlığı Türk
Müziği Topluluğu'nda kadrolu sanatçı olarak İstanbul, Ankara ve
İzmir'de çeşitli konserler verdi.
Temiz, yıllar boyunca topladığı ve yaptığı
birçok farklı enstrüman dahil tüm vurmalı çalgıları kendine özgü bir
biçimde yorumluyor ve en basit ritimleri bile çarpıcı bir anlatıma
dönüştürebiliyor.
Okay Temiz Avrupa, Amerika ve Hindistan'da
yaklaşık 3300 konser verdi ve 350 festivale katıldı. Afrika'nın, Güney
Amerika'nın ve Hindistan'ın ritimlerini en iyi çalanlarıyla tanışıp
görerek, dinleyerek, beraber çalarak deneyimlerini artırdı. Kendi el
yapımı olan bakır davullar, "Elektrikli Sihirli Piramiti", deve ve
koyun çanlarından yaptığı "Artemiz" isimli metal aleti de içeren geniş
bir etnik ve elektronik çalgılar koleksiyonu var.
34 yıllık caz ve dünya müzikleri kapsamındaki
deneyimlerini Türkiye'de ve dünyanın çeşitli bölgelerinde değerlendiren
Okay Temiz ile Brüksel'de verdiği konser sırasında görüştük ve uzun
yıllar yurtdışında yaşadıktan sonra döndüğü Türkiye'den izlenimlerini
sorduk. "Mehter ile cazı buluşturmayı" başarmış, "Ritim Atölyesi"
açmış, depremden etkilenen çocuklar için müzik ve deneyimlerini hizmete
sunmuş bu sanatçı, medyanın caz kültürüne hazırlıklı olmadığını
belirtip şunları anlattı: "Paparazilere,
magazin camiasına yönelik bir şey yaparsanız olabilir ama aksi takdirde
anlamıyorlar. Türkiye'de dinleyici çok pozitif. Bu da her zaman iyi
değil. Sanatçıları hep alkışlıyorlar. Hep müzik, dans, eğlence, gazino
havası... Hep şıkıdım şıkıdım... İyi olsun, kötü olsun, daha şarkıya
girerken alkışlıyorlar. Kim iyi, kim kötü, kim hangi enstrümanı daha
iyi kullanıyor, sorgulayan yok. Ufak ufak bir şeyler öğrenenler
piyasaya çıkıyorlar. Batı Avrupa'da böyle bir şey yok. Türkiye’de
gerçekten sanat yapana maddi destek de yok. Cazdan anlayan küçük ama
kaliteli bir kitle var ama bizdeki caz kulüpleri içki ve muhabbet yeri
gibi... İki masa dinliyor, diğerleri muhabbet ediyor. Caz dinlemek
Tür-kiye'de pahalı..."
"Kültürler arasında sentez yapıp sunmak büyük
sanat" diyen Okay Temiz, Türkiye'de kültürel promosyon eksikliği
olduğunu, Türklerin köşelerinde kaldıklarını, diplomatların bile bunu
yaptıklarını, sorunun buradan başladığını anlatıyor ve "Sosyal
ilişkilerimiz zayıf" diyor.
Türkiye'de kaliteli ve güzel caz festivalleri
olduğunu, senfoni orkestraları ile çalışmalarnan da çok memnun
kaldığını belirten Temiz, yeni projeler üretiyor. (www.okaytemiz.com)