Yerel haberler [ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 .. ] Çocuk Sayfası



Yerel haberler [ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 .. ] Çocuk Sayfası


   Milletler Cemiyeti, Birinci Dün-ya Savaşı’nın ardından kurulmuş olan en büyük uluslararası kurumdur. Bugünkü Birleşmiş Milletler’in “babası”dır.
     1932 yılı başında Mustafa Ke-mal Türkiyesi, zamanın bu en bü-yük uluslararası örgütüne katılmak istiyor, bunda çok kararlı... Fakat Mustafa Kemal, bu katılımın Türki-ye’nin başvurusuyla değil, Milletler Cemiyeti’nin çağrısıyla gerçekleş-mesini istiyor.
     Atatürk, bu hedefe ulaşmak için, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’a talimatlarını verdi.
     Aras, 12 Nisan 1932’de, Ce-nevre’de toplanan Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı bir konuşmada, Mustafa Kemal Türkiyesi’nin izlediği barışçı dış politikayı anlattı ve “Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’-ne katılmaktan onur duyacağı” me-sajını verdi.
     Dışişleri Bakanı Aras, ertesi gün, İsviçre’nin yüksek tirajlı gaze-tesi “Journal de Geneve”e verdiği demeçte, “Eğer Milletler Cemiyeti Türkiye’yi katılıma davet ederse, Türk hükümeti bunu kıvançla kabul edecektir” dedi.     Bu röportajı okuyan Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri Eric Drummond, Türk Dışişleri Bakanı’-nı makamına davet etti ve Ankara’-dan gelen mesajı kulaklarıyla duy-du.     Bu görüşmeden hemen sonra, Milletler Cemiyeti Genel Sekreterli-ği, bu kuruma katılmak için yasal ve geleneksel yükümlülüklerin yeri-ne getirilmesi gerektiğini bildiriyor ve Türk hükümetinin, kurumun ku-ruluş anlaşması doğrultusunda, ge-rektiği gibi katılım başvurusu yapmasını öneriyordu.
     Ankara, Türkiye’nin katılımı için “davet” talebinde ısrarlıydı. Ge-nel Sekreter Drummond, karmaşık bir hal alan duruma müdahele etti ve şu açıklamayı yaptı:
     “Katılımın hukuki biçimi yönünden Türkiye’nin talepte bulunması-nın daha doğru olacağına ben de inanıyorum. Ancak, eğer böyle bir işlem Mustafa Kemal Türkiyesi’nin Milletler Cemiyeti’ne katılmasına engel olacaksa, o zaman kuru hu-kuk kurallarından vazgeçilmesi ge-rekecektir. Çünkü Mustafa Kemal Türkiyesi’nin, Milletler Cemiyeti açısından önemi büyüktür.”     Genel Sekreter, “Türkiye’nin katılım biçimini görüşmek üzere”, 1 Temmuz 1932’de, Milletler Ce-miyeti Genel Kurulu’nu özel top-lantıya çağırdı.
     Bu toplantıda, İspanya, Türki-ye’nin Milletler Cemiyeti’ne katılmaya davet edilmesine yönelik bir karar tasarısı sundu. Bu karar tasa-rısının altında, aralarında Almanya, Fransa, İngiltere ve Yunanistan’ın da bulunduğu 29 ülkenin imzası vardı.     New York’taki Birleşmiş Millet-ler Genel Sekreterliği’n-de uzun yıllar görev yapmış olan, Türk diplomasisinin saygın isimlerin-den Üner Kırdar’ın orta-ya koyduğu zabıtlardan öğrendiğimize göre, İs-panya’nın önerisi üzeri-ne söz alan Yunanistan Dışişleri Bakanı Mihala-kopulos şunları söylüyordu:
     “Akdeniz’in üç genç cumhuriyeti, İspanya, Türkiye ve Yunanistan, Milletler Cemiyeti amaç-larına içten bağlıdırlar ve bu yolda ortak hizmet yapmaya hazırdırlar. Eskiden dünyanın anlaşmazlık ve kargaşa mer-kezi olarak tanınan bu köşeyi, Türkiye’nin bir barış yuvası durumuna getirdiğine hepimiz tanığız.”
     Milletler Meclisi Ge-nel Kurul Başkanı Belçi-ka Dışişleri Bakanı Hymans, 6 Temmuz 1932’de konuyu görüş-meye açtı.
   Görüşmede söz alan 16 devletin temsilcilerinin tümü, Mus-tafa Kemal Türkiyesi’nin Milletler Cemiyeti’ne katılımını destekledi, Atatürk’ü, O’nun barışçı politikası-nı, devrimlerini ve eserlerini övdü.     Avusturya Temsilcisi Granville Ryrie, konuşmasında, “Çanakkale, Filistin, Sina Çölleri ve Suriye’de çarpışmakla onur duyduğumuz Türk askerinin yüce kahramanlığı, cesareti ve ağırbaşlılığı karşısında her zaman hayranlık duyduk” di-yordu.     İngiltere Temsilcisi London-derry Mirkasi, Türkiye’nin dünya barışı ve düzeni için önemli bir un-sur olduğunu, bu bakımdan Millet-ler Cemiyeti’ne üye olmasını yalnız istemekle yetinmediklerini, aynı za-manda bunun gerekliliğine inandıklarını söyledi ve şöyle konuştu:
     “Bu ülkenin önemi yalnızca Av-rupa’yı Orta ve Yakın Doğu’ya bağlamasından değil, Gazi Mustafa Kemal’in en seçkin önderliği altında izlediği politikadan da kaynak-lanmaktadır. Türkiye’nin katılma-sıyla, Milletler Cemiyeti’nin başlıca amacı olan barışa güçlü ve değerli bir katkı sağlanacaktır. Türkiye sa-yesinde, Milletler Cemiyeti ülküsü-ne bir adım daha yaklaşacaktır.”     Almanya Temsilcisi, konuşma-sında, Türkiye’nin, “Milletler Cemi-yeti bünyesindeki büyük bir boşluğu dolduracağını” söyledi.
      Polonya Temsilcisi, 18. yüzyıla döndü ve o dönemde Polonya’nın bölünmesini ve Avrupa haritasından silinmesini kabullenmeyen tek ulusun Türkler olduğunu hiçbir za-man unutamayacaklarını söyledi.     İrlanda Temsilcisi ise, “Ülkemi-zin geçen yüzyılın ortasında karşı-laştığı açlık sırasında Türkiye’nin göndermiş olduğu cömert ve gö-nüllü yardımları hiçbir zaman unutmayacağız” dedi.     Kolombiya Temsilcisi, tüm Gü-ney ve Orta Amerika cumhuriyetleri adına, Mustafa Kemal Türkiye-si’ni hayranlıkla izlemekte oldukla-rını söyleyip Türk halkını selamladı.     Görüşmelerden sonra, Türki-ye’ye, Milletler Meclisi’ne katılımı için davet yapılması kararlaştırıldı ve Genel Sekreterlik, bu daveti Ankara’ya iletmek üzere görevlen-dirildi. Resmi davet, 18 Temmuz 1932’de Türkiye’ye iletildi. Anka-ra, ertesi gün, “daveti kabul ettiği” yanıtını verdi.    Türkiye’nin katılımı, 43 üyenin oybirliğiyle onaylandı.
     Türkiye, 5 yıl sonra, 1937’de, Milletler Cemiyeti Genel Kurul Başkanı olmuştu.     Milletler Cemiyeti, Atatürk’ün uluslararası barışa ve dayanışmaya inancını, katkılarını, bu yolda verdi-ği hizmetleri her zaman hayranlıkla belirtti. O öldüğü zaman, 1938’de, cenazesine özel bir temsilciler he-yeti göndererek saygı ve hayranlı-ğını yansıttı.
     Milletler Cemiyeti, İkinci Dünya Savaşı öncesinde yok oldu ve yerini, 1945’te, bugün 191 üyesi bulunan Birleşmiş Milletler’e bıraktı.
     Türkiye, Birleşmiş Milletler’in kurucusu olan 51 ülkeden biriydi.     Bugünkü Türkiye de, “Mustafa Kemal Türkiyesi”dir. Uluslararası bir kuruma katılım söz konusu olunca, aciz, ısrarlı ve talepkâr bir görüntü vermek yerine, “Davet etsinler, katılalım” dediği gün, bu ülkeye muhtaç olanlar mesajı alacak, gerekeni yapacaklardır. Bugün yaşanan sorun, Türkiye’nin, uzun yıllardır, Mustafa Kemal Atatürk’ün onurlu ve iradeli devlet yönetimini örnek alma zekâ ve yeteneğine sa-hip liderler bulmakta zorlanmasından kaynaklanıyor.