Base [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] UNIT INTERNATIONAL



Base [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] UNIT INTERNATIONAL


Sessiz çoğunluğun sesi Dlunay Uluç       Okuyucular bize telefon ediyor veya
Dolunay Uluç Anlatmaya çalışıyoruz    Son birkaç sayımızda Kıbrıs’la ilgili haberlere özellikle yer verdik. Anlatmak gerektiğini, olup bitenleri anlamamız gerektiğini düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde Kıbrıs konusu dünyada ve Türkiye'de artarak gündeme gelecek. Ve kafalar daha da karışacak.      
     Bugün oynanan oyunları anlayabilmek için tarihi bilmemiz gerekiyor. “Kıbrıs’ı verelim, kurtulalım. O zaman AB bizi alır” diye düşünseniz de, “Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır” deseniz de, yıllardır çözüm bulamamış olan bu sorunun temellerini kavramak gerekiyor. Anlamak için çaba harcamak hem yurttaşlık, hem de insanlık görevimiz. Çünkü “yavru vatan” Kıbrıs’tan hepimiz sorumluyuz. Eğer bu sorumluluğu üstlenmez, üstlenmeyenlere tepki göstermezsek, çok yakın bir gelecekte Akdeniz sahillerinden yeni bir Yunan adasının ışıklarını izliyor olacağız, efkârlı efkârlı rakı içerek...
      Biz “tepkisizler” sınıfından değiliz. Bu nedenle gittik, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı bulduk, dinledik. Anlattıklarını size aktarıyoruz.
     Ve biliyoruz ki, sadece Denktaş’ı dinlemek ve söylediklerini sizlere aktarmak yeterli değil. Türkiye’nin Batı Avrupa’da ne kadar “ifade özürlü” olduğunun hepimiz farkındayız. Batılıların Türkleri ve Kıbrıslı soydaşlarımızı dinlemekte ne kadar üşengeç ve isteksiz olduklarını da görüyoruz. Bilgisizlikleri de bunlardan kaynaklanıyor.
     İşte bu nedenle, “Anadolu” gelecek ay yeni bir özel sayı çıkaracak. İngilizce ve Fransızca olacak bu sayıda, “Bir de bizi dinleyin” diyerek, hem Kıbrıs, hem Avrupa Birliği konusunda çeşitli görüşleri yansıtacağız. Sizlerin de yardımıyla, bu yüksek tirajlı özel sayıyı tüm Avrupa’da yabancılara sunacağız.
q q q
     Neden kendimizi anlatmalıyız?
     Çünkü birlikte yaşadığımız, ortak değerleri paylaştığımız Batı Avrupalıların çok büyük bir kısmı bizlerden ve Türkiye’den vazgeçmek niyetinde olmadıkları gibi, böyle bir yaklaşımın kendilerine büyük zarar getireceğini, geleceklerini olumsuz
etkileyeceğini çok iyi biliyorlar. Etrafımızda bizi daha iyi tanımak ve anlamak isteyen milyonlarca yabancı var.
     Bir de art niyetliler var. Türkiye’yi bölmek, Kıbrıslı soydaşları yutmak, Batı Avrupa’daki Türkleri yakmak isteyenler var.
     Tehditle, şantajla, Avrupa Birliği havucuyla ve hatta terörizmle hedeflerine ulaşmak isteyenlere karşı; laik Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmeye, yıkmaya çalışanlara karşı, benim gibi, ailenizin en değerli varlığını şehit vermiş olsanız bile, korkmadan, yılmadan mücade etmekten vazgeçmeyeceksiniz.
    Görüyoruz: Yalanlar söylüyorlar; dilimizi, dinimizi hedef alıyorlar; vuruyorlar, öldürüyorlar ama başara-mıyorlar. Hedeflerine ulaşamıyorlar.
     Çünkü biz güçlüyüz.
     Güçlüyüz çünkü, kim ne derse desin, genç ve çalışkan, hırslı, dürüst bir halkın; potansiyeli ve kaynakları müthiş bir ülkenin; laik bir devletin, dünyanın en güzel ülkelerinden birinin evlatlarıyız.
     Güçlüyüz çünkü “Atatürk’ün Cumhuriyeti”nin çocuklarıyız.
     Biz çağdaşlığı AB’den değil, Ata’mızdan öğrendik!
     AB ile dostluğumuz ve bütünleşmemiz bizim kadar o tarafa da çok şeyler kazandıracak. Eğer bunu anlıyorlarsa, gerçekten dostluk ve bütünleşme isteniyorsa, konuşalım, anlatalım, anlaşalım, paylaşalım. Bütün çabalarımız bu yönde...
     Ama kendi bünyelerinde bütünleşmeye gidenler, bizi bölmeye kalkanları aralarından dışlamazlarsa ve bize “Kıbrıs faturası” kesmek niyetinden vazgeçmez-lerse;  bir yandan demokrasi nutukları atarken, bir yandan en temel demokrasi kurallarını ve insan haklarını hiçe sayarak Türkiye’ye saldıranlara göz yummayı sürdürürlerse; terörizme karşı mücadelede hâlâ tavır değiştirmezlerse, sonunda kaybeden, Türkiye’-nin de asırlardır parçası olduğu “Avrupa” olacak.
     İşte, sevgili AB’li dostlarımıza bunları anlatmaya çalışıyoruz.
     Gelecek ay, özel sayıda buluşalım.
..