Prof. Ahmet Taner Kışlalı İşte size bir pazar
bulmacası... Aşağıdaki seçim vaatleri hangi partiye
ait? “Tekeller kamulaştırılacak... Toptancı ticaretin
karı paylaştırılacak... Büyük mağazalar küçük esnafa kiralanacak...
Toprak reformu yapılacak... Üretime katkı yapmadan kazanç sağlayan
“mali kapita-lizm”e karşı önlem alınacak...” Elbette
ki bunlar bir sosyalist parti’nin seçim bildirgesinden. Ama “nasyonal
sosyalist” bir partinin seçim bildirgesinden... Adolf
Hitler’in, Alman Nasyonal Sosyalist Partisi’nin...
Sol gösterip sağ vurmanın, seçmeni aldatmanın tarihteki en görkemli
örneği... Partinin, bu aldatılmayı içlerine sindiremeyen gençlik örgütü
eleman ve önderlerini nasıl bir gecede “temizlediği” de, Nazizmin
tarihindeki bir başka “ilginç” sayfa..q q q Mussolini
de, bacağından asılarak noktaladığı yoluna, sol yumruğunu göstererek
başlayanlardandı. Önce düzene “tepki” duyan kitleleri
peşine taktı. Oyların üçte birini topladı. Tıpkı
bizim bir “rahmetli” devlet büyüğümüz gibi, “güzel” bir seçim sistemi
sayesinde, üçte bir oyla meclisteki sandalyelerin üçte ikisini ele
geçirdi. Ve sonunda, o üçte ikilik çoğunluğa
dayanarak, anayasayı değiştirdi. Diğer partileri kapattı. Tarihin
karanlık bir dönemine damgasını vuracak olan “faşizm”i
kurdu.. Her şey yasalara uygundu. Seçimler de,
anayasa değişikliği de, yeni çıkardığı yasalar da...
Her şey kitabına uygundu, yasaldı, ama “meşru”
değildi!.. Nazizmi ve faşimzi yaşayan Avrupa’nın
gözleri açıldı.
İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen dönemde anayasaların
çerçevesi değişti. Hak ve özgürlükleri güvence altına almaya özen
gösterildi. Anayasayı değiştirmek zorlaştırıldı. Yasaların anayasalara
uygunluğu “katı” kurallara bağlandı. Daha da
önemlisi... Demokrasinin olanaklarından yararlanarak
demokrasiyi yok etmenin yolları tıkandı. Özgürlükleri yok etme
özgürlüğünün olamayacağı kabul edildi!.. Batı, ateşin
maşa ile tutulması gerektiğini, elini yakarak öğrendi. “Akıllı” uluslar
da, onların başına gelenlerden ders alarak öğrendi-ler...
Tıpkı Kemalizmin –Batı’daki gibi kuşaklar boyu kan
döküp telef olmasına gerek kalmadan- Türk işçisine tüm sosyal ve
siyasal hakları tanıması gibi!.. Humeyni, İslam
Cumhuriyeti’ni kurmadan önce, Paris’ten İran halkına mesajlar
yolluyordu. Hemen tüm toplum kesimlerine mavi boncuklar
dağıtıyordu. “Adil ve huzurlu” bir toplum vaat
ediyordu.
Şöyle diyordu: “İslam Cumhuriyeti
kurulunca, herkes yasa güvencesi altında olacaktır. Kimsenin güvenliği
tehdit altında olmayacaktır. Kimsenin evine girilmeyecektir. Kimse,
şüphe üzerine yakalanmayacak, tutuklanmayacaktır.” Ve
zaman geçti, İslam Cumhuriyeti kuruldu. Kendilerinden
kuşkulanılan kişiler tutuklanmadılar, çoğunlukla anında kurşuna
dizildiler. Yanıbaşındaki eşi, kuşkulanıldığı için zorla alınıp
götürülen bir yabancı işadamı, elçiliğin birkaç gün süren uğraşlarından
sonra şu “resmi” yanıtı aldı: “Eşiniz fahişe
sanıldığı için kurşuna dizilmiştir. Bu yanlışlıktan dolayı özür
dileriz.” Hitler komünistleri temizlerken, sosyal
demokratlar belki de için için memnundular. Sosyal demokratlar feryat
ederken, liberaller kulaklarını tıkamışlardı.. “Bana dokunmayan yılan
bin yaşasın” der gibi... Sıra liberallere geldiğinde
ise sesini yükseltebilecek kimse kalmamıştı zaten...
Tarihte felaket hiçbir topluma birden bire gelmez... Adım adım, haber
vere vere gelir. Tarih yanlışlıkları affetmez! Özür
dilemez! Ve ancak “ders alınmadığı” zaman
yinelenir. Ağaçlarla uğraşmaktan ormanı göremeyenler
ise, bu aymazlıklarının bedelini ağır öderler. Ve ne
yazık ki, sadece kendileri ödemekle kalmaz, tüm topluma da ödetirler!..