Prof. Ahmet Taner Kışlalı, dört yıl önce, Ekim 1999’da,
Ankara’da, yobaz teröristler tarafından
öldürüldü. O, Türkiye’yi aydınlatan ışıklardan
biriydi. Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni karanlığa sürüklemek isteyenler,
Kemalist ışık odaklarını yok etmek yolunda bir hedeflerine daha
ulaştılar. Prof. Kışlalı, “İlericilik bölmekten
değil, bütünleşmekten geçer. Ama yeni dünya düzeninin bazı güçlüleri,
kendileri bütünleşir-ken bizi bölmeye çalışıyorlar, bunu çıkarlarına
uygun buluyorlar” diyordu. Ve yine diyordu
ki: “İnananlar-inanmayanlar diye toplumu
bölecekler, susacaksınız. Atatürk’ü ve laikliği yıkmak için en adi
yalanlardan bile medet umacaklar, susacaksınız. Devleti adım adım işgal
edecekler; devlet eliyle demokrasiye
düşman kuşaklar yetiştirecekler, seyirci kalacaksınız.. Bunun adı da
“demokratlık” olacak! Cehaletin ya da ihanetin adı ne zamandan beri
“demokratlık” oldu ki?!” Öldürülmesinden birkaç
hafta önce de şunları yazıyordu: “İran’ın
mollaları kapılarını çağa kapata-rak yaşamak istiyorlar. Yaşayamazlar.
Türkiye’nin yanı başlarında olması, çıkmaz
bir yolu sadece kısaltıyor...” Ve Prof.
Kışlalı, İran’daki Ortaçağ rejiminin besleyip, yetiştirip,
silahlandırıp gönderdiği birkaç zavallı cahil maşa tarafından
katledildi. Bu cinayet sadece Tahran’da yaşama mücadelesi veren ve
sürekli sendeleyen yobaz rejimi değil; AB’de ve Atlantik ötesinde
oturup Türkiye’yi bölme planları yapan bazılarını da çok sevindirdi.
Teröristler yakalandı, hapis edildi.
Avukatları milletvekili olup bir af yasası çıkardılar. O avukatların
müvekkilleri şimdi af istiyor, hücrelerinden gururla çıkıp yeni
cinayetlere koşmak umuduyla bekleyen güruh içinde
gülümsüyorlar. Dış güçlerin ve yobaz takımının
karanlık emelleri sürüyor. Karşılarında Allah,
insan, Türkiye ve Atatürk sevgisiyle yetişmiş milyonlarca Kışlalı
çocuğu, Kışlalı öğrencisi var. Onları
öldürmekle bitiremeyecek ve oaydınlıklar karşısında sönüp
bitecekler... “Bir din devleti kurmak isteyenlerin önündeki
en büyük engel
Kemalizm... Türkiye’yi etnik kökenlere göre parçalamak isteyenlerin
önündeki en büyük engel Kemalizm... Ve “yeni mandacı” numaracı
cumhuriyetçilerin önündeki engel gene
Kemalizm. Niçin Atatürk değil de Kemalizm? Çünkü Atatürk’le
başedemeyeceklerini anlayanlar, hedef olarak kendilerine Kemalizm’i
seçtiler... Ve Türkiye’yi bu duruma, “Atatürk’e evet ama Kemalizm’e
hayır” diyenler getirdi...”