Doğu Anadolu bölgesinin yüzölçümü açısından en büyük ili olan ve nüfusu
da bir milyona yaklaşan Erzurum; İran ve Kafkasya'dan gelen yolların
Akdeniz, Karadeniz ve Batı Anadolu'ya ulaşım kavşağında yer alması
dolayısıyla tarih boyunca önemli bir yerleşim alanı oldu. Erzu-rum
ovasının güney kenarında, Çoruh, Fırat ve Aras havzalarının başlangıç
alanında kurulmuş olan şehir, Karga Pazarı, Palandöken ve Bingöl
Dağları ile çevrili. Kent, kuzeyde Rize ve Artvin; batıda Bayburt ve
Erzincan; güneyde Bingöl ve Muş; doğuda Kars ve Ağrı; kuzeydoğuda
Arda-han ve kuzeybatıda Trabzon ile komşu...
Tarihi M.Ö. 4000'li yıllara kadar uzanan Er-zurum, tarih boyunca
Urartular, Kimmerler, İs-kitler, Medler, Persler, Partlar, Romalılar,
Bizans-lılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklar, Moğollar, İlhanlılar ve
Safaviler gibi çok çeşitli kavim ve milletler tarafından idare edilmiş.
Coğrafi konumu yüzünden, ulaşım, ticaret ve askeri alanlarda stratejik
önem taşıyan şehir, Büyük İskender ve Timur'un hakimiyetinde de kalmış.
1514 yılında Osmanlılar tarafından fethedilen şehrin yakın ta-rihine
bakıldığında, 1877-78 Rus harbi sırasında işgal edildiği, 1918'de
Ermeni zulmüne karşı direndiği ve Anadolu'da milli mücadele birliğinin
kurulmasında ikinci adım olan, 23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi'ne ev
sahipliği yaparak Kurtuluş Savaşı'nda önemli rol oynadığı görülü-yor.
Delikanlı ve yiğit kimse anlamına gelen
"da-daş"ların yurdu, dünyanın 2000 metrelik yükseklikteki bir plato
üzerinde kurulu sayılı şehirle-rinden biri. Erzurum'un yerleşim
birimlerinin %61'i yüksek kesimlerde yer alıyor. Bölgedeki dağların
çoğu 3000 metreyi aşıyor. İl toprakla-rında Rize Dağları, Karasu-Aras
Dağları, Mescit Dağları, Kargapazarı Dağları gibi sıradağlar yer
alıyor. Erzurum'da yüksek dağların zirveleri de-vamlı karlıdır.
Erzurum'da ovalar da 2000 metreye yakın
yükseklikte. Başlıca üç ovası var: Erzurum Ova-sı, Pasinler Ovası ve
Hınıs Ovası. Yaz hariç yılın diğer mevsimlerinde yağış miktarı fazla
olan bölgede, kar ve yağmur suları birçok akarsuyu meydana getiriyor.
Bunların başlıcaları arasında, Karasu, Çoruh Irmağı, Ruslarla
sınırımızı teşkil eden Aras Irmağı, Oltu Çayı ve Tortum Çayı
sayılabilir. Erzurum ilinin sadece bir
gölü var. Tortum Çayının güzergahında, Kemerli Dağ’dan bir top-rak
kayması ile tıkanma olmuş ve Tortum gölü meydan gelmiş. Tortum Çayının
suları 50 metre yükseklikteki Tortum Şelalesi'nden inerek yoluna devam
ediyor. Tortum Çağlayanı Türkiye'nin en yüksek çağlayanı. Tortum
gölünde hidro-elektrik santralle elektrik üretimi yapılıyor.
Erzurum, Türkiye'nin en yüksek ve en so-ğuk
illerinden biri. Bölgede sert kara iklimi hü-küm sürüyor. Kışlar çok
soğuk ve karlı, yazlar sıcak ve kurak geçiyor. Şehir, senenin 150 günü
karla örtülü. Yazın 25-30 dereceye ulaşan sıcaklık, kış aylarında eksi
30'lara kadar düşüyor. Erzurum'un
Oltu ilçesi çevresinde çıkarılmakta olan Oltu Taşı, Erzurum'un ünü
yurtdışına ulaşan zenginliklerinden biri. Yer altında, in-ce damarlar
halinde bulunan bu parlak siyah taş, oldukça zor şartlar altında
çıkarılıyor. Ma-den Tetkik Arama Enstitüsü'nün araştırmaları, bu taşın
ardıç ağacı kömüründen meydana gel-diğini ortaya çıkardı. Bu taş,
yöredeki esnaf ta-rafından ağızlık, tesbih, kolye gibi süs eşyaları
yapımında kullanılıyor. TARİHİ ESERLER
İlin tarihi İpek Yolu üzerinde olması, tarih boyu önemli bir yerleşim
alanı ve ticaret merke-zi olmasını sağlamış. Bu nedenle Erzurum,
bir-çok tarihi ve kültürel değerleri içinde barındırı-yor. Erzurum'da
tarih öncesi devirlerden günü-müze kadar birçok kültür ve medeniyete
ait ka-lıntılar ile özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait
tarihi eserler bulunuyor. Erzurum Kalesi, hiç
şüphesiz şehrin kuruluş sırlarını saklıyor. Bugünkü görünüşüyle Osmanlı
çağı yapısı olan kale, Rus işgalleri sırasında çok tahrip edilmiş. İlk
inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi'nin, 5.yüzyılın ilk
yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edili-yor. Tarih
boyunca Asurlular, Sasaniler, Persler, Araplar, Romalılar ve
Bizanslılar arasında sık sık el değiştiren Erzurum Kalesi, 11. yüzyılda
Türk-lerin eline geçmiş. İç Kale'de Erzurum'daki ilk Türk-İslam
eserlerinden Saltuk Oğulları dönemi-ne ait Kale Mescidi ve Tepsi Minare
bulunuyor. Erzurum Kalesi bulunduğu
tepenin üzerinde bir iç kale ile, bunu çevreleyen dış kaleden meydana
geliyor. Bugün iç kale sağlam kalmış olma-sına rağmen, şehri çevreleyen
dış kale surlarından hiçbir eser kalmamış. Surların dört kapı ile dışa
açıldıkları, bugün yerlerinde bulunmayan bu kapıların Tebriz Kapı,
Erzincan Kapı, Gürcü Kapı ve Harput Kapısı adlarını taşıdıkları
bilini-yor. Erzurum Kalesi'nin
içinde bulunan Tepsi Mi-nare'ye Saat Kulesi de deniliyor. Yer yer
tahrip olan şerefe gövdesindeki kitabesine göre Saltuk-lu Emirlerinden
Muzaffer Gazi bin Ebü'l Kasım tarafından 12. yüzyılın ilk yarısında
yaptırılmış. Anadolu'nun en eski minarelerinden biri söz konusu...
Erzurum'un sembolü haline gelen Çifte
Mi-nareli Medrese'nin kitâbesi olmadığından, yapı-lış tarihi kesin
olarak bilinmiyor. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın kızı Hundi
Hatun veya İl-hanlı hanedanlarından Padişah Hatun tarafından
yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de
deniyor. 13. yüzyılın sonlarında yaptırıldığı düşünülüyor. Osmanlı
Pa-dişahlarından 4.Murat'ın emri ile bir süre "Top-hane" olarak, daha
sonra da "Kışla" olarak kullanılmış. 1942-1967 yılları arasında Erzurum
Müzesi olarak kullanılan medrese, günümüzde çay bahçesi ve resim sergi
salonu olarak değerlendiriliyor. Yakutiye
Medresesi, Ahmediye Medresesi, Kuşunlu Medresi, Şeyhler Medresesi de
Erzu-
rum'un tarihi yapıtları arasında yer alıyor.EKONOMİ
İran ve Kafkasya'dan gelen yolların Akdeniz ve
Karadeniz ile Batı'ya ulaşmak için çatallandı-ğı bir kavşakta bulunan
Erzurum, coğrafi açıdan jeopolitik bir öneme sahip. Kanuni Sultan
Sü-leyman'ın 1534'de İran seferi sırasında Osmanlı yönetimine geçen
Erzurum'un önemi, önce sancak ve daha sonra beylerbeyliği haline
getirilmesi ile bir kat daha artmış, Osmanlı'nın doğu merkezi olmuş.
Ticaret yönünden üstlendiği rol açısından Erzurum ili, İstanbul ve
İzmir'den son-ra Osmanlı'nın en önemli gümrük merkezi ol-muş. Osmanlı
yönetiminde Erzurum, Karadeniz ve Anadolu'dan doğuya, İran'a giden yol
üzerin-de önemli bir merkez, askeri donatım ve hare-ket üssü olmuş.
Şehrin tarih boyunca önemli bir hayvancılık
merkezi olduğu da biliniyor. 1828 Rus işgali,
şehir nüfusunu 15000'e düşürmüş. 1859 depremi, 1877-1878 Osman-lı-Rus
savaşı, I. Dünya Savaşı ve Ermeni ayaklanmaları ile nüfus kaybına ve
imar açısından tahribata uğrayan şehir, eski canlılığını kaybetmiş.
Daha sonra Cumhuriyet dönemiyle canlanma sürecine girmiş.
Geçmişte özellikle Selçuklu medreseleri
ile kültür ve eğitim merkezi olma rolüne sahip olan Erzurum, şimdilerde
Türkiye'nin en köklü üniversitelerinden biri olan Atatürk Üniversitesi
ile bu görevini devam ettiriyor.
Su ürünleri kapsamında yöre açısından uy-gun üretim, kültür balıkçılığı
alanında gerçekleşi-yor. Suni yemleme ve dölleme kullanılarak
ha-vuzlarda, kafeslerde, kanallarda insan eliyle ya-pılan kültür
balıkçılığı; ucuz istihdam, toprak değerlendirme, yem değerlendirme ve
gelir yo-luyla tarımın en avantajlı dallarından.
İlde faaliyet gösteren imalat sanayi
işletme-lerinden %79'u tarıma dayalı sanayi işletmeleri. Genel olarak
sanayi sektörü madencilik, enerji