[ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]


[ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]

   Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 80. yılı...     Prof. Ahmet Taner Kışlalı’nın cahil yobazlar tarafından katledilişinin 4. yılı...     Türkiye’nin Avrupa Birliği ile “muhabbete başlayışının” neredeyse 50. yılı...     Kıbrıs’ta Türk varlığını silme girişimlerinin birinci asırı...     Türklerin Belçika’ya gelişlerinin 40. yılı...     Ve uyuyan Türk lobisinin uyanışının “sıfırıncı” yılı...
     Geçenlerde, bizim ekiple oturmuş “Ne yapmalı?” diye düşünüyorduk. “Daha fazla, daha iyi neler yapabiliriz?” sorusuna yanıt arıyorduk.     Eşim, gazeteci Sıtkı Uluç yanımıza gelip, biraz da alaylı bir havayla, “Eee, gençler, ne düşünüyorsunuz öyle kara kara? Gene mi züğürt kaldınız?” diye sordu.    Derdimizi dinledikten sonra, “Bakın size bir şey göstereyim” dedi ve önümüze, 20-25 yıl öncenin Hürriyet, Milliyet, Tercüman gazetelerini serdi. Bu gazeteler o zamanlar özel Benelüks ekleri çıkarırlarmış, yerel haber ve yorum bolmuş. Muhabirler sıkı çalışırmış.    Gösterdiği yazıları okumaya başladık:    “Belçika’da bir Türk Evi kurulsun...”    “Türk lobisi için birlik olunsun...”     “Yurtdışındaki Türklerden sorumlu bakanlık uyuyor...”
     “Büyükelçilikteki müşavirler halktan ve basından kopuk...”     “Irkçılık tırmanıyor...”     “Yurtdışındaki Türklere seçme ve seçilme hakkı verilmedikçe seslerini dinleyen olmaz...”
     Bu tür bir sürü haber ve yazı...     Sıtkı Uluç ne zaman aramıza girse bizi şöyle bir silkeler zaten..    “Bakın bakalım, neler değişmiş 20-25 yılda” dedi, gitti.
     Gerçekten moral bozucu bir tablo.     İnsanın içinden, “Al kardeşim, ben yoruldum sen oyna” demek geliyor ama öyle yapmayacağız.     “Ne haliniz varsa görün” deyip meydanları boş bırakmayacağız.     Biliyoruz ki herkes bir şeyler yapıyor. Bizim sorunumuz “koordinasyon” eksikliği...      Ve iletişimsizlik...     İşte 20-25 yıl öncenin gazeteleri...
     İlerleyemiyoruz.     Türkiye, müthiş potansiyeliyle, dev adımlarla büyüyor, gelişiyor; biz buralarda yeri-mizde sayıyoruz.     Oysa görevlerimiz var:     Okuyun bu sayımızdaki Kıbrıs Dosyası’nı... Hatırlayın “yavru vatan” için dökülen kanları, verilen şehitleri...     Önümüzdeki dönemde Kıbrıs’tan çok söz edilecek. Bilgili, hazırlıklı olmak gerekiyor.
     Bu bir örnek...     Eski gazeteleri önümüze koyup moralimizi bozan “dinozor gazeteci”yi mahçup etmeli...      İlerleyemediğimiz doğru...     Haydi el ele verip bu durumu değiştirelim. Bürokratlar, basın, sivil toplum örgütleri, hep birlikte “beyaz bir sayfa” açalım.     Tekerlere çomak sokmak isteyenleri dışla-yıp, kendi aramızda daha sağlıklı bir diyalog kurup, baskılarını artarak hissettiğimiz dış lobilere karşı birleşelim.     Ve artık ilerleyelim...            Dolunay  Uluç