Belçika’daki parlamentolarda Türkleri ve Türkiye’yi tanıyan, an-layan
parlamenterlere çok ihtiyacı-mız var. Bu politikacıların Türk asıllı
olmaları da şart değil. Gerçek şu ki, Belçika’daki siyasilerin önemli
bir bölümü Türkiye hakkında yü-zeysel bazı bilgileri ve önyargıları
aşamamış durumdalar. Türkleri de, bu ülkedeki 40 yıllık varlığa rağmen,
doğru düzgün tanımıyorlar. Seçimler öncesinde gülücükler sa-çarak güzel
nutuklar atanlar, nutuk atmayı bırakın, Türk gecelerine ka-tılıp göbek
atanlar bile, aslında pek de bilgili olmadıklarını
saklayamı-yorlar. Okuyucularımıza, Türkleri ve
Türkiye’yi gerçekten tanıyan, ilgi gösteren bir Flaman milletvekilini
tanıtmak istiyoruz bu sayıda... Hıristiyan Demokrat Parti (CD&V)
Brüksel milletvekili Brigitte Grouwels ilginç bir isim çünkü onun
Türkiye’ye ve Türklere ilgisi, gelecek ay yapılacak genel seçimlerden
kaynaklanmıyor! Ne zaman Türkiye’ye veya Türklere karşı bir haksızlık
yapılsa, Grouwels’den bir basın açıklaması geliyor. Valery Giscard
d’Estaing, “Türklerin katılımı AB’nin sonu olur” diye saçmaladığı zaman
veya Brüksel hükümeti NATO’da, Türkiye’ye karşı pek dürüst olmayan bir
tavır aldığı zaman, Brigitte Grouwels tepki gösteriyor. Bu tepkisi de
bireysel olmuyor. Partisini de ikna ediyor.
İşte bu nedenle, bugün Brüksel
Parlamentosu’nda milletvekili olan, eski Flaman Hükümeti Eşit Haklar
Bakanı, 3 çocuk annesi, Limburglu Brigitte Grouwels, yıllardır
dikkatimizi çeken bir isimdi. Türk etkinliklerinde onu sık sık
görüyoruz ve toplumumuza gösterdiği sıcak yaklaşımı fark ediyoruz. Bu
yaklaşımın kaynağını anlamak, kendisini daha yakından tanımak ve
tanıtmak için ziyaretine gittik. CD&V’nin
milletvekili adaylarından Nebahat Acar ile birlikte bizi karşılayan
Grouwels, “Türk toplumuyla çok iyi temaslarım var” dedi ve ekledi:
“Limburg’da hep yabancılarla yaşadık. Maden
ocaklarında sosyal bir politika izlendi. Orada çalışan Türkler için
çabalar harcandı. Her şey mükemmel değildi ama o böl-gede bir uyum
iradesi vardı. Türk toplumuyla yakınlığım, Nebahat Acar ile
tanışmamızdan sonra arttı. Bu işler bazen bireysel temaslarla
oluveri-yor.” Bayan Grouwels, Acar’a çok
güveniyor ve şunları söylüyor: “Şimdi görüyoruz
ki siyasi partiler, seçimler öncesinde, listeleri için yabancı asıllı
adaylar arıyorlar. Hiç görmedikleri, tanımadıkları kişileri listelerine
sokuyorlar. Bu adaylar sadece kullanılıyorlar mı? Neden o partiye
girdiklerinin ger-çekten bilincindeler mi? Bizim adaylarımız uzun
süredir partimize üye olan, partiyle bütünleşmiş kişi-ler. Parti içinde
söz hakları var. Ne-redeyse 10 yıldır parti üyesi olan Nebahat de
Meclis adayımız...” “Yabancılar ve yabancı
asıllılar hakkında kendi aramızda konuşmaktan bıktık. Bu konuları artık
onlarla konuşuyoruz. Sadece uyum konusunu değil, her şeyi onlarla
konuşuyoruz” diyen Grouwels, şunları anlatıyor:
“Türkler ve Türkiye beni çok ilgilendiriyor. Türkiye’nin AB’ye
katılımından yanayım. Bu katılım, AB için de bir şanstır. Zorluklar
olduğunu biliyoruz. Türkiye çok büyük bir ülke. AB’nin ve Belçika’-nın
Türkiye ile dürüst ve pozitif ilişkiler geliştirmesini istiyorum. NATO
bünyesinde de Türkiye’ye dürüst olunması, bir müttefik ola-rak saygı
gösterilmesini istedim. Belçika hükümetinin, Irak krizi çerçevesinde,
bu konudaki tavrını dürüst bulmadık. Bu sadece benim görüşüm değil,
partimin görüşü. Her toplantıda söylüyorum. Türki-ye farklıdır.
Anayasası Belçika’nın-kine benzer. Kadın-erkek eşitliği vardır. Türk
kadınlarına oy hakkı bizden önce verilmiştir. Türklerde demokrasi
kültürü var. Atatürk’ün mirası, mucizesi hissediliyor. Türkiye’ye sık
sık gidiyorum. Olağanüstü bir ülke. Daha orada görmem gereken çok yer
var.” Brigitte Grouwels, Türklerden
beklentilerini şöyle anlatıyor: “Belçika’daki
Türklerin Türki-ye’deki siyasete yoğun ilgileri var ama Belçika’daki
siyasi gelişmeleri yakından izlemi-yorlar. Oysa onların gelecekleri
Belçika’da belirle-niyor. Güncel yaşamlarına ilişkin kararlar burada
alı-nıyor. Türkler Belçikalı politikacıları yeterince tanı-mıyorlar.
Türkleri, özellikle kadınları politikaya sokmak ko-lay iş olmuyor. Biz,
bu alanda yeni adımlar atmak, onları politikaya ısıtmak için stajlar,
dersler düzenli-yoruz.”
Grouwels, Türklerin Belçika’da-ki 40 yıllık
varlığı konusundaysa şu değerlendirmeyi
yapıyor: “Belçikalılar Türklerin bu kadar uzun
zamandır burada olduklarını düşününce küçük bir şok hissedi-yorlar. 40
yıl, birkaç nesil demektir. Türkler burada çalıştılar, hayatlarını
kazandılar, vergilerini ödedi-ler, çok katkılarda bulundular, çok şey
paylaştılar. 40. yıl etkinlikleri önemli ve bu etkinlikler başarılı bir
şekilde gerçekleştirilmeli. Bu insanlar artık bizim insanlarımız.
Belçi-kalıların kafalarında da bu olmalı. Artık Türklerin çoğu
Belçikalı oldu. Kültürel farklılıklar var ki onlar da bizim
zenginliğimizdir. Biz Flaman-lar bu ülkede dilimizi ve kültürü-müzü
kabul ettirmek için büyük mücadeleler verdik. Bu konularda hassasızdır.
İnsanlar kökenle-rinden kopmamalı, kimliklerini korumalılar. Türk
kimliğini koruyarak, Belçikalı kimliği de kazanılabilir. Türkler yoğun
olarak Belçika tabiyeti aldılar. Artık çocuklarının, torunlarının bu
ülkede kalıcı olduğunu anladılar. Kral ve Kraliçe, Brüksel’de, Türk
mahallesini, Kü-çük Anadolu’yu ziyaret ettikleri za-man ben de
oradaydım. Türklerin tavırları Belçikalılarınkinden bile
sıcaktı.” Brigitte Grouwels’in şu
değerlendirmesini de not ediyoruz: “Atatürk
modernliğin, çağdaş-lığın simgesi. Ülkesi ve halkı için çok şeyler
yaptı. Türkiye’yi Avru-pa’ya doğru yönlendirdi. Kurduğu Türkiye
Cumhuriyeti’nin temel ilke ve değerlerini Batı’ya bakarak belir-ledi.
Laik devlet yapısı, Atatürk’ün ön plana çıkardığı en önemli şey-lerden
biri. Bugün dünyanın nasıl gittiğine, neler yaşandığına bakar-sanız,
laiklik unsurunun giderek önem kazandı-ğını da fark edersiniz. Bu
ilkeye herkes saygı gösterdiği “Bugün Türkiye müthiş bir
potansiyel olarak ortadaysa, her şey Atatürk’ün attığı o sağlam
temeller sayesinde. Atatürk’ü ve ilkelerini ön plana çıkaran Türkler;
ufukları, zihinleri açık insanlar. Onlarla çok kolay diyalog kuruluyor,
çok kolaylıkla birlikte çalışılıyor. Laik devlet yapısı, Atatürk’ün ön
plana çıkardığı en önemli şeylerden biri. Bugün dünyanın nasıl
gittiğine, neler yaşandığına bakarsanız,
laiklik unsurunun giderek önem kazandığını da fark edersiniz. Bu ilkeye
herkes saygı gösterdiği sürece, birlikte, gayet güzel yaşarız...”