[ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]


[ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]

     Brüksel Üniversitesi (ULB) Fel-sefe ve Edebiyat Fakültesi ile Sos-yal, Siyasi ve Ekonomik Bilimler Fakültesi profesörü Robert Anci-aux, bu üniversitede yıllardır Türk dili, Türkiye Cumhuriyeti tarihi ve Osmanlı tarihi dersleri veriyor. 1973 yılından beri öğretim üyesi olan Prof. Anciaux gelecek yıl emekliye ayrılacak. Bu iyi bir haber değil çünkü ULB, Prof. Anciaux'-nun emekliye ayrılışını bahane ede-rek Türk dili ve tarihi derslerini programından silecek.      Prof. Anciaux, "ULB'de, bütçe nedeniyle, Türk olan her şey kaldı-rılıyor" diyor ve Belçika üniversite-lerinin bütçe sorununun 1974'ten beri yaşandığını, üniversite görme-miş bazı bakanların, üniversiteler-deki bazı dersleri gereksiz buldukla-rını anlatarak şunları söylüyor:     "Türk dili ve tarihi dersleri için kayıt olan fazla öğrenci yok. Bu durumdan hiç hoşnut değilim ama yapabileceğim bir şey de yok. Bu derslerin kaldırılması çok kötü bir olay. Bu tür kararlar alınırken kül-tür menfaati değil, bilimsel menfaatler değil, matematik hesaplar ön plana çıkarılıyor."     Prof. Anciaux, "Laik Türkiye Cumhuriyeti"  isimli Fransızca bir kitabın yazarlarından. Bu kitapta Joelle Pierre, Bahadır Kaleağası, Michel Bozdemir, Lebriz Piron Yakacıklı gibi akademisyenlerin de imzaları var. "Laik Türkiye Cumhu-riyeti'nin kuruluşundan bu yana ge-çen sürede Mustafa Kemal Ata-türk'ün eserinden geriye ne kaldı?" sorusuna yanıt aranan bu kitap ilginç veri ve görüşler yansıtıyor. Kitabın sonuç bölümünü yazan Prof. Anciaux, Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sloganının kü-resel olduğunu ve bugün de geçer-liliğini koruduğunu belirttikten son-ra, "Bugünün siyasetçileri ve devlet yöneticileri, akılcı ve gerçekçi bir karar adamı olan Mustafa Kemal'in zihniyetinden esinlenebilirler" diyor. (La République laique turque - Editions Complexe)     Brüksel Üniversitesi'nde ziyaret ettiğimiz Prof. Robert Anciaux, çe-şitli konularda görüşlerini dile geti-rirken, "Türkiye için sorun, halkı-nın hemen hemen tümünün müslüman olmasıdır" dedi ve özetle şunları anlattı:     "Avrupa Birliği kanadında, bü-yük bir müslüman nüfusla bütünleş-me girişiminin, toplumun hıristiyan değerlerine hasar vereceği görüşü var. Türkiye'nin ekonomik ve pa-rasal istikrarsızlık sorunu var ama ekonomik dinamizmi müt-hiş. Balkanlarda, Ortado-ğu'da, Karadeniz'de pazar ekonomisine, libe-ral ve küresel ekonomiye girmiş tek ülke Türkiye... Türk ekonomisi, tereddütsüz AB'ye alınmakta olan Polonya, Çek Cumhuriyeti gibi Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine oranla çok daha dinamik ve verimli. Türk eko-nomisinden çok daha kırılgan ve daha az verimli ekonomileri AB'ye almaya hazırlanı-yoruz. Yani, Türkiye ekonomik kırılganlığı nedeniyle alınmıyor diyenlere, "O zaman diğerleri neden alınıyor?" sorusu yöneltile-bilir."     Türk ekonomisinin güçlü oldu-ğunu ancak bu ülkenin eskiden beri kötü yönetildiğini söyleyen Prof. Anciaux şöyle devam etti:     "Din unsuru dışında, diğer kri-terleri incelediğimiz zaman Türki-ye'nin AB'ye katılım konusunda, sıranın arkasında veya dışarda bırakılması için mantıklı bir gerekçe görülmüyor. AB kamuoyunun İs-lam konusunda bilgi ve yaklaşımı da sorunlu. Türkiye, Mısır, Suriye, hepsi birlikte görülüyor. Konfe-ranslarımda, İslam'daki gelişmeleri, müslüman ülkeler arasındaki farklılıkları anlatmaya çalışıyorum. Bu farklılıklar katoliklerde de vardır. Ülkelerin ve halkların dinlerine değil, gelişme süreçlerine bakmak lazım. Huntington'ın Medeniyetler Çatışması teorisine karşı çıkıyorum. Eğer bir çatışma olacaksa dinler, medeniyetler arasında değil, küreselleşen liberal ekonomide, bundan menfaat sağlayanlarla dış-lananlar arasında olacak..."     Prof. Anciaux, Türkiye Cum-huriyeti tarihine ilişkin değerlendir-mesinde, "Atatürk'ün yaşadığı yıllarda, tepeden inme emirlerle ülkelerin ve halkların modernleştirilebilece-ği düşüncesi hakimdi. Emirle modernleştirme olmaz, bu-nu, Atatürk'ü taklit etmek isteyenler anlamadılar" dedi ve şunları söyledi:     "Topluma yeni bir rol verecek, yeni bir zihniyet yaratacak yapılaşma, altyapı, ekonomik ve sosyal organizasyon gerekiyordu. Atatürk bu yapılaşmayı sağlayarak Türkiye'-yi bugünkü durumuna getiren geliş-me sürecine yöneltti. Türkiye, Ata-türk reformları ve yeni yapılaşma sayesinde, adım adım demokrasiye ulaştı. Atatürk'ün, yaşadığı dönemin koşullarında gösterdiği aydınlık, bi-linçlilik olağanüstüydü. Zor bir işi başardı. Ortadoğu'da uydulaştırılmaktan kurtulan tek ülke Türkiye oldu. O dönemde Atatürk'ün kurdu-ğu tür bir devlet kurmak tüm Batılı-ların da hedefiydi."      "Türkiye'yi severim. Dost acı söyler" diyen Prof. Anciaux, de-mokratikleşme alanındaki eksiklikler üzerinde durdu ve kültürel, etnik sorunlara değindi. "Bu sorunlar Batı Avrupa uluslarında da var. Bu ne-denle, Batı Avrupalıların önce kendi kapılarının önünü süpürmeleri ge-rektiğini düşünüyorum" derken, AB'ye girmek için her ülkenin hü-kümranlık konusunda fedakarlık ya-pıp uzlaşmaya katıldığını anlattı. Türkiye'nin çeşitli reformlarla önemli adımlar attığını, bu adımların pratik uygulamasının görülmesi ge-rektiğini, AB kanadının bu beklentide olduğunu söyledi.      Türkiye'de insanların etnik kökeni ne olursa olsun Parlamento-ya seçilebildiklerini de hatırlatan Prof. Anciaux, bölücülük korkusu yaşanmaması gerektiğini; Irak, İran, Suriye ve Türkiye'nin hiçbirinin yeni bir devlet kurulması için topraklarını vermeyeceklerini; hiçbir büyük ve güçlü ülkenin, bölgede yeni bir ba-ğımsız devlet kurulması için Türki-ye'nin veya başka bir ülkenin bölünmesini istemeyeceğini ileri sürdü.     Bazı Batı Avrupa ülkelerinin ikiyüzlü yaklaşımına dikkat çeken ve bir örnek vererek, Türkiye'de Kürt-çe eğitimi savunan Fransa'nın kendi bünyesinde bölgesel dillere hiçbir şans tanımadığını ve bunları dışladı-ğını hatırlatan Prof. Anciaux, Ata-türk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene" sözünün derin anlamı üzerinde dur-du ve Türk tabiyetinin çok kültürlü olduğunu söyleyerek Türkiye Cum-huriyeti vatandaşı olmanın herkes için cazip hale getirilmesinin öneminin altını çizdi.