ü
“Efendiler ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler,
dervişler, müritler, mensublar memleketi olamaz. En doğru ve en hakikî
tarikat, medeniyet tarikatıdır.” 1925
ü “Din vardır ve lâzımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var.
Malzemesi iyi fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar
döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş.
Aksine, birçok yabancı unsur -tefsirler, hurafeler- binayı daha fazla
hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak
zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina
kurmak lüzumu hasıl olacaktır.” 1922
ü “Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta
serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif
değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle
karıştırmamaya çalışıyor; kaste ve fiile dayanan taassupkâr
hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.”1922
ü “İnsanlık birinci devirde tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç
gibi yakından ve maddî vasıtalarla kendisiyle meşgul olunmayı
gerektirir. Allah, kullarının lâzım olan olgunlaşma noktasına
erişinceye kadar içlerinden vasıtalarla dahi kullariyle meşgul olmayı
tanrılık özelliğinin gereklerinden saymıştır. Onlara Hazreti Âdem
Aleyhisselâmdan itibaren bilinen ve bilinmeyen sayısız denecek kadar
çok nebiler, peygamberler ve elçiler göndermiştir. Fakat Peygamberimiz
vasıtasiyle en son dinî, medenî gerçekleri verdikten sonra artık
insanlıkla aracı ile temasta bulunmaya lüzum görmemiştir. İnsanlığın
kavrayış derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması sayesinde her kulun
doğrudan doğruya tanrısal düşüncelerle temas kabiliyetine eriştiğini
kabul buyurmuştur ve bu seb-epledir ki, Cenabı Peygamber,
peygamberlerin sonuncusu olmuştur ve kitabı, en eksiksiz kitaptır.” 1922
ü “Muhammed'i bana, cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi
tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek
şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır. Anlamaktan da çok
uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmuş bir derviş, Uhud Muharebesinde en
büyük bir komutanın yapabileceği bir plânı nasıl düşünür ve tatbik
edebilir?” 1923
ü “Bizim dinimiz en mâkul ve en tabiî bir dindir. Ve ancak bundan
dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabiî olması için akla, fenne,
ilme ve mantığa uyması lâzımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen
uygundur.” 1923
ü “Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla alâkası olmadığını
bildiriyor. Bazı kimseler zamanın yeniliklerine uymayı kâfir olmak
sanıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış yorumu yapanların
amacı, İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her
sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, beyinledir.” 1923
ü “Bizim dinimiz, milletimize değersiz, miskin ve aşağı olmayı
tavsiye etmez. Aksine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin
değer ve şerefini muhafaza etmelerini emrediyor.” 1923
ü “Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır.
Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir
edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur;
biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa,
milletin menfaatine, islâmın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey
dinîdir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı
mükemmel olmazdı, son din olmazdı.” 1923
ü “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile
dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl
inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Şuura aykırı, ilerlemeye mâni
hiçbir şey ihtiva etmiyor.” 1923
ü “Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu
faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalb ve vicdanından çekip
alamamıştır ve alamaz.” 1923
ü “Bizi yanlış yola sevkeden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere
din perdesine bürünmüşler, sâf ve temiz halkımızı hep din kuralları
sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz...
Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din
örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.” 1923q Atatürk