[ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]


[ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ]

     Belçika’da ilk ve orta öğretim okulları yeni ders yılına girdi. Eği-tim Müşaviri İhsan Zeren’le konu-şarak bu ülkedeki Türk çocukların durumunu ve rakamsal verileri öğ-rendik.
     Okullar açılınca 400 binden fazla çocuk “dersbaşı” yaptı. Bunla-rın 17.600 kadarı Türk ama bir de Belçika tabiyeti alanlar eklenirse, bu rakam 35 bin’e ulaşıyor. Bir de anaokuluna giden 4-5 bin Türk ço-cuk var.   Üniversitelerdeki Türk gençleri-nin sayısı da (sadece) bin’in biraz üzerinde...       Eğitim Müşaviri Zeren şunları söylüyor:     “Elçilikteki büromuza pasaportlarını öğrenci olarak uzatmak iste-yen  orta ve yüksek öğrenimdeki öğrencilerimiz geliyorlar. İşlemlerini yaparken kendileriyle konuşuyor, sorunlarını dinliyoruz. Büromuza gelen öğrenci sayısının her gün artması bizleri sevindiriyor. İlköğretim-de bulunan öğrencilerimizle de Türkçe derslerinde buluşuyor, ken-dilerini dinliyoruz. Türkçeye olan il-gileri, Türkiye sevgileri daha iyi şeyler yapmamız için bize cesaret veriyor.     İnsan nerede yaşarsa yaşasın, onun çağdaş toplum içindeki konumunu belirleyen ve kişiliğini ortaya koyan en önemli özelliklerden birisi aldığı eğitimdir. İyi bir eğitim almış insan çevresine örnek olur, bilgisi ve birikimiyle yaşadığı topluma ön-derlik yapar.    Eğitilmiş insan toplum için bir güçtür. Öncelikle kendisine rahat bir yaşam sağlar, topluma yük ol-maz. Böylece çevresine de yardımı dokunur. Bilgisini içinde yaşadığı toplumun daha ileri gitmesi için kullanır. Doğru olanı yapar, çevresiyle uyum içinde yaşar ve yanlış-lardan uzak durur.Yurtdışında yaşa-yan ve iyi eğitim almış vatandaşla-rımız topluma uyum sağlama, bera-ber yaşama isteğini ve  kültürel zenginliklerini ön plana çıkarma görevlerini de üstlenir.     Belçika'daki toplumumuzun iyi eğitim almış, bilgili ve bilinçli kişi-lerden oluşması  için çalışmak hepi-mizin görevi olmalıdır. İlk önceliği-miz, öğrencilerimizin Belçika okul sistemi içerisinde başarılı olmasını sağlamaktır. Belçika'da 6-18 yaş arasında zorunlu eğitim nedeniyle, okul sistemi içinde kalan öğrencilerimiz, toplumda başarılı olmak için iyi bir eğitim alınması gerekti-ğine inanmaktadır. Ancak, aile ilgisizliği, dil yetersizliği, göçmen işçi çocuklarının yoğunlaştığı okullara gidebilmesi başarı şansını azaltmaktadır. Bu konuda anne ve babalara büyük görevler düşmektedir. Ço-cuğuyla ilgilenen,  sorunlarını çö-zen, rehberlik yapan aileler özellikle anneler çocuklarına başarı ola-nağı sağlamaktadırlar.”    Belçikalı eğitimci ve sosyologla-rın, uzun deneyim ve tartışmalardan sonra üzerinde uzlaştıkları bir görüş var:      “Yabancı çocukların toplumla bütünleşmeleri, uyum sağlamaları ve sağlıklı bir eğitim almaları isteni-yorsa, anadili eğitimine önem vermek gerekir. Bir yabancı çocuğu anadilinden ve özkültüründen ko-parmak, örneğin Türk çocuklara, “Sen Fransızca veya Flamanca öğren. Türkçe’ni, Türk kültürünü unut” demek büyük hatadır. Çünkü anadilini ve kendi kültürünü iyi bil-meyen çocuk, başka dilleri iyi öğre-nemiyor, başka kültürleri anlayıp uyum sağlayamıyor...”      Belçikalı yetkililerin ve uzmanların bunu anlamaları çok uzun yıllar aldı! (Ama”Mieux vaux tard que jamais!”)     Belçika’da, Türk Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilmiş 60-70 kadar öğretmen Türk ço-cuklarına Türkçe ve Türk Kültürü dersleri veriyor. Bu öğretmenlerin bazılarının, çok büyük özveriyle, çok zor ve kısıtlı koşullarda, çok yararlı hizmetler verdiklerini, kendilerinden beklenen ve istenenin da-ha fazlasını sunduklarını biliyoruz. Türkiye’nin en büyük sorunu olan “bürokrasi”, o öğretmenleri tanıtmamızı, onlarla söyleşiler yapma-mızı engelliyor.      Eğitim Müşaviri Zeren şunları söylüyor:     “Öğrencilerimiz, okullarda, der-neklerde öğretmenlerimizce verilen Türkçe ve Türk Kültürü derslerimi-ze de katılarak ulusal kimliğimizin en önemli özelliği olan Türkçemizi çok iyi öğrenmelidirler. Böylece eğitimle evrensel değerlere ulaşan insanımız kendi kimlik değerlerini de geliştirecektir. Çok kültürlü ve çok dilli Avrupa Birliğine ev sahip-liği yapan Belçika'da yaşayan va-tandaşlarımızın anadilleri olan Türkçe'yi de çok iyi öğrenip kullanmaları gerekmektedir. Belçika okulunda öğrenilen Fransızca ve Flamanca'nın yanında Türkçe'miz de bir kimlik zenginliği olarak ön plana çıkmalıdır. Bunun bilin-cinde olan aileler çocuklarını Türkçe ve Türk Kültürü derslerine gönderiyorlar.”     Geçen ders yılında 7 bin’i aşkın Türk çocuk, Türkçe ve Türk Kültürü dersleri almış. Ancak Türk öğretmenler, derslerini okulların ders saatleri dışında, hatta okullar dışında vermek zorunda bırakılı-yorlar. Belçikalı yetkililerle, bu durumu değiştirmek amaçlı görüşmeler uzun zamandır sürüyor. Bir yandan resmi makamlar, bir yandan da dernekler ve diğer sivil toplum örgütleri baskıyı arttırıyorlar. Bu konuda, öğrenci velilerinden daha fazla destek vermeleri ve baskı unsuru oluşturmaları isteniyor, bekleni-yor.       Belçikalıların resmi verilerine göre anaokullarında 3788, ilkokul-larda 8893, ortaokul ve liselerde 4556, üniversitelerde 329 Türk pasaportlu öğrenci var. Bu rakamlara Belçika pasaportlu Türkler da-hil edilmiyor.     Eğitim Müşaviri İhsan Zeren şunları söylüyor:     “21.yüzyıl bilgi toplumlarının yüzyılıdır.  Bilgi toplumunda okul, bilgiyi üreten, sunan ve yayan bir eğitim kurumudur. Göçmenler ve göçmen alan ülkeler için okul aynı zamanda kültürel, bilimsel ve sosyal gelişmelere, yeniliğe  açık, insan kaynaklarına değer veren ve bire-yin kendisini yetiştirmesine olanak sağlayarak entegrasyonu kolaylaş-tıran bir kurum olmalıdır. Öğren-cinin, ailesiyle Türk ve Belçika top-lumlarının desteğine ve yönlendir-mesine  ihtiyacı vardır. Ama en önemlisi kendisini geliştirmek için gittiği okulun önyargısız yaklaşımı, ayırım yapmaması ve onu kabul etmesi gerekir. Bir bilgi toplumu olan Belçika'da yaşayacak dördüncü Türk kuşağının  kendisine sunulan eğitim olanaklarından yararlanarak Türk toplumunu daha iyi yerlere taşıyacağına  inanıyorum.”     “Anadolu” dergisi olarak, yeni ders yılında tüm öğ-rencilere, öğretmenlere ve veli-lere  “sabır” ve “başarılar” diliyoruz
.