[ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]


[ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ]

      CDH “Centre Démocrate Hu-maniste”, 18 Mayıs seçimlerine, Senato listesinde iddialı bir Türk asıllı adayla girerek dikkat çekti. Parti lideri Joelle Milquet ile yaptı-ğımız görüşme, Türk asıllı seçmenlere CDH konusunda fikir verebilecek olması açısından önem taşıyor:ü    Bahtışen Yarol’u, Senato liste-nizde, 5. sırada aday göstererek nasıl bir sinyal veriyorsunuz?
ü     Partimizi yabancı asıllılara aç-mak konusunda genel bir irademiz vardı. Aramızda Türk toplumunun temsilcilerinin sayısının çok yetersiz olduğunu görüyorduk. Yerel yönetimlerde temsilciler giderek artıyor ama federal düzeyde, önemli kararların alındığı Meclis ve Senato’da, ülkenin Fransızca konuşulan bölü-münden bakınca, Türk asıllı temsilci yok. Oysa Belçika’da çok Türk var. Bu nedenle araştırmalar başlattık ve sonunda Bahtışen Yarol ile tanıştık. Doğrusu, inanç, yetenek, zeka, duyarlılık, siyasi fikirler açısından beklentilerimize o kadar uyu-yor ki, hemen kaynaştık. Bu konuda güçlü bir sinyal vermek istedik. Senato listemizde, benden sonra ikinci kadın adayımız oldu. Bahtı-şen’in profili bize çok yardımcı oluyor. Kolaylıkla Parlamento’ya girecek, hem Türk toplumunu, hem partimizi temsil edebilecek yeteneklere sahip, gereken eğitim dü-zeyinde, zeki, konulara hakim bir insan... Üstelik aramıza katıl-dığından beri kendisini partide herkese sevdirdi, “CDH’ın yıldızı” oldu. Sosyal yönü çok kuvvetli... Bahtı-şen’le çalışmak gerçekten güzel oluyor. ü    Birçok siyasi parti Türk asıllı adayları “vitrin” için, yani göstermelik olarak listelere aldı.ü     Bahtışen vitrin değil, ekibin tam içinde... Şunu lütfen not edin: Bizim Türk toplumuyla temasları-mız, seçimlerin yapılacağı 18 Ma-yıs’ta son bulmayacak, 19 Mayıs’ta gerçek anlamda başlayacak. Bahtı-şen Yarol ve aramıza yeni katılan Halis Kökten, partinin karar organı içinde söz sahibi durumdalar. Karar mekanizmasında oy hakkına sahip olarak, Türk toplumunun temsilcileri olarak aramıza katıldılar. Onlar-la oy avcılığı yapmıyoruz. Bahtışen Senato listemizde aday ve çok te-reddütsüz bir şekilde, bir saniye bile düşünmeden, ona Senato’daki kol-tuğumuzu teslim edebiliyoruz. Bunu her aday için, her zaman söylemek mümkün değil. ü    Seçimler öncesinde Türk top-lumuna mesajınız nedir?ü    Biz politika yaparken toplumu “yabancılar”, “yeni Belçikalılar”, “Belçikalılar” diye bölmüyoruz. Ülkemde yaşayan tüm insanlar için siyaset yapıyorum. Ayırımcılık ol-mayan, çok kültürlü bir toplum is-tiyoruz ama “asimilasyon” değil is-tediğimiz... İnsanlar kendilerine öz-gü kültürleriyle, farklılıklarıyla, dinleriyle bu ülkede rahatça yaşamalı, gettolara kapatılmamalılar.     Kültürler arası farklılıklardan kaynaklanan sorunların aşıldığını söyleyemeyiz. Eğitim alanında, is-tihdam alanında sorunlar var. Gençlerin eğitimi ve hayata eşit şanslarda atılmaları önemli...      Türk toplumunun bize kazandırdığı müthiş bir zenginlik var. Biz de, açılım ve onlarla bütünleşme irademi-zi ortaya koyuyoruz. CDH partisinde savunduğumuz “humanist” politikanın bir gereği bu, inanın seçim öncesi propoganda lafları değil... Din, sosyal sınıf, kültür ayırımı yapmadan, insanlarımızı bir araya getirmenin mücadelesini veriyoruz.
      Türk toplumunun gerçek bir saygınlığı olduğu bariz. Türk toplu-munun diğer bazılarına örnek oluşturması gerektiğini, model olduğu-nu düşünüyorum. Kendisine ve di-ğerlerine saygısı olan, barışçı, uyumlu, devlete ve yetkililere hür-metli bir toplum. Türk toplumunda hissettiğim birlik ve beraberlik ile dayanışma zihniyetinin Belçikalılara da örnek olması gerektiğini düşü-nüyorum. Türkler bizim zenginliği-miz ve Belçikalıların, bunun farkında olduklarını düşünüyorum.ü    Yabancılara yerel seçimlerde oy hakkı verilmesi konusunda çok şeyler söylendi ama sözler tutulmadı...ü Evet, büyük bir hayal kırıklığı söz konusu. MR ve Louis Michel engellemeseydi, o yasa geçecekti. Biz muhalefetten olumlu oy verecektik, iktidardaki sosyalistler ve yeşiller de katılacaklardı. Yazık oldu çünkü söz verilmişti. Bunu engelle-yenler, insanları aldatmış oldular, özellikle liberaller bu konuda ikiyüz-lü davrandılar.  ü Türkiye-AB ilişkileri size ne düşündürüyor?ü   Türkiye her açıdan zengin ve çok boyutlu bir ülke. Biz, Türkiye’yi AB içinde görmek istiyoruz. Bu katılımın gerçekleşmesi için atılması gereken adımlar olduğu biliniyor. Bu katılım AB’nin boyutlarını ve kültürel zenginliğini geliştirecektir. Avrupa sınırları Yunanistan’da bitmiyor. Türkiye ile farklılıklarımız olduğu kadar ortak tarihimiz de var. AB bünyesinde birleşme, küresel gücümüzü arttıracaktır.ü Yani siz, “Türkiye’nin katılımı AB’nin sonu olur” diyen Valery Giscard d’Estaing gibi düşünmüyorsunuz...ü Hayır. Zaten o sözleri sarf ettiği zaman hemen bir yazılı açıklama yaparak mutabık olmadığımızı duyurduk.ü Biz laik Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine son derece bağlı insanlarız. Sizin bu konuda düşünceleri-nizi sorabilir miyim?ü Atatürk, olağanüstü bir insan olarak olağanüstü şeyler başardı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik ve siyasi temel yapısını oluşturdu. Birlik, bölünmezlik sağladı. Türki-ye’nin küresel boyutlarını, büyüklüğünü kanıtladı. En önemlisi, o günkü koşullarda bile, din ve dev-leti bir arada tutmak, bunları birbi-rine karıştırmak tuzağına düşmedi. Bütün bunları görmek ve başarmak için ufukları çok geniş bir lider ol-mak gerekiyordu. Bence, Türkiye’-de “pozitif” olan her şeyin kayna-ğında Atatürk var. Türkiye’nin stra-tejik konumuna, komşularına, coğ-rafyadaki yerine bakınca, İslam dünyasının bazı ülkelerine bakınca, laiklik ilkesinin önemi, Mustafa Kemal’in, ülkesi için yaptıkları daha net  görülüyor.q