[ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]


[ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]

     Büyükelçilikte bir yıldan fazla süredir her ayın ilk cumartesi günü vatandaşları ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini toplayarak onları dinle-yen ve bilgilendiren Büyükelçi Erkan Gezer ile ekibi şimdi de her ayın üçüncü cumartesi günü "gençleri ve genç düşünenleri" bir araya getiriyor.      İddialı bir tavır, iddialı bir girişim... Çünkü gençleri konuşturmak zor olduğu kadar, onları dinlemek ve anlamak da belirli bir yetenek ve deneyim gerektiriyor.      Türk Devleti'nin temsilcilerinin amacı, Batı Avrupa'daki başka hiçbir bölgede gerçekleştiril-memiş olan bu yöntemle, gençlerle de diyalog kurmak, onların sorunlarını dinlemek, isteklerini not etmek, görüş alışverişi yapıp bazı alanlarda birlikte çözümler üretmek... Bu gençlerin birbirlerini tanımaları, bir araya gelerek dayanışma grupları oluşturmaları, bilgilenmeleri ve bilgilen-dirmeleri hedefleniyor.      Bu girişim, Türkiye'nin ve yurtdışındaki Türklerin bir türlü beceremedikleri "lobicilik" alanında da bir umut ışığı...      İlk toplantıda katılım yoğun oldu, sağlıklı bir diyaloğun adımları atıldı. Eğitim konuları, ana dili koruma ve Türk dili öğrenme gerekliliği ve bu konudaki eksiklikler, üniversitelerdeki gençlerin sayısının artırılması, siyasi partilere katılım, ailenin gençler üzerindeki etki ve önemi, askerlik konuları tartışıldı. Annelerin ve yeni gelinlerin eğitimi konuşuldu. Gençler, bir yandan özeleştiri yaptılar, bir yandan da mevcut sistemdeki  eksiklikleri dile getirdiler.      Çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin de hazır bulunduğu toplantıda, katılımcı gençlere yol gösterebilecek bazı bilgiler verildi.     Büyükelçi Gezer, bu toplantılara düzenli katılım için gençlere çağrı yaparken, onlara rahat ve açık konuşabilecekleri mesajı verdi. "Bizi eleştirebilirsiniz, Devlet'i eleştirebilirsiniz, istediğinizi söyleyebilirsiniz" dedi ve ekledi: "Burada izin vermeyeceğim tek şey, Atatürk Cumhuriye-ti'nin ilkelerine toz kondurulmasıdır..."     Bu toplantılarda gençlerle diyaloğun gelişeceği, bunun da sadece onlar açısından değil, Türk resmi makamlarının bilgi ve deneyim kazanmaları açısından da yararlı olacağı görülü-yor. Her ayın üçüncü Cumartesi günü, saat 11.00'de, Büyükelçilik'te gençlere randevu var.     Bir öneri: Gençlerin katıldığı bu toplantıda bir çeşit "dilek ve düşünce kutusu" oluşturulabilir. Söyle-mek istenip de söyleneme-yenler yazılı olarak bu kutuya bırakılabilir. Bunlar, bir sonraki toplantıda genel bir tartışma konusu olabilir veya yanıtlanabilir.
     Ve bir eleştiri:     İlk toplantıda ortaya çıkan olumlu ve verimli tabloda tek gölge Türkçe bilmeyen Türk ve Türk asıllı gençlere kapıların kapatıldığı görüntüsü oldu. Sanki bir "devekuşu taktiği"... "Biz onları görmezsek, varlıklarını hissetmeyiz ve tehlikeden uzak kalmış oluruz..."     Oysa onlar varlar. Yeterince veya hiç Türkçe bilmeyen gençlerin sayısı çok fazla. Bu çok önemli bir sorun ve çözüm, “görmemek” veya  "dışlamak" olamaz. Bu sorunun kaynağında önce aileler, sonra onlara sağlıklı Türkçe eğitimi olanakları sunamayan, bu amaçla Belçika makamlarını ikna edemeyen resmi makamlar ve en son sırada gençlerin kendileri vardır. Pratik uygulamada, böyle bir toplantıda hem Türkçe, hem Fransızca veya Hollandaca konuşulmasının zorlukları gözardı edilemese bile, eğer gerçekten amaç diyalog arayışı ve destek ise, Türkçe bilmeyen gençleri dışlamayacak bir yöntem belirlenmesi sağlıklı olur. Örneğin, konuştukları lisanlara göre onlar için zaman zaman özel toplantılar düzenlenebilir, bu gençler hem yaşam mücadelelerinde, hem Türkçe öğrenme umutlarında desteklenebilir.
     Unutulmaması gereken bir unsur var: Türkçe'yi iyi bilmeyen veya hiç bilmeyen gençler, Türklere ve Türkiye'ye daha da farklı ve yoğunduygusal bağlarla bağlılar ve pek de kendilerin-den kaynaklanmayan bu durum yüzünden acı çekiyorlar.     "Gençleri tanımak ve anlamak istiyoruz" diyenlere öncelikli mesajımız bu...