[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]


[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]

diye sordum. "Kocam öbür köyden, 5 km öteden" dedi."      Psikiyatr Nilüfer Berkasal'ın bir mesajı da şöyle:     "Kolay olduğunu söylemiyorum ama çok kültürlü olabilmek, sentez yapabilmek büyük bir zenginlik. Çocuklara daha evren-sel bir eğitim vermek gerekiyor. Ulusal değerlerimiz zaten var, evrensel değerlere göre çocukla-rımızı yetiştirmeliyiz. Çocuklara seçme hakkı verilmeli, kimlik kaybetmekten bu kadar da çok korkulmamalı. Baba rolü de çok önemlidir. Baba otorite sembolü-dür. Babasıyla güvenli ve düzenli ilişkisi olan çocukların, devlet, okul gibi otoritelerle ilişkileri da-ha sağlıklı, başarılı oluyor. Baba-ların, çocukların eğitiminde aktif rol almaları gerekiyor." 40 YILLIK DEĞİŞİM     Toplumumuzun sağlık sorunlarını, Brüksel'de görev yapan bir doktorumuzla da görüştük. Türk asıllı bu doktor, mesleki ilkeleri çerçevesinde isminin gizli tutulmasını isteyerek sorularımızı yanıtladı.
     "40 yılda göçmen hastalıkları da değişime uğradı. 60'lı, 70'li yıllarda, ilk gelen nesil doktora tercümanla gidiyordu. Derdini anlatamıyordu. Bu durum, bir çok hastalığın teşhisinde zorluk yaratıyordu. Kadınların çoğu çe-kindikleri için doktora bile gitmi-yordu'' diyen doktorumuz şunları anlatıyor:"Bugün geldiğimiz nokta o günlerden çok farklı. Üçüncü ve dör-düncü nesil doktora gitmekte, derdini anlatmakta zorluk yaşa-mıyor. Dil sorunu aşılmış, bir de-ğişim yaşanıyor. Yeni nesil, an-ne ve babalarını da  eğitti, onları olumlu etkiledi. En büyük deği-şim de sağlık sorunlarının içeri-ğinde yaşanıyor. Birinci nesile baktığımızda, sağlık problemleri genellikle yaşın getirdiği ve yapı-lan işlerin sonucunda ortaya çı-kan hastalıklar... Maden işçilerin-de, metro çalışanlarında akciğer hastalıkları ya da aşırı sigara tü-ketimi sonucu oluşan hastalıklar... Son iki nesilde ise çok farklı problemler görüyoruz. Anne-baba ve çocuk ilişkileri, evlilik problemleri, çocuklarda konuşma patolojisi yaşanan en önemli sorunlar arasında..."     TÜRKÇE’YE DİKKAT      Doktor, ilkokuldaki öğrenci-lerde görülen "konuşma patolojisi" (troubles de language) üze-rinde ısrarla duruyor ve bu soru-na acil çözüm geritilmesi gerektiğini anlatıyor:     "Çocuklar Fransızca'yı da,  Flamanca'yı da, Türkçe'yi de iyi konuşamıyorlar. Her dili yarım öğreniyorlar. Bu da tıbbi açıdan sorun oluşturuyor. Konuşmada zorluk yaşayan bu çocukların tıbbi yardım almaları gerekiyor. Örneğin "ş" yi nasıl söyleyeceğini bilemiyor. Bu harfi ailesinden öğreniyor ama Fransızca'da "ş" sesi farklı yazılıyor. Bu tür farklı-lıklar çocuğun konuşmasında zorluklara neden oluyor, çocuk kendini ifade edemiyor. Bu da okul hayatını olumsuz etkiliyor. Bazen sırf bu yüzden özel okul-lara yönlendirilen çocuklar olu-yor. Bu sorunu aşmak kolay de-ğil çünkü hem Türkçe, hem de Fransızca veya Flamanca bilen doktorlara ihtiyaç var. Çocukla-rın okul öncesi eğitime katılma oranları artıyor ama bu, sorunu çözmeye yeterli değil. Bu sorunun çözümü iki dilin birden iyi öğrenilmesinde yatıyor. Çözüm derneklerle ya da geçici organizasyonlarla da yapılabilecek bir iş değil. Bu, okullarda çözülebilecek bir sorun. Türkçe öğretimi mutlaka okul müfredatlarına gir-meli. Belçika Milli Eğitim Bakan-lığı bu konuyla ilgilenmeli. Türk-çe de okullarda düzenli ve sistemli bir şekilde öğretilmeli. Es-kiden bu konuya olumlu bakılmazken, şimdi yavaş yavaş okul-larda Türkçe öğrenimi yaygınla-şıyor. St. Josse Belediyesi'nde Türkçe dersleri başladı. Ailelerin Türkçelerinin de iyi olmaması, okulda verilecek olan Türkçe derslerinin önemini arttırıyor. Bu konuda aileleri de uyarmak gere-kiyor. Türkçe televizyon izlemek, dil öğrenmek için yeterli değil."      Brüksel'deki bu doktorumuz da, psikolojik sorunların önemi-ne değiniyor:     "Diğer önemli ve çözümü zor olan sorunlardan biri de, özellikle genç evlilerde görülen psikolojik sorunlar ve hastalıklar... Bel-çika'ya evlenme yoluyla gelen kadın ve erkeklerin yaşadığı so-runlar... Belçika'da yetişen nesil, Türkiye'de yetişen nesilden farklı. Türkiye'den gelen kadın ya da erkek, kültürel açıdan burada ye-tişen nesilden daha ileri. Türkiye'den gelenler en az lise eğitimini almış olarak geliyor ama burada yetişen nesil okumu-yor. Kültürel olarak da bir zayıf-lık söz konusu. Bu farklılıklar so-runlara neden oluyor."      "Psikolojik sorunların teşhisi çok kolay olmuyor. Hasta ancak psikolojik sorunun doğurduğu başka bir sorunla ilgili olarak aile hekimine başvurduğunda, he-kim, sorularıyla, fizyolojik sorunların altında yatan gerçek sebepleri bulmaya çalışıyor. Bu da her zaman kolay olmuyor. Aile hekimi sorunu çözme yolunda, Fran-sızca öğrenmek, dışa açılmak gi-bi öneriler getiriyor ama bu, ka-dınlar için pek mümkün görünmüyor."     "Aile içi iletişimsizlik sorunu hem psikolojik sorunlara neden oluyor, hem de psikosomatik diye adlandırdığımız, psikolojik sorunlardan kaynaklanan mide, bağırsak problemleri, başağrıları, baş dönmeleri, kadınlarda adet düzensizlikleri gibi hastalıklara yol açıyor. Bu hastalıkların te-davisi çok zor çünkü ilaçla bir mide rahatsızlığını çözebilirsiniz ama o hastalığa neden olan psikolojik sorunları çözmedikçe hastalık tekrarlıyor."      En büyük ihtiyaç, Türkçe bilen doktorlar. Örneğin, nöro-psikiyatri (sinir hastalıkları), gastroentoloji (mide ve bağırsak hastalıkları) konusunda Türkçe konuşan doktorlara ihtiyaç var. Psikologlar var ama psikiyatr da gerekli. Bunları da, eğitim yapan gençler için not ediyoruz.