[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]


[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]

İnebolu'da, "Turan kıyafetini araş-tırıp ihya eylemeye mahal yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet bi-zim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir" diyerek, me-deni yaşayışa uyan kıyafetin kabu-lünün gerekliliğini belirtti.           Atatürk'ün çağrıları üzerine, da-ha 25 Kasım 1925 tarih ve 671 sayılı Şapka Kanunu çıkmadan ön-ce, vatandaşlar şapkayı giymişlerdi ve bu yenilik, medeni kıyafet deği-şimi olarak halk arasında iyi karşı-lanmıştı. Bundan sonra, cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıya-fetleri giyme hakkı yalnız din adamlarına tanınmıştı.TARİKAT, TEKKE ZAVİYE ve TÜRBELERİN KAPATILMASI     Osmanlı toplum ve eğitim ha-yatında önemli bir yere sahip olan tekke ve zaviyeler zamanla yozlaş-mış ve toplumsal alanda bölünme ve gruplaşmalara sebep olmuştu. Uygar ve ileri bir millet olma ama-cını güden toplum için tekke, zaviye, türbe ve tarikat gibi engel-ler, kaldırılması zorunlu kurumlardı. Atatürk, Kastamonu'da 30 Ağustos 1925'te söylediği bir nutukta türbe-lerin, tekkelerin ve zaviyelerin ka-patılmasının ve tarikatların kaldırılmasının işaretini vermişti:
     "Ölülerden medet ummak, me-deni bir cemiyet için bir lekedir. Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, der-vişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."     30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı kanunla tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kabul edildi ve bir takım unvanların kullanılması yasaklandı. Kanun, bütün tarikatlar-la birlikte, şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, baba-lık, emirlik, halifelik, falcılık, büyü-cülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyil-mesini de yasakladı.
ULUSLARARASI SAAT ve TAKVİMİN KABUL EDİLMESİ     1 Nisan 1931 tarihinde çıkarı-lan 1782 sayılı kanunla, eski ağırlık ve uzunluk ölçüleri değiştirildi, ar-şın, endaze, okka, çeki gibi hem belirli olmayan, hem de bölgelere göre değişen eski ölçüler kaldırıldı. Medeni ölçü sayılan onlu yönteme uygun, metre ve kilogram gibi uzunluk ve ağırlık ölçüleri kabul edildi. Uzunluk ve ağırlık ölçülerin-de yapılan bu değişiklikler, ülkede ağırlık ve uzunluk ölçülerinde tek bir sistemin uygulanmasını sağladığı gibi uluslararası ticari ilişkilerde de yararlı oldu.
     Ayın hareketlerine göre ayları gösteren, saat, rakam ve tatil günleri, gerek memleketin iç hayatında, gerekse dünya ile olan ilişkiler-de büyük güçlük çıkartıyor, çalışma hayatında karışıklıklara neden olu-yordu. 26 Aralık 1925 tarihinde kabul edilen kanunlarla Hicri ve Rumi takvim kaldırılarak yerine Miladi takvim, alaturka saat yerine de uluslararası saat kabul edildi. 20 Mayıs 1928'de de uluslararası ra-kamlar yasallaştı.      Hafta tatili olarak kabul edilen cuma günü yerine, pazar gününün resmi hafta tatili günü olması ise, 1935'te çıkarılan bir kanunla sağlandı. SOYADI KANUNU     Kişinin soyadının bulunmaması toplum hayatında karışıklara neden oluyordu. Ayrıca bu durum toplumsal ilişkiler bakımından da bir eksiklikti. Soyadı yerine kullanılan baba adı, doğduğu memleketin adı ve kullanılan lakaplar, soyadının top-lumsal ilişkilerdeki rolünü oy-nayamıyordu.      21 Haziran 1934'te çıka-rılan 2525 sayılı Soyadı Ka-nunu ile her vatandaşın öz adından başka bir de, soyadı taşıması zorunlu kılındı. Soy-adları Türkçe olacaktı. Rüt-be, memurluk, yabancı ırk ve millet adları ile ahlaka aykırı ve gülünç kelimeler soyadı olarak kullanılmayacaktı.      Soyadı kanununun kabulünden sonra, 24 Kasım 1934 yılında,  TBMM, Türk milletinin bir şükran ifadesi olarak, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya Atatürk soyadını verdi.      1934 yılında çıkarılan diğer bir kanunla da, "Ağa, Hacı, Hafız, Ho-ca, Molla, Efendi, Paşa" gibi, eski toplum zümrelerini belirten unvanlar kaldırıldı. Aynı kanunla yurt savunmasında, Milli Mücadele’de gösterilen başarılar karşılığı verilen madalyalar dışında, eski Osmanlı idarecilerinin verdiği tüm nişan ve rütbeleri taşımak da yasaklandı.
ÇAĞDAŞLIK YOLU    Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bu sayfalarına göz attığımız zaman, halkına, “Az zamanda çok ve bü-yük işler başardık” diye seslenen Atatürk’ü daha iyi anlayabiliyoruz. Sadece birkaç yıl içinde, kocaman bir devleti, laik bir Cumhuriyet’i, kadın-erkek tüm halkla el ele vere-rek, sağlam temeller üzerine oturtan Atatürk ve TBMM, çağdaşlık yolumuzu işte böyle açtılar