Kıbrıs sorununun, sadece Türkiye açısından değil, tüm AB açısından da
en gücel ve ciddi gündem maddesi haline geldiği bir dönemdeyiz.
"Fırtınadan önceki
sessizlikten", bir "barut fıçısından" söz ediliyor. Türkiye'de bir
kesim, "ver kurtul" diyor ve böylece AB'ye giriş kapılarının
açılacağını iddia ediyor. Bir başka kesim ise
"ilhak" naraları atıyor. Türkiye'nin en üst düzey yetkilileri, "Kıbrıs
stratejisi" konusunda konuşamaz durumdalar. "Bu konunun AB
ilişkileriyle ilgili olmadığını, bir önkoşul olmadığını" söylüyorlar
ama Brüksel'deki AB temaslarında hep Kıbrıs konuşuluyor. Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında,
"Siyaset çözüm üretmek sanatıdır. Biz çözümden yanayız. Annan Planı'nı
müzakere edilebilir buluyoruz" dedi ve ekledi: “Çözüme ulaşılacağını
yüzde yüz garanti etmek de mümkün değil…” Gazeteciler, "O zaman,
çözümsüzlük halinde Türkiye'nin stratejisi nedir ? Ankara'nın bir B
planı var mı?" diye sordular. Yanıt şaşırtıcıydı : "Artık bana Kıbrıs'ı
sormayın…"q q qProf. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Türkiye'de hem Avrupa
Birliği mekanizmasını ve hukukunu, hem de Kıbrıs sorununu en iyi
bilen uzmanlardan biridir. Kendisini, uzun yıllar, Brüksel'deki
AB Daimi Temsilciliği'ndeki danışmanlık görevi sırasında tanıdık.
Şimdi, Yeditepe Üniversitesi'nde Hukuk Fakültesi Dekanı...
Sorunu ve gidişatı biraz daha iyi anlamak umuduyla, Prof. Kabaalioğlu
ile bir söyleşi yaptık: