[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]


[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]

     Bu sayıda, Türkiye’nin en güzel yörelerin-den birine, ülkenin en büyük gölü olan Van Gö-lü ve çevresine doğru gidiyoruz.      Van ve çevresi, coğrafya bakımından önemli bir konumu olduğu için, çok eski dönemlerden beri yerleşim alanı olmuş, birçok uygarlığın izle-rini üzerinde barındırmış. Urartu medeniyetine başkentlik yapan Van, bugüne değin, Hurriler, Hititler, Persler, Medler, Selçuklular, Osmanlılar gibi birçok kültürü bağrında taşımış.      Van; gölü, Akdamar Kilisesi, “kaleler kenti” olarak anılmasını sağlayan kaleleri, dünyaca ünlü kedisi ve pek çok turizm faaliyetine olanak veren coğrafyasıyla Doğu’nun önemli bir turizm merkezi...     İlin kuzeyinde, yükseklikleri 2400 ile 3000 metre arasında değişen “Sınır Dağları” uzanıyor. Van yöresinde büyük nehir ve akarsular bulunu-yor. Bölge, göller bakımından da önemli… İrili ufaklı birçok gölden başka, Türkiye’nin en bü-yük gölü de bu bölgede.     Van ve çevresine önce Hurriler yerleşmişler, sonra Urartular 200 yılı aşkın süre hüküm sürmüşler. Daha sonra Medler, Persler, Makedon-yalılar (Büyük İskender), Partlar, Sasaniler, Bi-zanslar, Selçuklular, İlhanlılar, Celayiroğulları, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar buralara hakim olmuşlar.     Van iline adını veren Van Gölü, Türkiye’nin ve dünyanın en büyük soda gölü. Dört tarafı yüksek dağlarla çevrili. İçinde Akdamar, Adır, Çarpanak ve Kuş adaları olmak üzere 4 ada bulunuyor. Van Gölü, tarih boyu Yüksek Deniz, Nairi Denizi ve Yukarı Deniz  gibi isimler aldığı gibi Deryaçe (Küçük Deniz) adını da almış. Gölün suyu çok tuzlu ve sodalı. Sabunsuz köpük verir ve temizlik maddeleri kullanılmadan içinde herşey yıkanabilir, temizlenebilir. Her mevsim, her saatte farklı bir renk alan, gündoğumu ve  günbatımının muhteşem olduğu göl, bölge tu-rizmine önemli bir katkı sağlıyor. Sahil boyunca, yapılaşma ile bozulmamış koylar, yeşil bitki örtüsüyle sarılmış kıyılar görülmeye değer.      Van Gölündeki adalardan en büyüğü olan Akdamar  Adası, üzerindeki kilisesi ile ünlüdür. 900’lü yılların başında Kral Gagik tarafından yaptırılmış olan kilise taş işçiliğinin en seçkin ör-neklerinden. Akdamar Kilisesi, Vaspurakan Kra-lı I. Gagik tarafından Keşiş Manuel’e yaptırılmış. Kilisenin figürlü repertuarı oldukça zengin. Bu-nun yanında, duvarlarda, İncil ve Tevrat’tan alınmış çeşitli sahneler bulunuyor. Yunus Pey-gamberin denize atılması, Hz. Meryem ve kuca-ğında İsa, Adem ile Havva’nın cennetten kovulması, Hz. Davut ile Kral Goliat’ın mücadelesi, Samson Filistinli ikilisi, ateşte üç İbrani genci, Aslan ininde Daniel sahneleri…
     Van’a bir anlamda “Kaleler Kenti” denilebi-lir. Van ve çevresinde küçüklü büyüklü çok sayıda kale bulunuyor. Bu tarihi kalelerden bir kısmı Urartu döneminden, diğerleri Ortaçağ ve sonrasından kalma.      Van Kalesi, Van il merkezi sınırları içerisinde olup, şehir merkezine 5 km. mesafede. Urartu kalelerinin görkemlilerinden. M.Ö. 9. yüzyılda Lutupri’nin oğlu I. Sarduri tarafından yaptırıl-mış. Büyük bölümü ayakta kalan kalenin kuzeybatı ucunda bulunan ve Sardur burcu denilen taş bloklarla örülen yapının üzerinde I. Sarduri’-ye ait olan, Asur çivi yazısı ile yazılmış, bilinen en eski Urartu yazıtı var. Kalenin diğer önemli bir yapısı, I. Agrişti’ye ait olan kaya mezarı ve hemen bunun dışındaki kaya üzerinde bulunan Urartu’ların günümüze ulaşan en uzun yazıtı, “Horhor Yazıtları” var. Ayrıca kalenin kuzey yamacında II. Sarduri’nin açık hava tapınağı (Analı Kız), kale içinde Menau ve Sarduri’ ye ait mezar odaları, mağaralar, su sarnıçları ve çeşitli odalar var. Kalenin güneyinde ise eski şehrin kalıntıları bulunuyor. Ulu Cami, Hüsrev Paşa Cami, Kay Çelebi Cami, Hamamlar (Çifte Hamam), Kümbetler (İkiz Kümbet) ve çoğu tahrip olmuş eski evler, tarihin yaprakları gibi.    Van evleri de, Van’ın geleneksel mimarisini günümüze taşıyan önemli unsurlar. Tarihi Van Kalesi’nin güneyinde bulunan eski Van şehri, çarşıları, sokakları, mahalleleri, han, hamam, taş döşeli caddeleri yanında Van evleri ile Osmanlı kentlerinin tipik özelliklerini taşıyor.
     Van’da yer alan mesire yerleri arasında; Van’ a 20 km. uzaklıkta, doğal plajları ve yeşilliği ile hoş görünümlü Edremit; yeşillikler arasında doğal plajları ile bir gezi ve mesire yeri olan Gevaş; il merkezine 80 km. uzaklıkta, iki çayın birleştiği yerde bir vadi içerisinde ormanlık, hoş manzaralı Çatak ile il merkezine uzaklığı 40 km. mesafede Van Gölü’- nün sahilinde Süphan Dağı karşısında doğal plajları ve meyve bahçeleri ile ünlü Amik sayılabilir.     Van Bölgesi av hayvanları yönünden zengin olup, her mevsim avlanmak mümkün. Başlıca av hayvanları arasıda keklik, ördek, toy, dağ keçisi, tavşan, ayı, ve domuz sayılabilir. Yörede olta balıkçılığı da gelişmiş.     Van Müzesi, dünyanın en önemli Urartu müzelerinden biri. Arkeoloji ve Etnografya ol-mak üzere iki bölüm olan müzede, Urartu ke-mer ve plakaları, silindir mühürler, Urartu-Roma -Finike devirlerine ait mezar buluntuları, kolye-ler, süs eşyaları ve Urartulara ait çivi yazılı kitabeler, etnolojik eserler, yazım eserler ve sikkeler sergileniyor. Dünyaca ünlü Van - Hakkari kilimleri, Van gümüşçülüğünün en güzel örnekleri (Kemer, başlık, bilezik, kolye, tabaka) ve hemen her devre ait sikkeler bu müzede bulunuyor. Müze bahçesinde ise Akkoyunlu ve Karakoyunlu devirlerine ait hayvan figürlü mezar taşları, Sel-çuklulara ait yazılı mezar taşları ile Urartulara ait zafer stelleri var. Van Bölge Müzesi, Urartulara ait çivi yazılı kitabeler bakımından dünyada eşsiz...     Tabii Van deyince akıllara ilk gelen Van Ke-disi… Kediler suyu sevmezler ama biliyor musu-nuz, yeryüzünde zevk için yüzen tek kedi, Van Kedisi’dir.      Efsanelerde, Nuh’un Gemisi’nden Ağrı Da-ğı’nda indiği anlatılan Van Kedisi’nin neslinin tükenmesi endişesi büyüyor. O, “dünyanın en eski kedisi”… Korkmadan, isteyerek suya girip yüzen, bundan büyük zevk alan tek kedi ırkı… 1969’da, uluslararası alanda safkan ırk olarak kabul edildi ve daha sonra korumaya alındı ama Türkiye’de korumaya alınmış olmak ne derece işe yarar?     Ağrı Dağı’nın eteklerinde, 1720 metredeki Van Gölü ve çevresinde, kışın eksi 35, yazın artı 40 derece sıcaklıkta, doğanın acımasız koşullarına göğüs germe gücüne insanlardan daha çok sahip olan Van Kedisi için, “hasta olmamak zo-runda bir dağ kedisi” tanımı yapılıyor.