CDH “Centre Démocrate Hu-maniste”, 18 Mayıs seçimlerine, Senato
listesinde iddialı bir Türk asıllı adayla girerek dikkat çekti. Parti
lideri Joelle Milquet ile yaptı-ğımız görüşme, Türk asıllı seçmenlere
CDH konusunda fikir verebilecek olması açısından önem
taşıyor:ü Bahtışen Yarol’u, Senato liste-nizde, 5.
sırada aday göstererek nasıl bir sinyal veriyorsunuz?
ü Partimizi yabancı asıllılara aç-mak konusunda
genel bir irademiz vardı. Aramızda Türk toplumunun temsilcilerinin
sayısının çok yetersiz olduğunu görüyorduk. Yerel yönetimlerde
temsilciler giderek artıyor ama federal düzeyde, önemli kararların
alındığı Meclis ve Senato’da, ülkenin Fransızca konuşulan bölü-münden
bakınca, Türk asıllı temsilci yok. Oysa Belçika’da çok Türk var. Bu
nedenle araştırmalar başlattık ve sonunda Bahtışen Yarol ile tanıştık.
Doğrusu, inanç, yetenek, zeka, duyarlılık, siyasi fikirler açısından
beklentilerimize o kadar uyu-yor ki, hemen kaynaştık. Bu konuda güçlü
bir sinyal vermek istedik. Senato listemizde, benden sonra ikinci kadın
adayımız oldu. Bahtı-şen’in profili bize çok yardımcı oluyor.
Kolaylıkla Parlamento’ya girecek, hem Türk toplumunu, hem partimizi
temsil edebilecek yeteneklere sahip, gereken eğitim dü-zeyinde, zeki,
konulara hakim bir insan... Üstelik aramıza katıl-dığından beri
kendisini partide herkese sevdirdi, “CDH’ın yıldızı” oldu. Sosyal yönü
çok kuvvetli... Bahtı-şen’le çalışmak gerçekten güzel oluyor.
ü Birçok siyasi parti Türk asıllı adayları “vitrin”
için, yani göstermelik olarak listelere aldı.ü
Bahtışen vitrin değil, ekibin tam içinde... Şunu lütfen not edin: Bizim
Türk toplumuyla temasları-mız, seçimlerin yapılacağı 18 Ma-yıs’ta son
bulmayacak, 19 Mayıs’ta gerçek anlamda başlayacak. Bahtı-şen Yarol ve
aramıza yeni katılan Halis Kökten, partinin karar organı içinde söz
sahibi durumdalar. Karar mekanizmasında oy hakkına sahip olarak, Türk
toplumunun temsilcileri olarak aramıza katıldılar. Onlar-la oy avcılığı
yapmıyoruz. Bahtışen Senato listemizde aday ve çok te-reddütsüz bir
şekilde, bir saniye bile düşünmeden, ona Senato’daki kol-tuğumuzu
teslim edebiliyoruz. Bunu her aday için, her zaman söylemek mümkün
değil. ü Seçimler öncesinde Türk top-lumuna mesajınız
nedir?ü Biz politika yaparken toplumu “yabancılar”,
“yeni Belçikalılar”, “Belçikalılar” diye bölmüyoruz. Ülkemde yaşayan
tüm insanlar için siyaset yapıyorum. Ayırımcılık ol-mayan, çok kültürlü
bir toplum is-tiyoruz ama “asimilasyon” değil is-tediğimiz... İnsanlar
kendilerine öz-gü kültürleriyle, farklılıklarıyla, dinleriyle bu ülkede
rahatça yaşamalı, gettolara kapatılmamalılar.
Kültürler arası farklılıklardan kaynaklanan sorunların aşıldığını
söyleyemeyiz. Eğitim alanında, is-tihdam alanında sorunlar var.
Gençlerin eğitimi ve hayata eşit şanslarda atılmaları önemli...
Türk toplumunun bize kazandırdığı müthiş bir
zenginlik var. Biz de, açılım ve onlarla bütünleşme irademi-zi ortaya
koyuyoruz. CDH partisinde savunduğumuz “humanist” politikanın bir
gereği bu, inanın seçim öncesi propoganda lafları değil... Din, sosyal
sınıf, kültür ayırımı yapmadan, insanlarımızı bir araya getirmenin
mücadelesini veriyoruz.
Türk toplumunun gerçek bir saygınlığı
olduğu bariz. Türk toplu-munun diğer bazılarına örnek oluşturması
gerektiğini, model olduğu-nu düşünüyorum. Kendisine ve di-ğerlerine
saygısı olan, barışçı, uyumlu, devlete ve yetkililere hür-metli bir
toplum. Türk toplumunda hissettiğim birlik ve beraberlik ile dayanışma
zihniyetinin Belçikalılara da örnek olması gerektiğini düşü-nüyorum.
Türkler bizim zenginliği-miz ve Belçikalıların, bunun farkında
olduklarını düşünüyorum.ü Yabancılara yerel
seçimlerde oy hakkı verilmesi konusunda çok şeyler söylendi ama sözler
tutulmadı...ü Evet, büyük bir hayal kırıklığı söz konusu. MR ve Louis
Michel engellemeseydi, o yasa geçecekti. Biz muhalefetten olumlu oy
verecektik, iktidardaki sosyalistler ve yeşiller de katılacaklardı.
Yazık oldu çünkü söz verilmişti. Bunu engelle-yenler, insanları
aldatmış oldular, özellikle liberaller bu konuda ikiyüz-lü
davrandılar. ü Türkiye-AB ilişkileri size ne
düşündürüyor?ü Türkiye her açıdan zengin ve çok boyutlu bir
ülke. Biz, Türkiye’yi AB içinde görmek istiyoruz. Bu katılımın
gerçekleşmesi için atılması gereken adımlar olduğu biliniyor. Bu
katılım AB’nin boyutlarını ve kültürel zenginliğini geliştirecektir.
Avrupa sınırları Yunanistan’da bitmiyor. Türkiye ile farklılıklarımız
olduğu kadar ortak tarihimiz de var. AB bünyesinde birleşme, küresel
gücümüzü arttıracaktır.ü Yani siz, “Türkiye’nin katılımı AB’nin sonu
olur” diyen Valery Giscard d’Estaing gibi düşünmüyorsunuz...ü Hayır.
Zaten o sözleri sarf ettiği zaman hemen bir yazılı açıklama yaparak
mutabık olmadığımızı duyurduk.ü Biz laik Cumhuriyet ve Atatürk
ilkelerine son derece bağlı insanlarız. Sizin bu konuda
düşünceleri-nizi sorabilir miyim?ü Atatürk, olağanüstü bir insan olarak
olağanüstü şeyler başardı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik ve siyasi
temel yapısını oluşturdu. Birlik, bölünmezlik sağladı. Türki-ye’nin
küresel boyutlarını, büyüklüğünü kanıtladı. En önemlisi, o günkü
koşullarda bile, din ve dev-leti bir arada tutmak, bunları birbi-rine
karıştırmak tuzağına düşmedi. Bütün bunları görmek ve başarmak için
ufukları çok geniş bir lider ol-mak gerekiyordu. Bence, Türkiye’-de
“pozitif” olan her şeyin kayna-ğında Atatürk var. Türkiye’nin
stra-tejik konumuna, komşularına, coğ-rafyadaki yerine bakınca, İslam
dünyasının bazı ülkelerine bakınca, laiklik ilkesinin önemi, Mustafa
Kemal’in, ülkesi için yaptıkları daha net görülüyor.q