[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]


[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]

     Türkiye Cumhuriyeti’nin teme-linde Türk anası, Türk kadını var-dır. Milli Mücadele'de, Kurtuluş Sa-vaşı’nda ve Cumhuriyet’in zorlu ilk yıllarında Türk kadını kendine dü-şen görevi şerefle ve fazlasıyla yapmış, erkeğinin yanıbaşında vatan savunmasına katılmış, devrimlerde öncü olmuştur.     Atatürk, konuşmalarında, Türk kadınına güvenini her zaman belirtmiş, onu daima yüceltmiş, Türk ka-dınından beklenen fazileti tekrarla-mıştır. 1923'te, Konya'da, Türk kadınıyla ilgili görüşlerini şöyle dile getiriyordu:      "Bu son senelerin inkılap haya-tında, hummalı fedakarlıklarla dolu mücadele hayatında, milleti ölümden kurtararak, kurtuluş ve istiklâle götüren azim ve faaliyet hayatında, her millet ferdinin çalışması, gayre-ti, himmeti, fedakarlığı geçmiştir. Bu meyanda en ziyade yücelterek anılmak ve daima şükranla tekrar edilmek lazım gelen bir himmet vardır ki, o da Anadolu kadının göstermiş olduğu çok ulvi, çok yüksek, çok kıymetli fedakarlıktır. Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin kabiliyetini tutan, hep kadınlarımızdır. Çift süren, tarlayı eken, or-mandan odunu, keresteyi getiren, ürünleri pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtı ile kağnısı ile, kucağındaki yavrusu ile, yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip, cephenin mühimmatını taşıyan hep onlar, hep o ul-vi, o fedakar, o ilahi Anadolu ka-dınları olmuştur. Bundan dolayı, hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle, ebediyen aziz ve takdir edelim."      Atatürk, Türk kadınına eşitlik haklarının verilmesi için büyük ça-balar harcadı ve hızlı davrandı. Öy-le ki, Türk kadını, Batı Avrupalı hemcinslerinden çok daha erken kavuştu bazı haklarına... Kadının bu şekilde ön plana çıkarılması, küresel alanda, Türkiye’nin çağdaş imajını kuvvetlendirdi.
     1926 yılında Medeni Kanun’un kabulü ile kadınlarımız medeni haklarına kavuştular, kadın erkek eşit-liği toplumumuzda yer aldı.        Siyasi hak ola-rak ilk defa 3 Ni-san 1930'da, Be-lediye Kanunu ile Türk kadınına Belediye Meclisi’ne üye seçmek ve seçilmek hakkı tanındı.      26 Ekim 1933'te köy muhtar ve heyeti seçimlerine girme hakkı, da-ha sonra, 5 Aralık 1934 yılında ya-pılan Anayasa değişikliği ile de milletvekili seçme ve seçilme hakkı ta-nındı. 1935 yılında yapılan millet-vekili seçimlerinde 18 kadın millet-vekili seçilerek TBMM'de göreve başladı. Yani o zamanlar Yüce Meclis’teki kadın temsilci oranı, bugünkünden fazlaydı! ŞAPKA, KILIK ve KIYAFET DEVRİMİ    Atatürk, 23 Ağustos 1925'te Kastamonu ve İnebolu'ya yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstere-rek giysi devriminin ilk işaretini verdi. "Biz her açıdan medeni in-sanlar olmalıyız. Fikrimiz, zihniye-timiz, tepeden tırnağa kadar me-deni olacaktır. Medeni ve beynel-milel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir, onu giyeceğiz" diyen Atatürk, 27 Ağustos 1925'te de