[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]


[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]

     Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 80. yılını kutluyoruz. Bu Cumhuriyet, Ulusal Kurtuluş Savaşı sonunda kuruldu. Osmanlı teslim bayrağını çoktan çekmiş ve halktan, işgalcilere tepki gösterilmeme-sini istemişken, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın ilk kıvılcımının nerde, ne zaman çakıldığını; bu savaşı başlatan ilk kurşunu kimin attığını biliyor musunuz?
ŞEHİT GAZETECİ     İzmir'in Konak meydanında do-laşanlar oradaki bir anıtı görmüşler-dir. Anıt üzerinde şunlar yazar:     "İzmir'in işgale uğradığı 15 Ma-yıs 1919 günü sabahı, Türklük haysiyet ve bağımsızlığı uğruna kanlarını döken kahraman şehitle-rin aziz hatırasına..."     O gün şehit edilen on kahramanın isimlerinin en başında "Ga-zeteci Hasan Tahsin Bey" vardır.
İZMİR YUNANLILARA...     Birinci Dünya Savaşı sona er-mişti. Osmanlı, savaş ortaklarıyla birlikte yenilmişti. Orduları bütün cephelerde geriliyordu. İngilizlerden silahların bırakılması istendi ve bir Türk heyeti Mondros'a gitti. Yenil-miş Osmanlı İmparatorluğu'nun Bahriye Nazırı, yani Deniz Savun-ma Bakanı Rauf Bey, 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'ni imzaladı. Yirmibeş maddelik bu an-laşmanın yedinci maddesi şöyleydi:     "İtilaf devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çı-karsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal etmek hakkına sahip olacaklar."     Anlaşmanın en ağır maddesiydi bu...     Rauf Bey, anlaşmaya ilişkin gö-rüşmeler sırasında İngiliz amirali Caltrop'tan, Yunanlıların Türk top-raklarına çıkarılmayacaklarına dair kesin söz almıştı. İngiliz amirali bu sözünü üç kez tekrarlamıştı. Hal böyleyken, Yunanlıların Averof adlı zırhlısı İstanbul limanında, Dolma-bahçe önünde demirlemişti. İzmir'-in de Yunanlılara verileceği söylentileri çıkmıştı.OSMAN NEVRES       Bu dönemde, gerçek adı Os-man Nevres olan Hasan Tahsin İzmir'de gazetecilik yapıyor. Daha önce, Balkan halklarını Türklere karşı kışkırtan iki İngiliz’i Roman-ya’da öldürmek görevini üstlenmiş, bu kişilerden birini yaralamış ve yakalanmış, Bükreş’te iki yıl hapis yatmış, Romanya’nın işgal edilmesi üzerine hücreden kurtulmuştur.  İsim değişikliği de, bu gizli görev-den kaynaklanmıştır.      Tanıyanlar şöyle anlatıyorlar:     "Hafifçe kırlaşmış saçlı, uzun boylu, yakışıklı... Hep koyu renk giyinirdi. Bastonlu gezerdi. Bir kez olsun onu başında fesle İzmir so-kaklarında dolaşırken gören olma-mıştır. Başı açık gezerdi. Aşırı atak bir gençti... Merhametliydi. Bir kişi aç desinler, ona koşardı. Bir kişi açık desinler, ceketini verirdi. İçki kullanmazdı, ara sıra elinde pipoyla görülürdü. İnsanın, insanlığın dostuydu..."
     Hasan Tahsin, "Hukuk-u Be-şer" adlı bir gazetenin kurucusu ve başyazarıydı. Hukuk-u Beşer, insan hakları demektir. Bu gazetenin ilk sayısı 10 Kasım 1918 günü çıkmış-tı.
     Hasan Tahsin, Hukuk-u Beşer'-de, bugün bile değerini ve anlamını yitirmemiş çok önemli başyazılar yazıyordu. Bu yazılarında "alnının teriyle ekmeğini kazanan, askere giden, vergisini ödeyenleri" savunu-yor, onlara seçim hakkı verilmeme-sini eleştiriyor, zengin sınıfın askerlikten kaçmasını, okulların fakirlere kapalı olmasını, eğitimsizliğin getir-diği kötülükleri eleştiriyordu. O dö-nemde İzmir'de sıkıyönetim vardı ve Hasan Tahsin'in yazıları çok sert bulunuyor, gazetesi sık sık kapatılı-yordu. O da, her seferinde gazete-nin adını değiştirip yeniden baskıya giriyordu.“NAMUS UĞRUNDA”      İşte o sıralarda, silahların bıra-kılmasından sonra, Yunan ordu birliklerinin İzmir'e çıkacağı yolunda söylentiler yayıldı. Bu söylentiler üzerine coşku ve duygusallığa kapı-lan Hasan Tahsin, “Namus Uğrun-da” başlıklı bir yazı yazdı ve şunları söyledi:     "Korkmuyoruz, gelsinler. Hatta masum Türk'e kastı olan bütün dünya gelsin. Süngüleriyle, zaten kanayan kalbimizi deşsinler. Topla-rıyla evlerimizi, kuvvetlerimizi yıksınlar. Ama unutmasınlar ki Türk ölmedi, yaşıyor. Ve burayı Yunan'a vermeyecektir. Hatta silahlarımız olmasa bile, direnen ruhumuzla, coşkun kanlarımızla, sökülmeyen dişlerimizle bile bu ülkeyi savunaca-ğız. Namusumuzu, gururumuzu, ailelerimizi, yavrularımızı, kadınları-mızın namuslarını koruyacak, kurtaracağız... Hayır, hayır, üzülmeyelim. Biz ölmedik, yaşıyoruz. Bu memlekete göz diken kuvvetleri ya-kacak, eritecek ateşimiz, hem de pek bol..."
KURULTAY     Bu arada, İzmir'in Yunanlılara verileceği söylentileri üzerine "İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Ce-miyeti" kuruldu. Cemiyet, 17-19 Mart 1919 günlerinde, Elhamra sinemasında bir kurultay topladı. Bu kurultay, Anadolu'da toplanan kurultayların ilki oldu. Ege'nin bir-çok il ve ilçesinden gelen belediye başkanları, müftüler, halk temsilcileri bu kurultaya katıldı. Kurultay'-da, düşman İzmir’i işgal ederse, di-renilmesi için karar alındı.     O zaman İzmir Valisi, Kambur İzzet diye tanınan İzzet Bey'di. Vali Kambur İzzet, İstanbul hükümetine bağlıydı, sadıktı. Anadolu'nun işgali pek umurunda değildi. Kurultayda düşmana direnme ve yurt çıkarları-nı koruma kararı alınınca, bu kurultaya katılanları “İttihatçılık” ve “Bolşeviklik”le suçlayarak İstanbul'a bilgi verdi. İŞGAL BAŞLIYOR     Hasan Tahsin'in, 14 Şubat 1919 günü gazetesinde yayınladığı “Namus Uğrunda” başlıklı başyazı-sından sonra üç ay kadar zaman