[ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 ]


[ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 ]

     Doğu Anadolu bölgesinin yüzölçümü açısından en büyük ili olan ve nüfusu da bir milyona yaklaşan Erzurum; İran ve Kafkasya'dan gelen yolların Akdeniz, Karadeniz ve Batı Anadolu'ya ulaşım kavşağında yer alması dolayısıyla tarih boyunca önemli bir yerleşim alanı oldu. Erzu-rum ovasının güney kenarında, Çoruh, Fırat ve Aras havzalarının başlangıç alanında kurulmuş olan şehir, Karga Pazarı, Palandöken ve Bingöl Dağları ile çevrili. Kent, kuzeyde Rize ve Artvin; batıda Bayburt ve Erzincan; güneyde Bingöl ve Muş; doğuda Kars ve Ağrı; kuzeydoğuda Arda-han ve kuzeybatıda Trabzon ile komşu...      Tarihi M.Ö. 4000'li yıllara kadar uzanan Er-zurum, tarih boyunca Urartular, Kimmerler, İs-kitler, Medler, Persler, Partlar, Romalılar, Bizans-lılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklar, Moğollar, İlhanlılar ve Safaviler gibi çok çeşitli kavim ve milletler tarafından idare edilmiş. Coğrafi konumu yüzünden, ulaşım, ticaret ve askeri alanlarda stratejik önem taşıyan şehir, Büyük İskender ve Timur'un hakimiyetinde de kalmış. 1514 yılında Osmanlılar tarafından fethedilen şehrin yakın ta-rihine bakıldığında, 1877-78 Rus harbi sırasında işgal edildiği, 1918'de Ermeni zulmüne karşı direndiği ve Anadolu'da milli mücadele birliğinin kurulmasında ikinci adım olan, 23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi'ne ev sahipliği yaparak Kurtuluş Savaşı'nda önemli rol oynadığı görülü-yor.      Delikanlı ve yiğit kimse anlamına gelen "da-daş"ların yurdu, dünyanın 2000 metrelik yükseklikteki bir plato üzerinde kurulu sayılı şehirle-rinden biri. Erzurum'un yerleşim birimlerinin %61'i yüksek kesimlerde yer alıyor. Bölgedeki dağların çoğu 3000 metreyi aşıyor. İl toprakla-rında Rize Dağları, Karasu-Aras Dağları, Mescit Dağları, Kargapazarı Dağları gibi sıradağlar yer alıyor. Erzurum'da yüksek dağların zirveleri de-vamlı karlıdır.
     Erzurum'da ovalar da 2000 metreye yakın yükseklikte. Başlıca üç ovası var: Erzurum Ova-sı, Pasinler Ovası ve Hınıs Ovası. Yaz hariç yılın diğer mevsimlerinde yağış miktarı fazla olan bölgede, kar ve yağmur suları birçok akarsuyu meydana getiriyor. Bunların başlıcaları arasında, Karasu, Çoruh Irmağı, Ruslarla sınırımızı teşkil eden Aras Irmağı, Oltu Çayı ve Tortum Çayı sayılabilir.       Erzurum ilinin sadece bir gölü var. Tortum Çayının güzergahında, Kemerli Dağ’dan bir top-rak kayması ile tıkanma olmuş ve Tortum gölü meydan gelmiş. Tortum Çayının suları 50 metre yükseklikteki Tortum Şelalesi'nden inerek yoluna devam ediyor. Tortum Çağlayanı Türkiye'nin en yüksek çağlayanı. Tortum gölünde hidro-elektrik santralle elektrik üretimi yapılıyor.      Erzurum, Türkiye'nin en yüksek ve en so-ğuk illerinden biri. Bölgede sert kara iklimi hü-küm sürüyor. Kışlar çok soğuk ve karlı, yazlar sıcak ve kurak geçiyor. Şehir, senenin 150 günü karla örtülü. Yazın 25-30 dereceye ulaşan sıcaklık, kış aylarında eksi 30'lara kadar düşüyor.        Erzurum'un Oltu ilçesi çevresinde çıkarılmakta olan Oltu Taşı, Erzurum'un ünü yurtdışına ulaşan zenginliklerinden biri. Yer altında, in-ce damarlar halinde bulunan bu parlak siyah taş, oldukça zor şartlar altında çıkarılıyor. Ma-den Tetkik Arama Enstitüsü'nün araştırmaları, bu taşın ardıç ağacı kömüründen meydana gel-diğini ortaya çıkardı. Bu taş, yöredeki esnaf ta-rafından ağızlık, tesbih, kolye gibi süs eşyaları yapımında kullanılıyor. TARİHİ ESERLER       İlin tarihi İpek Yolu üzerinde olması, tarih boyu önemli bir yerleşim alanı ve ticaret merke-zi olmasını sağlamış. Bu nedenle Erzurum, bir-çok tarihi ve kültürel değerleri içinde barındırı-yor. Erzurum'da tarih öncesi devirlerden günü-müze kadar birçok kültür ve medeniyete ait ka-lıntılar ile özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait tarihi eserler bulunuyor.      Erzurum Kalesi, hiç şüphesiz şehrin kuruluş sırlarını saklıyor. Bugünkü görünüşüyle Osmanlı çağı yapısı olan kale, Rus işgalleri sırasında çok tahrip edilmiş. İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi'nin, 5.yüzyılın ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edili-yor. Tarih boyunca Asurlular, Sasaniler, Persler, Araplar, Romalılar ve Bizanslılar arasında sık sık el değiştiren Erzurum Kalesi, 11. yüzyılda Türk-lerin eline geçmiş. İç Kale'de Erzurum'daki ilk Türk-İslam eserlerinden Saltuk Oğulları dönemi-ne ait Kale Mescidi ve Tepsi Minare bulunuyor.       Erzurum Kalesi bulunduğu tepenin üzerinde bir iç kale ile, bunu çevreleyen dış kaleden meydana geliyor. Bugün iç kale sağlam kalmış olma-sına rağmen, şehri çevreleyen dış kale surlarından hiçbir eser kalmamış. Surların dört kapı ile dışa açıldıkları, bugün yerlerinde bulunmayan bu kapıların Tebriz Kapı, Erzincan Kapı, Gürcü Kapı ve Harput Kapısı adlarını taşıdıkları bilini-yor.        Erzurum Kalesi'nin içinde bulunan Tepsi Mi-nare'ye Saat Kulesi de deniliyor. Yer yer tahrip olan şerefe gövdesindeki kitabesine göre Saltuk-lu Emirlerinden Muzaffer Gazi bin Ebü'l Kasım tarafından 12. yüzyılın ilk yarısında yaptırılmış. Anadolu'nun en eski minarelerinden biri söz konusu...
      Erzurum'un sembolü haline gelen Çifte Mi-nareli Medrese'nin kitâbesi olmadığından, yapı-lış tarihi kesin olarak bilinmiyor. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın kızı Hundi Hatun veya İl-hanlı hanedanlarından Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de deniyor. 13. yüzyılın sonlarında yaptırıldığı düşünülüyor. Osmanlı Pa-dişahlarından 4.Murat'ın emri ile bir süre "Top-hane" olarak, daha sonra da "Kışla" olarak kullanılmış. 1942-1967 yılları arasında Erzurum Müzesi olarak kullanılan medrese, günümüzde çay bahçesi ve resim sergi salonu olarak değerlendiriliyor.     Yakutiye Medresesi, Ahmediye Medresesi, Kuşunlu Medresi, Şeyhler Medresesi de Erzu-
rum'un tarihi yapıtları arasında yer alıyor.EKONOMİ      İran ve Kafkasya'dan gelen yolların Akdeniz ve Karadeniz ile Batı'ya ulaşmak için çatallandı-ğı bir kavşakta bulunan Erzurum, coğrafi açıdan jeopolitik bir öneme sahip. Kanuni Sultan Sü-leyman'ın 1534'de İran seferi sırasında Osmanlı yönetimine geçen Erzurum'un önemi, önce sancak ve daha sonra beylerbeyliği haline getirilmesi ile bir kat daha artmış, Osmanlı'nın doğu merkezi olmuş. Ticaret yönünden üstlendiği rol açısından Erzurum ili, İstanbul ve İzmir'den son-ra Osmanlı'nın en önemli gümrük merkezi ol-muş. Osmanlı yönetiminde Erzurum, Karadeniz ve Anadolu'dan doğuya, İran'a giden yol üzerin-de önemli bir merkez, askeri donatım ve hare-ket üssü olmuş.
     Şehrin tarih boyunca önemli bir hayvancılık merkezi olduğu da biliniyor.      1828 Rus işgali, şehir nüfusunu 15000'e düşürmüş. 1859 depremi, 1877-1878 Osman-lı-Rus savaşı, I. Dünya Savaşı ve Ermeni ayaklanmaları ile nüfus kaybına ve imar açısından tahribata uğrayan şehir, eski canlılığını kaybetmiş. Daha sonra Cumhuriyet dönemiyle canlanma sürecine girmiş.
      Geçmişte özellikle Selçuklu medreseleri ile kültür ve eğitim merkezi olma rolüne sahip olan Erzurum, şimdilerde Türkiye'nin en köklü üniversitelerinden biri olan Atatürk Üniversitesi ile bu görevini devam ettiriyor.        Su ürünleri kapsamında yöre açısından uy-gun üretim, kültür balıkçılığı alanında gerçekleşi-yor. Suni yemleme ve dölleme kullanılarak ha-vuzlarda, kafeslerde, kanallarda insan eliyle ya-pılan kültür balıkçılığı; ucuz istihdam, toprak değerlendirme, yem değerlendirme ve gelir yo-luyla tarımın en avantajlı dallarından. 
      İlde faaliyet gösteren imalat sanayi işletme-lerinden %79'u tarıma dayalı sanayi işletmeleri. Genel olarak sanayi sektörü madencilik, enerji