[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]


[ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ]

     Bu sayımızda okuyucularımıza Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli olaylarını kısaca hatırlatacağız. SALTANATIN KALDIRILMASI     Mudanya Mütarekesi'nden sonra, Lozan Barış Konferansı için hazırlıklar başlayınca, Osmanlı Hü-kümeti, Türkiye Büyük Millet Mec-lisi Hükümeti yanında konferansa katılmak arzusunda olduğunu bildirdi. İtilaf Devletleri'nin, hâlâ İstanbul'da bir hükümet tanımak ve onu da Türkiye ile birlikte konferansa çağırmak istemeleri ve bu hüküme-tin de, delegeleri beraberce seçmek için Büyük Millet Meclisi'ne başvurması, Mustafa Kemal Paşa'yı hare-kete geçirdi.       Gerek Mustafa Kemal Paşa'-nın, 24 Nisan 1920 tarihli önerge-sinde ve gerekse 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa’da egemenliğin millette olduğu ilan edilmişti.      Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve pek çok milletvekili tarafından getirilen padişahlığın kaldırılması teklifi, 30 Ekim 1922 günü TBMM'de görüşülmeye başlandı.      Saltanatın kaldırılması hakkında kanun tasarısı, Türkiye Büyük Mil-let Meclisi Karma Komisyonu’nda görüşülürken, bu görüşmelerin faz-la uzadığını ve çıkmaza girmekte olduğunu gören Mustafa Kemal, Komisyon Başkanı’ndan söz aldı ve tarihe geçen konuşmalarından birini yaptı. Dedi ki:     “Efendiler. Egemenlik ve salta-nat hiç kimse tarafından hiç kimse-ye, ilim icabıdır diye müzakereyle, tartışmayla verilemez. Egemenlik, kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına el koymuşlardı. Bu yolsuzluklarını altı asırdan beri sürdürdüler. Şimdi de, Türk milleti bu saldırganlara artık yeter diyerek ve bunlara karşı ayaklanarak, egemenliğini kendi ellerine almış bulunuyor. Bu artık olup bitmiş bir meseledir. Şimdi söz konu-su olan, ulusa egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız tar-tışması değildir. Ulus, egemenliğini almıştır. Şimdi, bu olayı sadece bir yasa ile yasallaştıracağız. Bunu, şu veya bu şekilde gerçekleştireceğiz. Burada toplananlar,  Meclis ve her-kes, meseleyi doğal olarak görüp kabul ederse, sanıyorum en uygunu olur. Aksi takdirde, gereken yine yapılacaktır ama belki bazı kafalar kesilecektir!..”     Mustafa Kemal Paşa'nın bu çok önemli ve tarihi konuşması sonunda, Karma Komisyon'da görüşülen teklif hemen kabul edildi ve acilen Genel Kurul’da görüşülerek, 1 Ka-sım 1922'de yasallaştı.      Yeni Türkiye'nin yeni temelle-rinin de bir ifadesi olan bu karar ile, hilafet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat (padişahlık) kaldırıl-dı. Ertesi gün, TBMM, Osmanlı veliahdı Abdülmecid Efendi'yi halife seçti.      Saltanatın kaldırılma kararı üze-rine, 17 Kasım 1922'de, Sultan Vahdettin, İngiltere himayesine sı-ğınarak yurdu terk etti ve Malta'ya gitti. Osmanlı tarihinde ilk defa bir padişah düşmana sığınıyordu.ANKARA'NIN BAŞKENT OLUŞU
     Lozan Barış Antlaşması'nın TBMM tarafından onaylanmasından sonra, İstanbul 23 Eylül 1923'ten itibaren düşman tarafından tahliye edilmeye başlandı. 6 Ekim 1923'te İstanbul'un yabancı işgal kuvvetleri tarafından boşaltılması tamamlandı.     İsmet Paşa (İnönü), Ankara'nın başkent oluşunu öngören önergeyi 9 Ekim 1923'te, on dört arkadaşı ile birlikte, Malatya Milletvekili ola-rak TBMM'ye verdi. İsmet Paşa, Ankara'nın hükümet merkezi ol-ması konusunu acil bir sorun ola-rak görüyor ve bunun, Lozan'dan itibaren zihnine yerleşmiş bulundu-ğunu ifade ediyordu.     Anadolu’nun ortasındaki Anka-ra’nın coğrafi konumu yanısıra, başka gerekçeler de başkentin İs-tanbul’dan ayrılması görüşünü des-tekliyordu. Bunlardan biri de, Hali-felik’ten uzaklaşmak, Halife’yi İs-tanbul’da bırakıp hükümetten ko-parmak, devlet dışına itmekti.     TBMM’ye önerilen Anayasa maddesi gayet kısaydı:
     “Türkiye Devletinin makam idaresi Ankara şehridir."      13 Ekim 1923'te TBMM'de kabul edilen tek maddelik bir yasa ile Ankara, yeni devletin başkenti oldu ve böylece Cumhuriyet ilanı için de bir adım daha atıldı. CUMHURİYET'İN İLANI      Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922'de aldığı tarihi kararında, saltanata son vermişti. Bu tarihi kararın da açık bir belirtisi olarak, 1921 Anayasası ile yeni si-yasal rejime geçilmişti ancak, Cum-huriyet resmen ilan edilmemişti.     TBMM, 1 Nisan 1923'te se-çimlerin yenilenmesine karar verdi ve yeni kurulan Meclis, Lozan'da elde edilen antlaşmayı onayladı.  Lozan Barış Antlaşması'nın kabulü ve 6 Ekim 1923'te Türk Ordusu-nun İstanbul'a girmesiyle Türk va-tanının bütünlüğü gerçekleşti ve böylece bir devir kapandı, yeni bir devir açıldı. Siyasal rejimin 23 Ni-san 1920'den itibaren kaydettiği gelişmelere uygun devlet şeklini bulmak da, bir zorunluluk haline geldi.       Cumhuriyet'in Kabulü 25 Ekim 1923 günü gelişen bir kabine bu-nalımı, Büyük Millet Meclisi'nde çalışma güçlüğünü ortaya çıkardı. 28 Ekim 1923 günü akşamına ka-dar kabine kurulamaması üzerine, Gazi Mustafa Kemal Paşa, Çanka-ya köşkünde yemek sırasında arka-daşlarına; "Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz" dedi.      29 Ekim 1923’te, Cumhuriyet ilan edildi. Aynı gün, Cumhurbaş-kanlığı seçimi yapılarak, Gazi Mus-tafa Kemal Paşa oybirliğiyle yeni Türk Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. HALİFELİĞİN KALDIRILMASI
     1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla, Sultan-Halife gibi, çifte görevi olan Osmanlı hükümdarının elinden egemenlik hakları, devlet yetkileri alınmıştı. Eski Os-manlı hükümdarına sadece, dini başkanlık yetkileri tanınmıştı. Hükümet, TBMM'nin seçtiği Halife Abdülmecid Efendi'den, sadece Müslümanların Halifesi ünvanını kullanmasını, gösterişli hareketlerde bulunmamasını istemişti. Abdülme-cid, halife seçildikten sonra kendisine verilen talimata aykırı olarak, "Halife-i Müslimin" ünvanından başka sıfat ve ünvanlar taşıyarak, Cumhuriyet hükümetinin talimatı dışına çıktı.      Bazı politikacılar ise, "Hilafet aynı hükümettir, hilafetin hukuk ve görevini iptal etmek hiç kimsenin hiçbir meclisin elinde değildir" diye-rek, Halife'yi, Padişah gibi yaşatmak istiyorlardı. Bu durum halifelik kurumu hakkında bir an önce ön-lem alınmasını gerektiriyordu. Fa-kat Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı halifeliğin kaldırılması için zorlayan önemli sebep, Halife mevcut olduk-ça Türkiye'de yapılması zorunlu olan sosyal ve laik karakterdeki devrimlerin yapılamayacağı idi.      3 Mart 1924 tarihli, "Hilafetin ilgasına ve Hanedan-ı Osmaniye'-nin Türkiye Cumhuriyeti memalik-i hariciyesine çıkarılmasına dair ka-nun"la hilafet kaldırıldı. Böylece, yeni Türkiye önemli bir adım daha attı.      Hilafetin kaldırılmasının Türki-ye'de ve dünyada geniş yankıları oldu. Hilafetin kaldırıldığı 3 Mart 1924 günü, bir diğer kanunla da Şer'iye ve Evkaf Vekaleti (Bakan-lığı) kaldırıldı. Bu bakanlık tarafından yönetilen okullar ve medrese-ler de kaldırıldı. Tevhid-i Tedrisat kanunu da o gün kabul edilmişti. TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birliği bir sistem olarak benimsendi.  Yeni Türkiye'nin kültür hayatında çok önemli bir aşamayı başarıya ulaştıran Tevhid-i Tedrisat Kanunu, aslında büyük bir kültür hamlesidir. Eğitimin birleştirilmesi ile, özellikle 19. yüzyıl sonlarından beri Türkiye eğitiminde görülen medrese ve okul (mektep) diye devam eden iki-liliğe son verildi. "Tevhid-i Tedrisat Kanunu" ile öğretim ve eğitim birliği sağlanarak milli kültür birliğine yönelmek istendi. Öğretim ve eği-time milli ve laik bir karakter veren Tevhid-i Tedrisat Kanunu, milli ge-lişme tarihinde daima büyük yer tutacak bir inkılabın da adı oldu.     Tevhid-i Tedrisat Kanunu, öğretim ve eğitimin birliğini sağlarken,  medreselerin kaldırılmasını da sağ-ladı.      Ve sıra, Cumhuriyet tarihinin en önemli devrimlerinden birine geldi: