[ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]


[ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]

     Evcil hayvanların, insanların ruh sağlığında çok olumlu etki yaptığı bilimsel olarak kanıtlanmış an-cak şimdi Belçika’da moda haline gelen, pek evcil olmayan hayvanlar...  
     Belçika polisi, evinde zehirli yılan ve örümcekler bulunduran bir kişiyi gözaltına aldı.      Charleroi bölgesindeki bir eve baskın düzenleyen polise eşlik eden uzman ekipler, evde yaptıkları aramada, 20 kadar zehirli yılanla çok sayıda zehirli örümcek ele geçirdiler. Baskında, engerek yılanı ve çıngıraklı yılan türünden zehirli hayvanlar yanında 4 boa yılanı ve bir piton ile 3 karayılan bulundu.      Baskına katılan Brüksel Kraliyet Doğa Bilimleri Ensti-tüsü uzmanı Philippe Kok, basına yaptığı açıklamada, söz konusu hayvanlara iyi bakıldığını ancak bu hayvanları barındıran kişi-nin “yılan sevgisinden” değil, “teh-likeli yaşama arzusundan” heyecan duyduğunun anlaşıldığını bildirdi.      Kok, hayvanların kafeslerde bulunmadığını, sahiplerinin de ze-hirlenmeye karşı hiçbir önlem al-madığını, serum bulundurmadığını anlattı ve “Örneğin bir yangın olsa, bu hayvanlar itfaiyecileri ısırarak hemen öldürebilirlerdi” dedi.
     Belçika'da zehirli yılan barındırmanın tamamen yasak olduğunu, diğer bazı vahşi hayvanlar için özel izin gerektiğini belirten yetkililer, gözaltına alınan Belçikalı'nın yargılanacağı-nı duyurdular.     Operasyon sonunda el konulan hayvanların Blankenberg kentindeki Zehirli Yılan-lar Merke-zi'ne teslim edileceği bildirildi.     Bu olaydan bir-kaç gün sonra, Brüksel'in Ander-lecht bölgesinde boynuna sardığı iki metreden uzun bir boa yılanıyla sokakta dolaşan bir Belçikalı gözaltına alındı.     Polis, “yılanını havalandırmaya çıkaran” şahsın, bu tür hayvanları barındırmak için gerekli olan izin belgesini gösteremediği için gözaltına alındığını bildirdi.     Brüksel Savcılığı, bir pazarye-rinde yılanıyla gezen kişinin, 5 aylık boa yılanını nereden satın aldığını belgelerle kanıtlayama-dığını belirtti.      Belçika'da vahşi hayvanla-rın satış ve barındırılmasından sorumlu olan Tarım Bakanlığı yetkilileri, “Ülkede yılan besle-yen binlerce insan var. Yılanını gezdiren kişi, bu hayvanı barındırmak için izin almış olsaydı sorun yaşamazdı” diyerek, “sokakta yılan gezdirmenin yasal suç oluşturmadı-ğını” bildirdiler.
     Belçikalı, “izinsiz yılan gez-dirmek” ithamıyla Savcılığa sevk edildi.     Bu olayların ardından yapılan açıklamalar ilginç: Küresel alanda, suç örgütlerine en fazla para kazan-dıran uyuşturucu ve silah kaçakçılığı... Bunları “vahşi hayvan kaçakçılığı” izliyor. Bu piyasada her yıl 15 milyar euro dönüyor.     Belçikalı uzmanlar, ülkede kedi-köpek beslemenin artık demode olmaya başladığını, evlerde ve bah-çelerde aslan, yılan, timsah gibi hayvanlar besleyenlerin giderek arttığını anlatıyorlar. Belçika’da her yıl 100 bin sürüngen satılıyor. 25 eu-ro veren bir kobra yılanı, 140 euro veren bir boa yılanı, 200 euro ve-ren bir yavru timsah alabiliyor. Sonra da, bu hayvanlara bakama-dıkları için onları doğaya terk edenler oluyor.
     Evinde bir yılan besleyen insa-nın, o hayvanda ne aradığı ve ne bulduğu tartışılır ancak okuyucula-rımıza bu tür maceralara girmeden önce defalarca düşünmelerini öne-riyoruz.
     Çok şirin kedi ve köpekler, in-sanların hayvan sevgisi ve dostluk paylaşımı için yeterli. Kedi veya köpek alırken dahi, bunun sorumluluğunun bilincinde olmak şart.
     Belçika Ulusal İstatistik Entitüsü (INS), bu ülkedeki ailelerin yüzde 25'inin bir köpek, yüzde 25'inin ise bir kedi beslediğini açıkladı.     INS verilerine göre 10 milyon nüfuslu Belçika'da, resmi kayıtlı 1,1 milyon köpek ve 1,7 milyon kedi bulunuyor.     “Belçika’da 40 yıllık macera” başlıklı yazı serimizde, 1960’lı yılların başında bu ülkeye gelen büyüklerimizle söyleşiler yapı-yoruz. Bunlardan birini, Zülkarniyin Tanrı-seven’i, röportajımızdan birkaç gün sonra kaybetmiş, çok üzülmüştük. Kalbi durmuştu...     Şimdi de, dergimize hastane odasında konuşan Bartınlı Halis Mengen’in vefat haberiyle sarsıldık.     Halis Mengen, 1963 yılında Belçika’ya geldiğini, emekli oluncaya kadar maden ocaklarında çalıştığını, hiç durmadığını anlatmıştı bize... Henüz 63 yaşındaydı. Emekli olmuştu ama emekliliğin tadını sür-düremedi.   Yıllar boyu, gün ışı-ğı görmeden çalıştığı maden ocaklarının verdiği hasarlarla, has-ta yatağında bize ya-şam mücadelesini anlatıyor, “Nasıl bir kültürden geldiğimizi yabancılara iyi anla-tın” diyor ve ekliyordu: “Allah’a şükür, güzel evlatlar yetiştir-dik buralarda...”   Ailesine ve güzel evlatlarına başsağlığı diliyoruz.